Az önce Taksim AKM'de bir programdan çıktım. Kızkardeşimin de mensubu olduğu Medeniyet Üniversitesi, Savaş ve Göç konulu çok güzel bir program hazırlamıştı. Salonun girişinde muazzam bir resim sergisi karşılıyor bizi. Önce Savaş ve Göç konulu bir konser, ardından Ahıska Türklerini anlatan bir tiyatro eseri ve en sonunda da bir belgesel gösterimi vardı. Sanırım bir sinema filmi gösterisi de olacak ancak ona kalmayacağım. Duygularım sıcakken yazmak istedim. Program boyunca hem eserleri dinlerken hem tiyatroda yer yer gözyaşı döktüm ve içimden şu cümle geçti: "Dünya, acılarla dolu." ve biz insanlar gerçekten çok büyük acılar çekiyoruz. Hâl böyleyken kendi küçük dünyalarımızda neden birbirimize zehir ediyoruz dünyayı, anlayamıyorum. O kadar büyük acılar var ki bazen ikili ilişkilerimizde ya da insanlarla olan çoklu ilişkilerimizde acılar çekiyor, günlerce aylarca yaşadığımız travmayı atlatmaya çalışıyoruz. İnsan, insana kötülük etmemeli. Yeryüzünde zaten hepimize yetecek kadar acı var. Hâl böyleyken neden ilişkilerimizde birbirimizi bu kadar hırpalar, egolarımızı tatmin etmek için birbirimizi harcarız?