İskender Pala’nın okuduğum ilk kitabı. Hikayesi iyi ama kurgusu iyi değil. Birbirine kavuşamayan iki aşığın hikayesini anlatıyor. Bahşı roman boyunca bıkmadan usanmadan sevdiğini ararken, yaşadığı tutkusu bir yerden sonra takıntılı bir aşka dönüşüyor. Bu süreçte yanında olan Gunala, Bahşı’nın aşkını bildiği ve Bahşı tarafından reddedildiği halde asla vazgeçmeyip, takıntılı bir şekilde ömrünü ona feda ediyor. Kaknusia’nın sığındığı İshak ise, Bahşı’yı öğrendiği halde sırf Kaknusia’ya olan aşkından türlü oyunlarla Bahşı’yı Kaknusia’dan uzak tutuyor. Böylece bir sarmala dönüyor. Ayrıca olay örgüsü boyunca Kaknusia’nın duygularına yer verilmemesi eksiklerden bir tanesi.
Kaknusia Bahşı’dan haberdar olup İshak’ı seçseydi ya da Bahşı kendi iradesiyle Gunala’yı seçseydi gerçek aşk orada başlayabilirdi. Ama bu haliyle şizofrenik takıntılı bir durum gibi geliyor bana.
Bu hikaye çerçevesinde arka planda Osmanlının o dönemini güzel yansıtmış. Hem tarih hem de Türk filmi tadında romantik aşk hikayesi sevenler için güzel bir kitap.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Okumaz Yazmaz, Agota Kristof’un kısa ama derinden etkileyen otobiyografik bir kitabı. Çocukluğundan başlayan öykü, yetişkin hayatında yaşadığı savaş sonrası mültecilik, dil öğrenme zorluğu, anadilini koruma mücadelesi ve asimile olma ile ilgili yaşadığı sıkıntıları etkili bir dille anlatıyor.