Aysel Kılınç

Aysel Kılınç
@ayselklnc
Severiz okumayı.
Ancak zaaflarımızı seven bizi hakkıyla sever, meziyetlerimizi herkes zaten kabul eder.
Sayfa 94 - Dergah Yayınları·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bir gün bir kırılma yaşadım. O günden sonra freni patlamış araba gibi yokuş aşağı savruldum. İndim indim indim... Profesyonel destek aldıktan sonra nefes almaya başladım ancak bitmedi. Daha çok çaba versem de dibe doğru inmekten kurtulamadım. Fark şuydu ki nelerin olduğunu artık anlıyordum. Çok bunaldığım bir gün sevgili Mervem: "30 küsur yılı son iki yıldır yoluna koymaya çalışıyorsun, elbette her şey hemen yoluna girmeyecek. Üstelik artık daha bilgesin." dedi. Doğru. Acı; bilgeliği getirdi, getiriyor, getirecek. Dün, bir öğrencim "Hocam sizi henüz çok kısa tanıyorum, ancak çok seviyorum." dedi, ışıl ışıl. Biraz da utanarak. Duygusunu net, samimi ifade eden genç bir beyefendi. Ben de seni çok seviyorum, dedim. Daha bilge bir Ayseldim, biliyordum. Nerede olmamam gerektiğini canım yansa da biliyordum artık. Üzülerek söylüyorum ki ilgiye, her türlü imkâna boğulmuş ama duygularını yaşamaktan haberi olmayan gençlerden - ki bunun en büyük sorumlusu yetişkinler - orta halli imkânlarla okumaya çalışan ama farkındalığı olan gençlere. Ve o ân uzun yıllardan sonra içimden geçen cümle şuydu: "Huzurla çalışmak diye bir şey varmış."
Bir insanın değerini kendi değerinin farkına varmış kendisiyle uyum yakalamış insan bilir ancak, benzeri bir söz okumuştum. Bakıyorum; dilini, kalbini korkak alıştırmayan ve dozunda değer vermeyi bilenlere hakikaten olmuş bu diyorum.
Bazı özel okullar ağustosun şu sıcağında öğretmenleri çağırıp çalışmalara başladı bir kısmı da ilerleyen günlerde bu görsel şova dahil olacak. Kutlamalar, patlamalar, konfetiler havada... Şapkadan tavşan da çıkarsalar fena olmaz hani 😂 Ağustosun bu cayır sıcağında sırf veliye ve kamuoyuna ne kadar çok çalışıyoruz mesajı vermek için türlü orta oyunları.. Hey Allah'ım sen akıl fikir ver. Yıllarca özel okulda kör tavuk gibi çalışmış değerli bir eğitimci olmama ama kendi değerinin farkında olmayan bir birey olmama bakıp da diyorum ki ne sabretmişim be...! Biri de çıkıp desin şu sıcaklarda kaç para alıyor bu üniversite sıralarında dirsek çürütmüş geleceğimizi emanet ettiğimiz kıymetli öğretmenlerimiz?? Özel okul velisi uyanık olmadıkça bu düğüm nasıl çözülür bilmiyorum. Şahsen ben anne olsam şu eğitimci kafamla öğretmenin baş tacı edilmediği hiçbir özel okula çocuk vermem. Çünkü şov, konfeti, sihirbazlık gösterisi, lüks mekânlarda açılış değil eğitim lazım bana kardişiiiim eğitim..! Ahh dilini eşek arısı ısırmasın Aysel, kaleminin mürekkebi tükenmeyesice... Yaz be..! Ne güzel yazıyorsun.. Yazıyorum çünkü biliyorum ki ülkem, ancak değerimin farkında olursam hep bir adım öteye gider. Aksi halde elin memleketi gelişir ben ağzımı açar izlerim.
Sosyolojik bir tespit:
Zihinsel anlamda kendini bir noktaya getirmiş, kendi değeri üzerine çalışmış, kendine kafa yormuş biri; asla alalade ilişkiler, arkadaşlıklar yaşayamaz artık. O yüzden evlilikler, kendi değeri üzerine çalışmış insanlar arasında yapılırsa tadından yenmiyor. Öte türlü -kişilerde gelişme, değişme düşüncesi de yoksa hele- birbirinin travmaların tetikle dur oyununa dönüyor.