Kitaplarla, resimlerle, güzel şeylerle dolu olan, insanların alçak sesle konuştukları, kendilerinin ve düşüncelerinin temiz olduğu bir havayı solumak istiyorum.
Vatan meselesi çıkınca insanoğlu değişiyor. Galata'yı tutanlar kimlerdir, bilir misin? Polis, sabıkalılar, külhanbeyler falan. Evet, polisle sabıkalı el ele verdi. Garip değil mi? Ama adı üstünde, Millî Mücadele bu! Bu ateşte sabıka falan kalmaz, hepsi temizlenir.
Dünyada başka mesut milletler de vardı. Onların bizim yaşlardaki gençleri, hiç de bizim bu anda olduğumuz gibi bir "olmak ve olmamak" meselesiyle meşgul değildiler. Onlar aşkı, sporu düşünüyorlar; yaşlarının tabiî iştiyakları ve meseleleriyle meşgul oluyorlar, kurulmuş bir hayatın imkânlarından istifade ederek çalışıyorlardı. Biz ise el parçası kadar bırakılmış, çok harap bir vatanda yaşamak imkânlarını düşünüyorduk.
Yıllardır Kudüs ile ilgili yaptığımız tek şey slogan atmak ve miting yapmak. Kendimizi düzeltmedikçe yazıp çizmek, konuşmak, söylemek laf ü güzaf. Bir zamanlar ben de çok yazdım, çizdim, gidip o onurlu halkı kendi topraklarında gördüm, Filistin toprağının havasını soludum, suyunu içtim, ekmeğini yedim. Kalbimin bir parçasını o güzel diyarda bıraktım döndüm. Ama sonra gördüm ki şâir Kısakürek'in ifadesiyle fert fert değişmedikçe hiçbir şey değişmiyor. Evvelâ yok olmuş değerleri diriltmeli, şapkayı önümüze alıp düşünmeli. Batı müreffeh bir yaşam sürerken Doğu neden bunca zulme revâ görülüyor? Bunu deşmeli. Ben sınıflarımda edebiyat tarihi bilgisini anlatmaktan çok dürüstlüğün farkına varsın diye çaba veriyorum meselâ. Yalan söylemesin, arkadaşını kandırmasın, empati kursun, hor görmesin hiçbir varlığı diye anlatmıyorum artık; tavsiye vermiyorum nasihat etmiyorum, yaşamasına ortam hazırlıyorum meselâ.
Sen kendi çevrende türlü haksızlığa göz yum, sus; sonra "dava" de koca bir medeniyet için sosyal medyada klavye şövalyesi ol. Mitinglerde bayrak salla. Şaşılacak şey doğrusu..! Biz daha komşumuzla güzel geçinmeyi öğrenememişiz, çalışanın hakkını tastamam vermeyi ögrenememişiz, adam kayırmayı torpili yegâne yükselme basamağı yapmışız, koltuklarımızı yakınlarımıza arka çıkmak için kullanmışız, liyakatsizlik desen gırla.. Sonra gel Filistin de, Kudüs de... Yav he he kendimizi düzeltmedikçe böyle safımızı belli ederek cennetlik olacağız. Hadi oradan; insanı kandırmaya alışmışız Allah'ı da kandırırız sanıyoruz...!
Not: Samimiyetle yaşamaya çaba veren ve yazıp çizen, mitinglere katılan tekrar diyorum samimi tüm kardeşlerim hariç.
Sosyal medya, partner adaylarına ulaşmada "asrın buluşu" rolü oynamaktadır ancak gelirken yanında ilişki kurma biçiminde sığlığı, aidiyetsizliği, kopukluğu, kendine yabancılaşmayı da getirmiş, zaten can çekişen ilişki modellerine bir yeni sorunlu dil daha eklemiştir.