Ne doğumumuz ne ölümümüz
ne de doğumla ölüm arasında can çekişerek sürdürdüğümüz hayatlar bize ait.Başkalarının isteklerinden doğuyor başkalarının istediği gibi yaşıyor ve başkaları yüzünden ölüyoruz.Bizim sandığımız hayat bizim değil, bizim sandığımız beden bizim değil.
Sistem içine içine devamlı çöküyor.Yeryüzünde gördüğümüz her şeyin temelinde bir enkaz.Tüm medeniyetler kendilerinden önce yıkılmış başka medeniyetlerin üzerine kurulu.Geçmişin kaderi gelecekte mütemadiyen tekrarlanıyor.İnsanlar baştan beri yeni şehirlerini hep yıkılmış eski şehirlerin üzerine kuruyor.O yüzden en modern yapının bile hücrelerinde yıkılmış eski bir yapının izi var.yara gibi.İnsan o yaraların islaklığında yaşayan parazittir.Hayal kırıklıklarıyla geleceğe dair umutlarının birbirine göbekten bağlı olmasını umursamadan,yenenle yenilenin aynı şey olduğunu kaale almadan,çökmüş hayatların üzerine çöke çeke kurduğu yeni hayatları kutsamak için uydurdugu metinlere tapa tapa geldiği şu medeniyet noktasında tarihin asalağı olarak var olmaktan başka seçeneği yoktur.