“Zihni sanki tüm vücudunu kaplamış ama bir hayal örtüsü ile örtülmüş gibi muğlak, titretici, umut verici ama az üstünden çekildiğinde de acı vericiydi. Acıyı hissetmemesinin yolu örtüye sarılı durmasıydı. Ne yapıp edip dünyayı kendine değdirmemesi gerekiyordu.”
“En iyisi düşünmemekti. Kaçmaktı. Kendi içime kaçmak. Fakat bir içim var mıydı? Hatta ben var mıydım? Ben dediğim şey, bir yığın ihtiyaç, azap ve korku idi.”