Güzel değil batmakla gaib olan bir mahbub. Çünkü zevale mahkum, hakiki güzel olamaz. Aşk-ı ebedî için yaratılan ve âyine-i Samed olan kalp ile sevilmez ve sevilmemeli.
Gün olur ey meh-ı nâzım bu sabâhat da geçer
Bizi hicrânda koyan bu şeb-i hayret de geçer
Vâsıl-ı evc-i kabûl eyle recâmız yohsa
Yerde kalmaz sanma âh-ı felâket de geçer
Nâ-hudâ Nûh-ı nebî olduğu dem şek yokdur
Gavta-i varta-i Tûfân bu nevbet de geçer
Hat gelip leşker-i hüsnü geçicek dildârın
Dili muIber eden ol kîne vü nahvet de geçer
Sâf kıl âyîne-i sîneni nîk ü bedden
Tab’a âmed-şud eden sûret-i hayret de geçer
Çekilenler kalur Es’ad bu cihân içre hemân
Vakt-i şâdî de gelir mevsim-i mihnet de geçer
Furlong'u en çok sarsan şey, kızın kömürlüge kapatılması veya bas rahubenin pervasızlığı değildi; kendisinin gözleri önünde kıza karşı takınılan tavır, kızın bebeği sormayışı ki kız Furlong'tan sadece bunu istemişti, kendisine uzatılan parayı alışı, hiçbir şey yapmadan kızı orada, masada öylece terk edişi, ve kızın hırkasının altındaki memelerinden akan süt, ve Furlong'un tam bir iki yüzlü gibi, hicbirsey yokmuş gibi davranıp ayine gidişi en kötüsüydü.
Fâtır-ı Zülcelal, insanı câmi' bir âyine ve küllî bir ubudiyetle ve ulvî bir mahiyetle yaratmıştır. Her ferddeki hakikat-i ruhiye, yüzbinler suret değiştirse, izn-i Rabbanî ile ölmeyecek, yaşayarak geldiği gibi gidecek. Öyle ise o şahs-ı insanînin hakikat-i zîşuuru ve unsur-u zîhayatı olan ruhu dahi, Allah'ın emriyle, izniyle ve ibkasıyla