“Kendimizi kandırırken savaşı din gibi önemseriz. Savaşı da, dini de kucaklarız. Genellikle ikisini aynı anda kucaklarız. Bunu, ölümü yenme aracı olarak kullanmak amacıyla yaparız. Ama ikisinin de ölümü geriletmeye zerre kadar yararı olmaz. Tarih boyunca, ölümüne en yakın dostu, eli bıçaklı papaz olagelmiştir.”
“Wiggs dikkatle dinledi. Hortuların çoğu Beethoven ya da Wagner besteli olurdu. Wiggs birkaç kere uyurgezer nefesli çalgının “heavy metal rock” icra ettiğini de duymuştu. Ama Priscilla’nın horlamasında bir Stevie Wonder sesi vardı. “My Cherry Amour”dan kalma lirik bir ton. Wiggs ona uyup şarkı söylemeye çalıştı.”
“Onların inancı bu. Liderlerimiz istisnasız, bu kil gezegen üzerindeki hayatımızın bir deney olduğuna inanıyor. Sanki sonsuzluğa giriş sınavı. Onların asıl ilgi duydukları, öbür hayat. Tanrı’yla karşılıklı oturup hikayeler anlatacakları, Cennet Oteli’nin lobisinde keyif çatacakları bir hayat. İşte bu yüzden o kadar tehlikeli bu osuruklar. Dürüstlük taslayan kasıntı tipler bunlar. Bir düğmeye basıp dünyayı ateşe verseler, dünyanın kaderi böyleymiş derler. Dünya bunu hak etti, derler. Yok günahtı, yok ahlaksızlıktı… bu yüzden oldu, derler. Çoğu da için için ister bunu. İçimizde bizim gibi doğaya uyum sağlamış, rahat olanları tavada kızartmak, sonra da kendi ödüllerini tahsil etmek için.”