Ayşe Koçak

Yaşar Kemal'i Abartmalıyız
10/10
·438 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2025 14:27
Bu incelemeyi kitabı bitirir bitirmez, hissettiklerim bu kadar tazeyken yazmak istedim. İçimdeki coşkuyu nasıl anlatabilirim bilmiyorum ama kelimelere dökmeye çalışacağım. İnce Memed'in çocukluğundan başlıyoruz okumaya. Değirmenoluk köyünden, Abdi ağasından , zulümlerinden... Eziyet eden Abdi Ağa'dan kaçıyor Memed ve çevre köydeki Süleyman emmiye misafir oluyor. Aradan zaman geçiyor , Abdi Ağa İnce Memed'in yerini öğreniyor ve o kısa zararsız macera ile kalsa yaşayacak olan Abdi Ağa Memed'i köye getirip zulümlerine zulüm ekliyor. Anasını mı dövmüyor, parasız mı koymuyor, aç bir aç bırakıyor fıkaracıkları. Zalim zulmeder de mazlum büyümez mi? Büyüyor büyümesine de hâlâ çocuk aslında. Sevdiği , hayaller kurduğu bir Hatçe'si var. Düşünüp taşınıp plan yapıyor, Hatçe'yi de alıp kaçıyor. Tabi bizim köy hiç sakin durur mu? Bunlar olmadan önce Hatçe'yi Abdi Ağa'nın yeğeniyle nişanlıyorlar. Nişanlı kız kaçınca Abdi Ağa Memed'in peşine, yeğeni Hatçe'nin peşine düşünüyor. Yanlarına da iyi iz süren Topal Ali'yi alıp başlıyorlar aramaya. İki sevdalı genç o gece çok uzaklaşmadan kıvrılıveriyorlar ormandaki bir ağaç kovuğuna. Tüm umutların coştuğu gün hayatları tepetaklak oluyor. Sayfa 159'da şöyle bir cümle kuruyor. "İnsanlarla oynamamalı. Bir yerleri var, bir ince yerleri, işte oraya değmemeli." Bu zamana kadar tüm zulümlerine boyun eğen İnce Memed'in o ince yerine basıyor Abdi Ağa. Böylece Memed kendilerini bulan Abdi Ağa ile yeğenini vuruyor. Hatçe'yi sana bir şey yapamazlar gayrı , beni bekle diyerek köye geri yolluyor. Kendisi de Süleyman emminin yarına varıyor. Beni rahat bırakmazlar dağa çıkacağım ben diyor. Ve hikayemiz Memed'in eşkiyalığa başlamasıyla giriş kısmını tamamlamış oluyor. Bundan sonra olay örgüsüne dair yazacağim tek bir kelime bile okuma zevkini baltalar. O
İnce Memed 1Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202374,3bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Gastronomi Öyküleri
8/10
·90 syf.··
2024 26. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2024 20:53
Çok kıymetli bir eserin ilk incelemelerinden birini yazıyor olmak oldukça güzel bir his. Körelmiş Bıçaklar 5 öyküden oluşan bir öykü kitabı. Yazarın Buzdolabı Vatandaşları kitabından sonra öykülerini okumak çok farklı bir deneyimdi. Açıkçası gastronomiye dair mutfaktan başka ne yazılabilir diye düşünüyordum. Okudukça neler neler yazılabileceğini fark ettirdi. İlk öykümüz kitabın da ismi olan Körelmiş Bıçaklar. Tezgah'ın üstünde asılı duran ve kullanılmamaktan körelmiş bıçakların hikayesi. Başlangıçta Şef, Şef Bıçağı dışındakileri kullanmadığı için tezgahta olanlara dair biraz fazla atıp tutabileceği bir alan açılmış Şef Bıçağı'na. Ta ki Santoku gelene kadar. Kendisi pek keskin bir Japon bıçak. Şef Bıçağı'nın saltanatının sona ermesiyle artık mutfağın gerçekleri dile dökülür. Bıçaklarla nasıl empati yapılır göreceksiniz. İkinci öykümüz Damak Tımarhanesi. Bu içlerinde en sevdiğim hikayelerden biriydi. Hatta uzun uzun roman olsa da delirmesini öyle okusak diye geçirdim içimden. Ama sanırım öyküye daha çok yakışmış ve çok güzel hakkı verilmiş. Michelin Yıldızlarını kaybeden şefin eş zamanlı olarak aklını da kaybetmesini anlatıyor. Başlangıçta herkes masum tutkularla başlarken her işe hırs kimisini delirtiyor. Kimi zaman mecaz kimi zaman bu öyküdeki gibi gerçek anlamıyla. Ve üçüncü öykü, Epikür'ün Sofrası. Hikaye MÖ 3. yy.da Atina'da geçiyor. Dönemin cinsiyetçi yaklaşımı yüzünden hiçbir felsefi toplantıya katılamamış olan genç kadını masalarına davet eden beyaz sakallı adamın gastronomi öğretilerinin karşılamasıyla başlıyor. Bu hikayedeki 3. Öğreti gözlerinizi dolduracak. Tekrar insanlığınızdan utanacaksınız. Hatta limon gördüğünüzde o çocukları hatırlayacaksınız. Ama iyi gelecek, silkeleneceksiniz. Gözlerimizi kapamayı çok seviyoruz ama dünyada açlıktan ölen çocuklar diye bir acı
Gastronomi
Körelmiş BıçaklarEmre Turan · Kent Kitap · 202478 okunma
Sanal Oyun Canavarı
9/10
·88 syf.··
2024 25. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2024 13:02
Karakterimiz Hayri, serüvenin başında çocukken zamanla bir canavara dönüşür. Bu incelemeyi yetişkinlerin okuyacağını düşünüp Hayri'nin rüyasındaki canavardan değil de Hayri'nin canavar oluşundan bahsedeceğim. Çünkü okuduğunuzda asıl canavarın kim olduğunu görüyorsunuz. Hayri hikayenin başında tam olarak bir çocuktu. Okuldan gelince çantasını dolabına koyar, ayağına sarılan 4 yaşındaki kardeşi Eylül'le oyunlar oynar, ödevlerini yapar, ekmek alma görevini ve daha sonra sahiplendikleri kedinin kumunu değiştirme görevini üstlenerek onları da tamamlardı gün içinde. Sonra Hayri'nin hayatına tablet girdi. İlk önce arkadaşı Hakan'ın tabletiyle oynamak için devamlı onlara gitmeye başladı, daha sonra okullarındaki kitap okuma yarışmasını kazanarak kendisi de bir tablet sahibi oldu. Ve akıllı uslu dediğimiz çocuk canavara dönüştü. Masanın üstünde onu rahatsız ediyor diyerek kedisi Düldül'ü yere mi itmedi, kardeşi Eylül'ün suratına mı bakmadı... Zamanla oyun oynamayı bile unuttu, tablet elinden alınınca annesine kızdı. Hayri canavara dönüştü. Kitabın devamında rüyasında bir sanal oyun canavarı gören Hayri'nin tabletten uzaklaşmasını okuyoruz ancak o kısma daha sonra geleceğim. Ellerimizle gerçekten canavarlar yarattık. Hiçbiri çocuk gibi değil artık. Aile içinde çocuğun sözü ayet bellenir hale geldi. Aman ağlamasın tabletle oynasın, aman yemek yesin yeter ki, aman şöyle aman böyle. Biraz sert olacak belki ama çocuklarınıza tableti ebeveyn yapacaksanız hiç çocuk yapmayın. 1 yaşında çocuk tiktok kaydırıyor. Ailesi de alkışlıyor. 5 yaşındaki çocuk, oyundaki daha çok şeyi alabilmek için kayıtlı karta tıklıyor. Ve farkında mısınız çocuklar ruh gibi. Özleri çekilmiş sanki. Sadece tableti telefonu elinden aldığında çığlık atacak tepkileri kalmış bedenlerinde. Bunun dışında kontrollü
Edebiyat
SanocMehmet Teber · Çok Çocuk Kitap · 202372 okunma
Kimse Üzülmese Olmuyor Değil Mi?
10/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2024 5. kitabı
Ah canım Feride'ciğim... Hayatta kendimizden başka kimsenin seçimlerine müdahil olamıyoruz, karşınızdaki insan göz göre göre "size göre" yanlış bir karar verse bile. Aslında bu oldukça güzel ve yerinde bir durum ancak insan nedendir bilinmez karışmak istiyor. Sanki "senin aklın yetersiz bırak da ben karar vereyim" dercesine. Ne ukala ve terbiyesiz bir bilinçaltı. Feride'ciğim çok nahif, çok kırılgan. Onu her ne kadar bu kırgın haliyle görmeye dayanamayıp Kâmran'a razı olsam da çoğu zaman keşke kendini iyileştirebilse de o muşmula suratlıyı sevmeyi bıraksa diye düşündüm. Tıpkı doktorcuğum gibi. Roman, teyze oğlunu seven Feride'ciğimin hikayesi. Ona o kadar kıyamıyorum ki, ismini telafuz ederken bile dikkat ediyorum. Bu uçarı kaçarı kızımız bir sevdadır düşüyor içine. Öyle çocuk ki, sevgi nasıl gösterilir bilmiyor, nasıl karşılanır bilmiyor. Ancak o çocuk haliyle nişanlanıveriyor. Vakit geçiyor ve bizim nahif kızımız gönlünün orta yerinden kırılıyor. Ve uçarı çocuk gidiyor, güçlü kadın geliyor. Köylerden köylere geçip çocuklara öğretmenlik yapıyor çocuk haliyle. Bakmayın büyüdü dediğime, kılıf sadece. Küçücük çocukların sorumluluğunu alıyor. Hatta diyor ki kendisi; "Bir sonbahar akşamı, gönlümün içinde öldürülen küçüklerin boş yerini başkalarının çocuklarına verdim." Gittiği ilk köyde bir yavrucak giriyor hayatına, önce öğrencisi sonra kızı oluyor güzel Munise. O da küçücük yaşında bir sürü dert yüklenmek zorunda kalmış, kimse bakmak istemeyince bizim öğretmen hanımcığımıza kalıyor bu güzel Munise. Birbirlerine güzel yoldaş oluyorlar. Bir de doktorcuğum var tabi, ilk köyde kısacık bir karşılaşıyoruz kendisiyle. Sonra asıl Feride'ciğimin son gittiği köyde dahil oluyor hikayemize. Bu üç güzel insana kalbiniz eriyor, onları sarıp sarmalamak isteğiyle dolup
Edebiyat
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,3bin okunma
"Herkes Neden Yazar Olmamalı"nın Örneği
3/10
·416 syf.··
2023 41. kitabı
Neresinden tutsam diye düşünüyorum yazarken. Açıkçası kulüp kitabı olduğu için kitabı yarım bırakmamak için çok direndim, halbuki kolay okunan bir kitap. Burada neredeyse herkes tarafından övülmüş, çoğu kişi tarafından beğenilen bir kitap olarak karşıma çıktı. Ancak kitap çok yetersiz. Yazarın başka kitabını okumadığım için sadece bu kitapta mı yazamamış yoksa genel olarak yazamayan bir yazar mı bir fikrim yok. Önce konusundan bahsedeyim, sonra tekrar eleştiriye döneceğim. Kitap Maya isimli bir memur ile başlıyor. Maya, cumhuriyetin ilk yıllarında burada hocalık yapmış bir profesörü karşılamak ve ilgilenmek üzere görevlendirilmiş çalıştığı üniversite tarafından. Profesör de zamanında eşiyle Almanya'nın nazi kamplarından kaçmaya çalışan ve dolayısıyla bir şekilde yolu Türkiye'ye düşmüş biri. Önce Maya'nın ama sonlarına doğru asıl anlatılmak istenen kişi olan Maximillian'ın hikayesini anlatarak şekilleniyor. Açıkçası kitabın neden bu kadar övüldüğünü anlayabiliyorum ancak biraz edebi yeterlilik değerlendirilecek olursa kesinlikle bu övgüleri hak etmediğini söyleyebiliriz. Edebiyat konusunda daha yetkin insanlar eminim çok daha derin eleştirilerde bulunmuşlardır. Kitap başlar başlamaz, 10. sayfada fazlasıyla yapay bir anlatım olduğuna dair not almak durumunda kalmışım. 15. sayfada buraya yazamayacağım şekilde olan bir not almışım, çünkü yazar 80 yaşındaki adam için söyle bir cümle kuruyor: "İçimden gelmesine rağmen valizini yaşımaya yardım etmeyi teklif etmedim. Çünkü bunu bir gencin yaşlıya yardımı değil de, Müslüman bir kadının içine yerleşmiş kölelik duygusuyla geleneksel hizmet anlayışı olarak görmesinden çekiniyorum." Yazarı polyanna olarak değerlendirmiyorsanız bunun kendi biliçaltının açığa vurumu olduğunu net bir şekilde görebilirsiniz. Daha ileri sayfalarda
Edebiyat
SerenadZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021164bin okunma