" İnsanlar, aslanlar, kartallar, keklikler, boynuzlu geyikler, kazlar, örümcekler, suda yaşayan sessiz balıklar, denizyıldızları ve gözle görülemeyenler, yani tüm yaşamlar, tüm yaşamlar, tüm yaşamlar acınası bir döngüyü tamamlayıp sönüp gittiler. Binlerce asırdan beri yeryüzü canlı tek bir yaratık barındırmamaktadır üstünde ve şu zavallı ay durmadan fenerlerini yakar durur. Çayırlarda turnalar çığırtılarıyla uyanmıyor artık ve duyulmuyor ıhlamur korularında mayısböcekleri... "
Çünkü yer yüzünde hiçbir şey, karanlıktan gelen bir çocuğun fark edilmeyen sevgisine benzeyemez, çünkü o, öylesine umutsuz, öylesine teslim olmuş, öylesine adanmış, öylesine pusuda bekleyen ve tutkuludur ki, yetişkin bir kadının arzulu ama bilinçaltında hep beklentide olan aşkı ile karşılaştırılamaz.