Şu ışıklar içinde görünüp kaybolan kadınlara bak! Ne derilerindeki beyazlık insan derisi beyazlığı ne gözlerindeki siyahlık insan gözü siyahlığı ne dudaklarındaki kızıllık insan dudağı kızıllığıdır. Tabiatın eserleri hiç de bu sahne yaratıkları kadar güzel değil. Kırmızı, sarı, yeşil, siyah boyalar; renksiz etleri, çipil gözleri, soluk dudakları değişikliğe uğratarak harap uzviyetlerden birer gençlik ve güzellik mucizesi vücuda getirmiş. Kim diyor ki kadın şimdi eskisi gibi yüzünü sıkı örtüler altında saklamıyor? Ya boya örtüleri? Bunların altında hakiki çehreyi hiç görmek kabil mi? Boyalar olmasa bilmem kadın ne yapardı?
- Kadın ne yapardı bilmem... Fakat boyalar olmasa bilmem ki göz nasıl boyanırdı?
Şan ve şöhreti dünyayı tutan Paris kadını nadiren güzeldir. Paris caddelerinde rastlanan güzel kadınlar, ekseriyetle Güneyli veyahut yabancıdır. Fakat estetik ölçülerine uygun bir güzelliğe sahip olmayan Parisli kadınlar, istisnasız sevimlidirler.
Gayet sade giyinen, hatta kıyafetçe iptidaî bir şekil arz eden, ekseriyetle henüz saçlarını kestirmeyen kadının bütün tehlike cazibesi ağırbaşlılığından, saflığından, konuşmasından ve bilhassa anlatılmaz işve ve edasından geliyor. Bunlar, dünyanın en güzel kadınlarına Parisli kadının cesaretle meydan okuyabilmesi için kâfidir.
Her hayvanın avı, kendisinden daha küçük ve daha müdafaasız bir yaratık iken tahtakurusunun gıdası kendisinden bir milyon defa büyük olan insanın derisi altındadır. Ne ağlanacak talih!
Mimari eserler, fazla çirkinliğe fazla garabete gelmez. Gülünç bir resme bakmamak, fena bir şiiri veya ahenksiz bir musikiyi dinlememek suretiyle bunların zararlı tesirlerinden ruhumuzu koruyabiliriz fakat fena mimarın eserinden sakınmak kolay bir iş değildir. Aciz bir muhayyile, fakir bir ruh; yol ortasında dikilmiş taştan koca bir şekil halini alınca bütün bir şehrin manevi sıhhatini nesillerce bozmak kudretinde bir tehlike olur. Son senelerin ağlanacak sahte mimarisi yüzünden değil midir ki ruhumuzun estetik kabiliyetine delil aramak için geçmiş sanatkârların eserlerine başvurmaktan başka çare bulamıyoruz.