Delilik öne çıkar ve konuşur:
…
“Kısacası - hayatta hiçbir cemiyet, hiçbir samimi irtibat bensiz keyifli ve kalıcı olamaz: Ara sıra karşılıklı göz boyamasalar, birbirlerine iltifat etmeseler, akıllılık edip göz yummasalar, ağızlarına bir parmak delilik balı çalarak gelen her dalgayı yatıştırmasalar halklar hükümdarlarına, efendi kölesine, nedime hanımına, öğretmen öğrencisine, arkadaş arkadaşa, kadın kocasına, mal sahibi kiracısına, ev sakini diğer ev sakinine, akşamcı diğerine uzun süre katlanamaz.”
“Yaşamak, hiçbir zaman kolay değildir kuşkusuz. Birçok nedenden dolayı yaşamın buyurduklarını yapar dururuz, bu nedenlerin birincisi de alışkanlıktır. İsteyerek ölmek, bu alışkanlığın gülünçlüğünün, yaşamak için hiçbir derin neden bulunmadığının, her gün yinelenen bu çırpınmanın anlamsızlığının, acı çekmenin yararsızlığının içgüdüyle de olsa benimsenmiş olmasını gerektirir.”
“Nereden bilebilirdi insanoğlu? Varlığının sonuçlarını.
Hepsinin de yanıtı aynıydı: Hiçbir yerden…
Belki de bu sayede hayat devam ediyordu. Kimse, neye neden olduğunu önceden bilmediği için... Çünkü her davranışının zaman içindeki bütün sonuçlarına önceden tanıklık eden kişinin ilk tepkisi, büyük ihtimalle, durmak olurdu. Durmak ve durdurmak. Dehşet içinde. Hareket etme korkusundan kalbi durana kadar. Çünkü her hareketin nihai sonucu acıydı ve belki de, insanoğlu bunu bilse, hiç doğmazdı. Belki de daha kötüsü, bütün bunları bilse de doğmaya devam ederdi.”