Ayşenur Memiş

Ayşenur Memiş
@aysenurmemis
Okurum, yazarım, çizerim naçizane ve mütemadiyen düşünürüm... "Kitap bir limandı benim için." twitter.com/aysenurm98
Büyük Doğu Okumaları 13
Puan vermedi·270 syf.··
2021 30. kitabı
Büyük Doğu Okumaları grubumuz için tahlil niyetiyle yazıyorum: Tanrı Kulundan Dinlediklerim eseri, Üstad Necip Fazıl'ın Efendisi Seyyid Abdülhâkim Arvâsî Hazretlerinden naklettiği metinlerden oluşuyor. Arvâsî Hazretleri fikirden edebiyata, sanattan tarihe, eğitimden irfana birçok mesele hakkında tespit, değerlendirme ve önerilerde bulunmuş. Bu eserle birlikte, Üstâd'ın ruhî dünyasındaki, kalemindeki, üslubundaki o büyük etkinin Efendisi Abdülhâkim Arvâsî Hazretleri olduğunu apaçık görebiliyoruz. Arvâsî Hazretlerinin altı adet mektup şeklinde anlattığı Türk sanat ve fikir dünyasının geçirdiği merhaleler üzerine yaptığı çıkarımların çok önem arz ettiğini ve buna bilhassa değinmek gerektiğini düşünüyorum. Türk sanat ve fikir dünyasını beş döneme ayırmış: Osmanlı'nın kurulmasından Tanzimat'a kadar, Tanzimat'tan sonra geçen yarım asır, Birinci Dünya Harbine gelinceye kadar süren çeyrek asır, Cumhuriyet'in ilanına kadar geçen süre ve Cumhuriyet'ten o günlere (1930-40lar) kadar geçen süre. Her bir dönemin sanat ve fikir adamının gelişimini isimler ve yaptıklarının örnekleriyle ele almış. Fikir ve edebiyat dünyasının bu şekilde net, kısa ve öz tahlil edebilmek için bu dünyayı çok yakından ve iyi bilmek gerekir. İnanılmaz bir ilgisi ve dikkati olduğu kesin. Burada dönemler için yapılan tasnife çok aşinayız. Zira Üstad'ın birçok kitabında da muhteva bakımından temel teşkil eden tasnifler, Arvâsî Hazretlerinin yapmış olduğu bu tasnife dayanıyormuş meğer. Üstâdın birçok meseleye birden bu kadar hâkim olmasına hayrandım. Meğer bu birikimin kaynağı Abdülhâkim Arvâsî Hazretleriymiş. Özellikle ahlâk davamız ve maarif meselelerimiz özelinde yapmış olduğu tahlillere ve çözüm önerilerine hâlâ ihtiyacımız olduğu için; Tanzimat'tan beri kanayan yaralarımıza merhem olmak yerine tuz
Tanrı Kulundan DinlediklerimNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 2021400 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Büyük Doğu Okumaları 12
Puan vermedi·226 syf.··
2021 20. kitabı
Bu incelemeyi Büyük Doğu Okumaları grubumuz için kitap tahlili niyetiyle yazıyorum: Eser, Üstâd Necip Fazıl'ın Batı dünyasının şimdiye kadarki fikir dünyasının geçtiği merhaleleri açıklayarak, yorumlayarak, eksikliklerini ortaya koyarak ve tasavvufun manasını, ortaya çıkışını, tasavvufla ilgili birçok meseleyi anlattığı eseridir. "Batı Tefekkürü" ve "İslâm Tasavvufu" olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Batı Tefekkürü bölümünde Üstâd, milattan önceki dönemlerden başlayarak 20. asra kadar olan fikir akımlarından bahsediyor. Batıdaki fikri ve felsefi akımların her birinde neyin eksik olduğunu ortaya koyuyor ve hakikatten neden uzak olduğunu açıklıyor. Üstâd'ın Batıya bu kadar hâkim olmasına hayran olmamak elde değil. Batı felsefesinin özü madde ve akıl, akıl ise hakikate varmak noktasında sınırlıdır. Bu yüzden hakikate varır gibi olup, aklı akılla yenmeye çalışıp, sonunda hep kaybetmiştir. Tasavvufla arasındaki en önemli fark madde ve mânâ kavramlarına verdikleri hükümlerdir. İslâm Tasavvufu bölümünde Üstâd, "tasavvuf nedir" sorusuna birçok örnekle cevap veriyor. Tasavvufun Efendimiz aleyhisselam'ın bâtını olduğunu, kimilerinin dediği gibi sonradan ortaya çıkmadığını söylüyor. Tasavvufu ve tasavvufun ortaya çıkışını anlamak için, Efendimiz dönemine gitmemiz gerekiyor. Tasavvufun Hazreti Ebu Bekir ve Hazreti Ali (radiyallahü anhüm) vasıtasıyla iki koldan devam ettiğini öğreniyoruz. Bu bölümü okurken tasavvuf bahçesinin güllerinden insanın ruhuna dokunan birçok hatıraya konuk oluyoruz. Üstâd, daha önceki eserlerinde de yaptığı gibi tasavvuf çerçevesinde ruh ve nefs kıyaslaması yapıyor. Ruhî ve nefsanî ahlakın unsurları üzerinde duruyor. Batı her şeye akıl gözüyle bakar, bu yüzden tasavvufu anlayamaz. Çünkü tasavvuf "bu iş ne akılla olur, ne de akılsız..." düsturuna
Batı Tefekkürü ve İslam TasavvufuNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 19992,153 okunma
Büyük Doğu Okumaları 11
Puan vermedi·144 syf.··
2021 14. kitabı
Büyük Doğu Okumaları grubumuz için kitap tahlili niyetiyle yazıyorum: Esselâm, Üstâd Necip Fazıl'ın Peygamber Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) hayatını şiirle anlattığı, "Mukaddes Hayattan Levhalar" diye tanımladığı eseridir. Eser Efendimiz'in mukaddes hayatının yıl sayısından ilhamla 63 parçadan oluşuyor. Efendimiz'in hayatını nesirle anlatan çok kitap okudum ama nazımla anlatana hiç rastlamamıştım. Üstâd'ın şiirlerini ve Çile kitabını çok severim lakin böyle bir kitabı olduğunu hiç bilmiyordum. Üstâd kitabın başında Türk edebiyatının bu eseri İslâmî tahassüste ilk temel kitabı saymasını umduğunu dile getirmiş. Ben de umuyorum ki, bu eser "şiirle siyeri birleştirme" noktasında ilk ve temel eser sayılmalı. Üstâd Necip Fazıl'ın Sultanu'ş-Şuara (Şairler Sultanı) olduğunu, şiirde nasıl bir kabiliyeti olduğunu, kelimeleri ne kadar şuurlu kullandığını çok net bir şekilde görebiliyoruz. Efendimiz söz konusu olduğunda Üstâd'ın kalemininin tadı bir başka oluyor... "O güne kadar zaman, Sarılan bir makara, Sonra çözülen iplik..." "Manzara şu ki artık, bir hadîs gereğince: <Bu dünyanın safâsı gitti, kederi kaldı!..> O gitti ve hayat, bir kemik, bir deri kaldı!" Üstâd, "O ki, varlık o yüzden" dediği Efendimiz'in dünyaya teşrifini zamanın başlangıcı olarak nitelendirmişti. O'nun dünyadan gidişiyle de dünyanın zayıf ve garip kaldığını ifade etmiş... Allahümme salli âlâ seyyidina Muhammed ve âlâ âli seyyidina Muhammed Ayşenur Memiş
EsselamNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 20171,120 okunma
Büyük Doğu Okumaları 10
Puan vermedi·608 syf.··
2021 11. kitabı
Büyük Doğu Okumaları'nda en sevdiğim kitaba geldik ve tahlil niyetiyle yazıyorum: Allah'ın Sevgilisi, âlemlerin efendisi, insanoğlunun ufku, Allah'ın son resulü Peygamber Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) hayatını Üstâd Necip Fazıl'ın o güzel ve derin üslubuyla okuyoruz Çöle İnen Nur'da. Efendimiz'in (s.a.s) hayatını birçok yerde okumuşuzdur. Belki kronolojik bir sırayla, sadece tarihi bir olaymış gibi okuduk. Efendimiz'in (s.a.s) hayatının ve risalet davasının tarihi bir olaydan ibaret olmadığını anlamak için hissederek okumak gerekir. Kelimeler ve üslup da, hissederek okumada büyük bir etkiye sahip. Üstâd ise kelimeler ve üslup noktasında adı üstünde, bir üstâd. Çöle İnen Nur, hissedilerek okunsun diye yazılmış sanki. Efendimiz'in (s.a.s) ahlâkını, hadiselerin arkasındaki mânâyı, sahabenin imanını, aşkını, feyzini, fedakarlığını, mücadelesini hissediyor ve bunlara ortak oluyoruz. Üstâd'ın tasvirleri, tabirleri, tahlilleri ve tespitleri siyere bambaşka bir pencereden bakmamızı sağlıyor. Hissetmenin yanında idrak ederek de okuyoruz. Ayşenur Memiş
Din
Çöle İnen NurNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202112,2bin okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2021 6. kitabı
•Sevdiğiniz biriyle (eda gören) aynı kitabı okuyup birlikte tahlil etmek gibisi yok :) Hele ki kitap hakikat doluysa tadına doyum olmuyor...• Hay bin Yakzan, insanın bu dünyadaki anlam ve varlığın özünü arayışını simgeliyor. Aklı ve bilgiyi kullanarak Allah'a ulaşmayı gösteriyor. Bu eserden esinlenilerek Batıda birçok eser ortaya konmuş fakat ne yazık ki bizde yeterince bilinmediği için bir karşılığı olmamış. Hay bin Yakzan doğduğunda bir sandığın içinde denize bırakılmış ve ıssız bir adaya düşmüş. Bir ceylan tarafından büyütülmüş. Ceylan ona sevgi, şefkat ve ilgiyle yaklaşmış. Hay, ceylanı annesi bilmiş. Çocukluk çağına kadar temel ihtiyaçlarını ceylanın yardımıyla karşılamış. Etrafındaki hayvanları, bitkileri inceleyerek birçok bilgi edinmiş. Ceylan yaşlanıp öldüğünde onu canlı tutan şeyin ne olduğunu aramaya başlamış. Annesinin ona karşı olan sevgisi ve şefkatinin cansız bedeni olmadığını, bedenden çıkan bir şeyin olduğunu anlamış. Burada varlığın özünün madde değil, mânâ olduğu anlatılmak istenmiş. Kıymetli olanın, ölümsüz olanın ruh olduğu bilinci ortaya konmuş. Bundan sonra Hay, gözlem ve deneyleriyle tabiatı keşfetmeye devam etmiş. Yeryüzündeki ve gökyüzündeki cisimleri incelemeye başlamış. İncelediği bitki, hayvan ve diğer nesnelerin türlere ayrıldığını, türler arasında farklılıklar olsa da aslında tek bir öze sahip olduğunu anlamış. Yaptığı bu gözlem ve araştırmalar sonucunda, bütün bu nesneleri yaratan bir özne olması gerektiği bilgisine ulaşmış. Böylece bu Özne'yi daha iyi tanımak istemiş. Bu amaçla gözlerini gökyüzündeki cisimlere çevirmiş. Güneşe, aya ve yıldızlara bakarak onların hareketleri, biçimleri üzerine düşünmüş. Sonsuzluk hakkında bazı çıkarımlarda bulunmuş. Hiçbir cismin sonsuz olamayacağı kanaatine varmış. Öyleyse tüm bu cisimleri yaratan,
İnsan
Hay bin Yakzanİbn-i Sina · Yapı Kredi Yayınları · 20246,3bin okunma