Fahişenin satmak durumunda olduğu aslında cinsellik değildir; düşüştür, aşağılanmadır. Müşteri de cinselliği değil, üstünlüğü, bir başka insana üstün olma gücünü satın almaktadır. Belirli bir süre içinde bir başka insanın iradesine egemen olmanın başdöndürücü hırsını, sözüm ona zorla yaptırılması akla en son, ayıp ve tabu sayılması ise akla ilk gelen bir edimi yönetmek ve ona egemen olmak yeteneğini satın alır müşteri.
Nedense uykusu telefonla bölündüğünde,
arayan kişiye “evet uyandırdın” diyemezdi. Uyumak ayıp bir şeydi sanki ya
da bir telefonla uyanmak, uyandırmaktan daha feciydi.
Sırat köprüsü, kıldan ince kılıçtan keskindir. Uzunluğu üçbin yıllık yoldur. Bin yıl
yokuş, bin yıl düz, bin yıl iniş yoldur. O, cehennem üzerine kurulup, mahşer halkının
cümlesi onun üzerinden geçip giderler. Kimi şimşek gibi, kimi ok gibi, kimi seğirtir at
gibi, geçerler. Kimi günahlarını yüklenmiş yürür, kimi cehenneme düşüp yanar.
Cehennem ise feryat eder ki: "Ey mümin! Tez geç ki hakikatte senin nurun, benim
ateşimi söndürmüştür." Şu halde müminler selametle sıratı geçerler. Kevser
havuzundan içerler. Onda yıkanıp, ayıp ve noksanlarını tekmil ederler. Cennete girip,
herkes mertebesince makamını bulur.
ABD'de yetişkinlerin %23'ü, yani dört kişiden biri, güneşin dünyanın etrafında döndüğüne, yetişkin nüfusun %7'si de çikolatalı sütün kahverengi ineklerden geldiğine inanıyormuş. Bilgiye bu kadar kolay ulaşılabilirken, dünyaya egemen bir süper devletin "ben" saplantılı bireylerinden söz ediyorum. İçinde yaşadığımız düzen için büyük bir ayıp, O kişileri "Aptal" diye tanımlayarak onlara gülüp geçebiliriz. Oysa tabii tutuldukları düzen onları cahil kılan. Reklamlarını dayatıyorlar, ipe sapa gelmeyen seçimlerini yaptırtıyorlar, biz de dünyamızı düzenin beklentileri üzerine kuruyor, uyumumuzla sistemi meşru kılıyoruz.