günün birinde ya çıldıracağız, ya dünyaya hâkim
olacağız. şimdilik bir rakı parası bulmaya çalışalım ve parlak istikbalimizin şerefine birkaç kadeh içelim.
seni görmek istiyordum kısacası.
insan görmekle bile bazı şeylerin ağırlığına dayanabilir, avunabilir, hayal kurmağa devam edebilir. sen anlamazsın tabii. anlamak için, insanın bazı eksik yönleri olmalı.
fakat sen kimsin ki benim için? sen, beni asla, asla tanımayan bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için? sadece bir defa seni alıkoyabileceğimi sandım.
“tanı beni, tanı beni artık!” diye haykırıyordu bakışlarım. fakat senin gözlerinde sevimli ve hiçbir şey bilmeyen bir gülümseme vardı. beni bir defa daha öptün. ama beni tanımadın.
korkuyoruz. düşünmekten ve sevmekten korkuyoruz. insan olmaktan korkuyoruz. insan yerine bir yığın kuklalar yaratıyoruz. insana benzetirsek, onlara acımaktan korkuyoruz. işin içine bir kere acıma girerse, ondan bir daha kurtulamamaktan korkuyoruz.