Merhaba Sevgili Okurlar
“İnsanın içi niye bu kadar soğur? Belki de yıllardır yanlış rafta bekliyoruzdur..."
Bazı kitaplar vardır, ne tam güldürür ne tam hüzünlendirir ama okudukça insanı tuhaf bir yerinden yakalar. Buzdolabı Vatandaşları işte öyle bir kitap. Gündelik hayatın saçma sapan halleri, içinden çıkamadığımız ruh hâlleri, modern dünyanın garipliği… Hepsi burada, hem de biraz alaycı, biraz kırgın, ama çokça tanıdık bir dille.
Kitapta birbirinden bağımsız gibi duran kısa yazılar var ama hepsi sanki aynı odada, aynı buzdolabının farklı raflarında duran insanlar gibi. Her biri ayrı ayrı komik, ayrı ayrı acı. Okurken bazen güldüm, bazen de "Bu kadar da ben olamaz!" diye düşündüm. Çünkü biz, buzdolabının içinde duran sessiz vatandaşlarız biraz da. Hepimiz kendi soğuk köşemize çekilmiş, kapağı kimse açmasın diye dua eder gibiyiz…
Yazarın dili sade, ama çarpıcı. Bazen sadece iki satırda, içimizden geçip giden o düşünceyi yakalayıveriyor. Hani bazı kitapları okurken altını çizmekten okuyamaz hale gelirsin ya, öyle bir his.
Eğer kafanı dağıtmak ama bir yandan da “ben ne yapıyorum bu hayatta?” diye hafif hafif düşünmek istiyorsan, bu kitap güzel bir eşlikçi olabilir.
Hem kısa hem akıcı, hem de yüreğe hafif hafif dokunan türden.
“İnsan içini ısıtacak şeyleri ararken, neden hep buzdolabına bakar ki?”