“ Cahil kişilerin ruhu gübrelenmemiş, sürülmemiş topraklar gibi katıdır. Önyargılar bu ruhlara, kaya diplerinde biten otlar gibi sımsıkı yapışır, inatla büyürler. Bunları söküp atmak, kökünü kurutmak zor mu zordur. “
Dünyada iki tür insan vardır: yaşayanlar ve yaşayanları seyredip eleştirenler. Seyretmek ölümü, katılmak ise yaşamı simgeler.
Yaşamak, kendisi olabilmeyi ve yaşama etkin bir biçimde katılabilmeyi tanımlar. Bu, insanın kendi sorumluluğunu, bir başka deyişle, hayatına anlam katma sorumluluğunu içerir. Sorumluluğunu üstlenen kişi özgürdür. Özgür insan daha az korkar, onun için sevebilir!
Bilgi bir başkasına aktarılabilir, bilgelikse hayır . Bilgelik keşfedilebilir, bilgelik yaşanabilir, bilgelik el üstünde taşıyabilir insanı, bilgelikle mucizeler yaratılabilir, ama bilgelik anlatılmaz ve öğretilmez.
Adına Zaman denen o kudretli sihirbaz , her şeyi eski haline dönüştürecek olsa , gördükleriniz , mutlak yetkilerle donatılmış hükümdarlar , feodal soyluların gezinti arabaları , jezebellerin süslü püslü elbiseleri , Tanrı ‘nın evi olmaktan çıkıp hırsız yuvası haline gelmiş kiliseler ve açlıktan ölen milyonlarca köylünün kulübeleri olurdu . Fakat , hayır; Yaratıcı ‘nın ilahi takdirine uygun bir sıra takip eden büyük sihirbaz , yapmış olduğu değişiklikleri hiçbir zaman eski haline döndüremezdi . Ne diyordu o bilge Arap masallarında büyüyle şekil değiştirmişleri gören kâhinler: “ Eğer Tanrı ‘ nın isteğiyle bu şekle büründüysen öyle kal . Fakat geçici bir büyüyle bu hale geldiysen eski haline dön ! “