" "Hiçliğin hiçliği" der Süleyman hiçliğin hiçliği, her şey bir hiçtir. İnsanın yeryüzünde sarf ettiği çabadan eline geçen ne? Bir nesil gidiyor, öteki geliyor; ama dünya sonsuza kadar kalıyor: Olup biten şeyler ne oluyor? Keza, daha sonra ne olacak? Insanın yaptigi sey nedir? Daha sonra yapacagi sey nedir? Ve güneşin altinda yeni hic bir sey olmaz mi? Bak, iste bu yenidir diyebilecegimiz bir sey yok mu? Zira bizden onceki zamanlarda o da olmuştur. Şimdi eskiye dair hiçbir anı kalmadı. Ne de bizden sonrakilerden geriye bir hatıra kalacak. Bir vaiz olan ben, Kudüs'te İsrail'in hükümdarıydım. Gönlümü aramaya ve bilgece araştırmaya adadım, gök kubbenin altında ne yapılıyorsa her şeyi. Tanrı insanlara öyle mutsuz bir çaba vermis ki, hepsi didinip duruyor. Güneş ışığının değdiği her yerdeki bütün aktiviteleri gözden geçirdim. Bak işte, hükümdar oldum ve Kudüs'te benden önce gelenlerden daha bilgeyim. Kalbim çok şey ögrendi ve yaşadı. Bu sayede bilgeliği, deliliği, akıllığı öğrendim. Ama anladım ki, bu da zor bir iş.
Çünkü bilgeliğin olduğu yerde fazlaca üzüntü var. Çok ögrenmek isteyen kişinin çok acı çekmesi gerek. "