Aysel Kılınç

Aysel Kılınç
@ayselklnc
Severiz okumayı.
Hoş olmayan duygular sadece olumsuz bir şey düşündüğünüzün ve ona inandığınızın göstergesidir. Duygularınız, yavru ördeklerin annesini izlemesi kadar mutlak biçimde, düşüncelerinizi izler. Ama yavru ördeklerin sadakatle izlemesi, annenin gittiği yeri bildiğini göstermez. ... Duygularınızın hiçbiri o kadar da özel değil. Aslında, duygularınız, çoğu zaman olduğu gibi, çarpıtılmış bilinçlerinizin ürünü olduğundan pek de istenilen şeyler değildir.
Sayfa 70 - Psikonet·Kitabı yarım bıraktı
Psikoloji-İnceleme
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Psikoterapi; hayata, insanlara daha önce bakmadığın gözlerle bakmana sebep oluyor. Bi kere sorgulamaya, kendi yaşamına eğilmeye başladıysan bir daha asla "eski sen" olamıyorsun. Çocukluğunun geçtiği sokakları arşınlarken büyüdüğün çevreye, seni büyüten ebeveynlere bakarken dalıp gidiyorsun. Sonra fark ediyorsun ki seni yaşamda engelleyen her nedeni ilmek ilmek söküp yeniden örmen gerekecek. Geç kaldım duygusu yoğunlaşsa da duyguya sebep olan şeyin düşüncen olduğunu öğrenmişsindir. Bir daha asla o kuyuya düşmemen gerektiğini biliyorsundur. Evet geç kaldım, çok hem de. Liyakatsiz birçok insanın tezgahından geçemezken kendini aptal sandığın her an için kendinden özür dileyip yeniden örmelisin işte ilmek ilmek o hayatı.

Aysel Kılınç

, bir kitap okudu
Puan vermedi·510 syf.·
2023 1. kitabı
Vladimir Bartol
9/10 · 50bin okunma
Bir zamanlar küçük bir Aysel vardı: Herkesin iyilik için var olduğuna inanan, bilgili bir ağabeyi ablayı gördüğünde onlara ilahlaştırırcasına saygı duyan, kendi bilgisini görgüsünü onların yanında hiçe sayan, onlar ne derse doğru sanan, aşağılasalar bile vardır bir bildikleri deyip işine bakan... Türk sanat müziğine, seyahat etmeye aşık... Küçücük kalbinde boyundan büyük duygular taşıyan... Bulunduğu ortamda kalbi onay vermese de bura iyidir, inançlı insanların arasıdır deyip konfor alanından çıkmayan... Şimdi kulağında enfes bir eserle terasta gökyüzünü içine çeken, yaşadığı tüm hayal kırıklıklarına tebessüm eden, artık yavaştan -hep gülen- gözlerinin kenarlarında kırışıklıklar başgösteren, acısı tatlısıyla tüm hikâyesini kucaklayan ve bir zamanlar o çok saygı duyduğu bilgisine görgüsüne güvenip kendini yok saydığı insanların da aslında kendisi gibi sadece kusurlu bir insan olduğunun farkına varan, kalbi onu aşan duygularla değil de milyon şükürle dolan, eksikliğini görüp kendini o eksiklerle bağrına basan bir Aysel var. Kimse bize bir zarar veremezmiş meğer biz izin vermeseymişiz. İşte koca ömrümün en büyük dersi.
Her duyduğumda, okuduğumda Mustafa Kemal'in devlet adamlığına hayranlığımın arttığı konu şu ki: Milli Mücadelede kahraman ordumuz cephede canhıraş savaşırken -Eskişehir Kütahya gibi bir yenilgi ile Sakarya nehrinin doğusuna çekilirken- öyle ki meclise top sesleri geliyor; meclis, Ankara'dan Kayseri'ye mi taşınsın tartışması yaşanırken Mustafa Kemal, öğretmenleri toplayıp Maarif Kongresi düzenliyor. Bu nasıl bir vizyon arkadaş..! Biliyor ki asker cephede savaşırken eli kalem tutan da kalemiyle verecek mücadeleyi. Şimdi öğretmene gösterilen muameleye bakıyorum bir de tarihe.. Derin bir âh çekiyorum.. Ve bu kongre için kendisini eleştirenlere "Cehaletle mücadele, düşmanla mücadeleden daha zordur." diyor. Yaaa..! Kalemim daha neler yazar da susalım bunun üzerine.