“Aşk,asla paylaşılmayan sır” Leyla’ya sordular: “Sen mi Kays’ı daha çok sevdin; yoksa o mu seni?” Kara gözlü,kara saçlı,kara benli Leyla iç geçirdi, üzüldü : “ Dostlar bu nasıl bir soru, bana böyle bir soruyu nasıl sorarsınız ki?!.. Elbette ben onu daha çok sevdim,onun beni sevdiğinden...” “ İyi ama Leyla , o senin için deliye döndü,çöllere düştü,adı Mecnun’a çıktı ve kurtlarla,kuşlarla konuşur oldu...”. “İşte bakın,o gitti,bana olan aşkını ona buna anlattı,ben ise aha şuracığımda,kalbimin içinde onun aşkını saklayıp durdum,hiç kimse ile ne paylaştım,ne kimseye dert yandım. Şimdi siz karar verin,o mu beni daha çok sevmiş;ben mi onu?!..”
Bazı aşıklar akıllarının bir kısmını,bazıları yarısını,bazıları da tamamını sevgiliye yönlendirir ve bu orana göre biz onlara deli, yarı deli , zırdeli gibi isimler koyarız.
Suskunluğun siyah okyanusundaki cam fanuslu bir dalgıç gibi yaşıyordu insan, kendisini dış dünyaya bağlayan halatın kopmuş olduğunu ve o sessiz derinlikten hiçbir zaman yukarı çekilmeyeceğini ayrımsayan bir dalgıç gibi hatta.