Aşk, savaş, acı, ölüm, ayrılık, hüzün ve keder bu kitapta fazlasıyla vardı.
Savaşın kavurucu yıkımına, soğuk enkazına ve o enkazdan geriye kalanların kanayan ruhlarına acıdım.
Taliban'ın (sözde) şeriat ile yönettiğini sandığı yönetim biçiminin özellikle kadınlara uyguladığı zulmü iliklerime kadar hissettim ve sinirden dişlerimi sıktım okurken.
Bir şehrin coğrafyası yüzünden acımasız bir hayata maruz bırakılan kadınları, ah Meryem ve Leyla keşke size sıkıca sarılabilseydim. Ah kadınlar...
Okuduktan sonra bu kadar acı çekmeme rağmen, defalarca ağlamama neden olmasına rağmen harikaydı. Her kelimesi ile mükemmeldi.
Uzun süre etkisinden çıkamayacağım sanırım.
Bin Muhteşem Güneş (Midi Boy)
Allah, Hazreti Adem'in burnuna yaşam nefesini verirken , kendinden bir parçayı da onun canına katmıştır. Allah aynı zamanda içimizdedir.Ama nefsimizin istekleri bizi yanlış yola sürükler, yemeğe , uykuya , şehvete duyduğumuz açlık , kabaran benliğimiz o kutsal parçayı ruhumuzun en derin kuyusuna iter ki, çoğu insan kendi içindeki bu cevherin farkına bile varmaz. İste bu parçayı fark ederk aramaya başlayan kişiye aşık deriz. Aramanın kendisine de aşk. Yani aslolan aramaktır.
"Kötülüğün olmadığı bir yerde iyiliğin değeri bilinmez. Ve ne varsa hepsi içimizde. Celaleddin şu sözlerle anlatır bu hali.
'Bazen melekler kıskanır masumiyetimizi,
bazen kötülüğümüzü görür de kaçacak yer arar şeytan.'