Kalbin bâtınına, başka muhabbetlerin girmesine meydan verme. Çünki bâtın-ı kalb, âyine-i Samed'dir ve ona mahsustur.
On yedinci söz
Güzel değil batmakla gaib olan bir mahbub. Çünkü zevale mahkum, hakiki güzel olamaz. Aşk-ı ebedî için yaratılan ve âyine-i Samed olan kalp ile sevilmez ve sevilmemeli.
Envar Neşriyat·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Gün olur ey meh-ı nâzım bu sabâhat da geçer Bizi hicrânda koyan bu şeb-i hayret de geçer Vâsıl-ı evc-i kabûl eyle recâmız yohsa Yerde kalmaz sanma âh-ı felâket de geçer Nâ-hudâ Nûh-ı nebî olduğu dem şek yokdur Gavta-i varta-i Tûfân bu nevbet de geçer Hat gelip leşker-i hüsnü geçicek dildârın Dili muIber eden ol kîne vü nahvet de geçer Sâf kıl âyîne-i sîneni nîk ü bedden Tab’a âmed-şud eden sûret-i hayret de geçer Çekilenler kalur Es’ad bu cihân içre hemân Vakt-i şâdî de gelir mevsim-i mihnet de geçer
Sayfa 409
........... BAKMAKDAN
1 Ferâgat eylemez gönlüm rûh-ı dildâra bakmakdan Ferâgat mı ider bülbül olan gülzâra bakmakdan 2 Perîşân-hâl olurmış ol melek-manzar beni görse Tabîb olan niçün i'râz ider bimâra bakmakdan 3 Rakîb-ile o gün yüzlü nigâr görmesem tan' mı Meseldür göz kamaşur dirler ilde kara bakmakdan 4 Harîm-i Ka'be-i kûy-ı habîbin gel safâsın gör Ne feth olur sana sûfî kurı dîvâra bakmakdan 5 Cihândan cândan geçdi gönül bu râh-ı 'ışk içre Ölürse geçmez iy sûfî cemâl-i yâra bakmakdan 6 Şehã bir tût-i gûyâ-durur şekker-şiken gönlüm Ferâgat mi ider âyîne-i ruhsâra bakmakdan 7 Sıyâmî zülf-i dil-berden perîşân olsa dil tan' mı Meseldür tıfl olan elbetde korkar kara bakmakdan
Furlong'u en çok sarsan şey, kızın kömürlüge kapatılması veya bas rahubenin pervasızlığı değildi; kendisinin gözleri önünde kıza karşı takınılan tavır, kızın bebeği sormayışı ki kız Furlong'tan sadece bunu istemişti, kendisine uzatılan parayı alışı, hiçbir şey yapmadan kızı orada, masada öylece terk edişi, ve kızın hırkasının altındaki memelerinden akan süt, ve Furlong'un tam bir iki yüzlü gibi, hicbirsey yokmuş gibi davranıp ayine gidişi en kötüsüydü.
Sayfa 69·Kitabı okudu
Fâtır-ı Zülcelal, insanı câmi' bir âyine ve küllî bir ubudiyetle ve ulvî bir mahiyetle yaratmıştır. Her ferddeki hakikat-i ruhiye, yüzbinler suret değiştirse, izn-i Rabbanî ile ölmeyecek, yaşayarak geldiği gibi gidecek. Öyle ise o şahs-ı insanînin hakikat-i zîşuuru ve unsur-u zîhayatı olan ruhu dahi, Allah'ın emriyle, izniyle ve ibkasıyla