Puan vermedi·320 syf.··
2026 5. kitabı
Okuduğum ilk Nermin Yıldırım kitabı… kahramanımız geleceğini aydınlatmak için, geçmişindeki bir yanlışı düzeltmek amacıyla uzun yolculuklara çıkarken okurları da kahramanın iç dünyasının izdüşümünde kendi iç dünyalarında anlamlı bir yolculuğa çıkarıyor… Kelimelerle dansın başrolde olduğu melankolik bir roman. Kahramanımız Adalet, bir zamanlar üzdüğü mahsun için adaleti sağlamak adına, mutluluk ve dostluk getiren Sadi Seber ile ve kadim dostu hayallerinin Hülyası ile aramaya çıkıyor… Kitabı bitirdikten sonra, kim diyebilir ki, âh be adalet neden düştün yollara… peki ya adalet yollara düşmeseydi gerçekten yaşadığını hissedebilir miydi? Kahramanımızın pek egzantrik özellikleri var, gazetelerin üçüncü sayfa haberlerini biriktiriyor mesela… ve ne kadar üzücü ki, on yıllardır bu haberler, okuyanları duyanları izleyenleri , içten içe paramparça ediyor… dün de aynıydı bugün de aynı umalım ki yarın da aynı olmasın … Kitabın her yerinde ve nihayetinde olan şu ,adaletin dediği gibi “ kazanmak için kaybediyorum. Sahip olmak için vazgeçiyorum. Bekle beni, azalarak artmaya geliyorum”
DokunmadanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 201711,5bin okunma
8/10
·392 syf.··
2026 108. kitabı
Başlangıçlar Kitabı #okudumbitti Bazı kitaplar vardır; büyük sürprizlerle, yüksek tempoyla değil… yavaş yavaş “iyi gelerek” kendini sevdirir. Başlangıçlar Kitabı benim için tam olarak öyle oldu. Yazardan okuduğum ilk kitaptı ve daha ilk sayfalardan itibaren şunu hissettim: Sally Page insanın iç dünyasını incitmeden anlatmayı biliyor. Jo’nun Londra’ya gelişi bir taşınmadan çok daha fazlası. Dayısının kırtasiye dükkânına bakmak için gittiğinde, “tamam şimdi her şey düzelir” sandığı noktada bile içinde bir boşluk taşıyor. Ve kitap, o boşluğu dramatize etmeden, hayatın içindeki küçük anlarla görünür kılıyor. Bazen bir rafın düzeni, bazen bir müşterinin yarım kalan cümlesi, bazen de bir dolma kalemin kâğıtta bıraktığı iz… Jo’nun dünyası böyle böyle toparlanıyor. Kiliseden kaçan rahibe ve ilk kitabını yazmaya çalışan yaşlı adam… Normalde kulağa “fazla kurgusal” gelebilecek bu iki karakter, burada şaşırtıcı biçimde çok sahici duruyor. Kimse mükemmel değil, kimse mucize yaratmıyor. Sadece birbirlerine doğru yerlerden dokunuyorlar. Bazen iyileşmek, büyük kararlarla değil; doğru zamanda karşına çıkan bir insanla, bir sohbetle, küçük bir alışkanlıkla başlıyor. Hikâye, “her şeyi çözdüm” hissi satmıyor. Jo’nun kaybolmuşluğu bir anda uçup gitmiyor; insan gibi azalarak, dalga dalga geri gelip sonra yeniden yatışarak ilerliyor. Bu yüzden de okurken “ben bunu biliyorum” diyorsun. Çünkü o duygu hepimizin hayatında bir yerde var: bir şeyler yolunda giderken bile içten içe yerini bulamama hali… Dili çok akıcı; duygusu yoğun ama ağır değil. Eğer karakter odaklı, içten, umutlu ve “insana iyi gelen” bir hikâye istiyorsan, Başlangıçlar Kitabı tam yeri. Ben yazarın kalemine gerçekten ısındım; diğer kitaplarını da listeye ekledim bile. Peki siz… Yeni bir başlangıç sizin için daha çok
Başlangıçlar KitabıSally Page · The Kitap Yayınları · 202691 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·107 syf.··
2026 12. kitabı
80'li yıllardan bir toplum ruh çözümlemesi. Farklı insanlar, farklı bir millet, farklı bir coğrafya, dünyanın taa öteki tarafı ama malesef bizim geleneklerimizde de hala benzer şekillerde gerçekleştiğıni bildiğimiz olaylar. Azalarak yok olması ümidiyle.
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,4bin okunma
10/10
·208 syf.··
2025 212. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2025 00:00
"... gelişim yalnızca üzerine eklenerek olmaz, azalarak, hafifleyerek olan bir cinsi de vardır ki bu daha önemlidir." " ... öfkeni kontrol edersem, seni de kontrol ederim. öfkenle seni köleleştiririm. " "herkes kaderden bahseder ama kaderle tanışmak için onun değiştirmeye yeltenmek gerekir." Selam Okuduğum her kitabını çok sevdiğim, farklı tarzı, zorlayan içeriği ve düşündüren, sorgulayan kalemi ile her daim okuyacağım yazarlardan olan Emre Timur 'un son eseri #yabancılaşma , bilgesavaşçı'nın son yolculuğu, bende derin izler bırakan bir #kitap oldu. Bazı kitapları okuduktan sonra duygu ve düşünceleri yazıya dökmek çok zordur. Bu kitap da böyle... Kafamda kaç taslak oluşturdum bir bilseniz. Yabancılaşma... İnsanın önce kendisine sonra da diğer insanlara, topluma yabancılaşması. Ben bu yabancılaşma evresinden geçtiğimi bu evrenin de oldukça uzun sürdüğünü düşünüyorum. İnsanın kendine yabancılaşması hiç bitmiyor aslında. Bugün çünkü halimden daha farklıyım, farklı şeyler öğrendim ve bir adım daha ileriye attım. Dünkü halim ile yabancıyım diyebilir miyiz. İnsanın kendini tanıması ve olduğu gibi kabul etmesi ile bu yabancılaşma azalıyor diye düşünüyorum. İnsan hayatının bir döneminde kendi davranışlarını anlamlandıramadığı ,nedenini sorguladığı olmuştur.( Bu durum hayatı ve kendini sorgulayanlar için geçerlidir, her insanda olmayabilir.) Bu dönemler yabancılaşmanın en fazla olduğu dönemlerdir. Ben kendimi tanıdıktan, olduğum hali sevmeye başladıktan sonra topluma karşı yabancılaşma başladı. İnsan davranışları arkasındaki nedenleri, taktıkları maskeleri ve samimiyetsizlikleri gördükçe bu yabancılaşma arttı. Yazar mağaradan bahsediyor. Sanırım ben de bolca mağaramda kalmayı tercih ettim. Şimdi mağaramdan çıkma sayım ve sürem arttı. Çünkü dış etkenleri önemsememeye
YabancılaşmaEmre Timur · Epokhe Yayınları · 202575 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2022 19. kitabı
"Harika annelik mi dedin gülüm? O ben olsam bari ben olsam bariiii" "Saklambaç oynarken tenha yerlere ve inşaatlara girmeyin uyarıları, birilerinin bizi kaçırıp kolumuzu kesip dilendirebileceğinden fazlasını ifade etmiyordu. Benim için en kötü senaryo buydu. İnsanların ne kadar korkunç olabileceğini öğrenmeden büyüyen şanslı çocuklardan biriydim." "Eskiden çocuklar böyle değildi, şimdikiler bir garip cümlesi var. Ama kimse nedenini düşünmüyor. Önceden bir çocuğu bir yetişkin cümleleriyle yaraladığı zaman çocuk bunu sokakta arkadaşlarıyla oynarken,mahalle bakkalı ile dertleşirken ya da bağıra bağıra sokakta ağlayarak en az hasarla atlatabilirdi. Şimdi 4 duvar arasında ağlaması bile kontrol altında olan çocuklara, eskiden psikoloji mi vardı diye söylenmek haksızlık değil mi? Eskiden arkadaş terapiydi,sokaklar terapiydi,gökyüzü terapiydi. Şimdi, küçük bedenlerine hapsolmuş yetişkin ruhlu evlatlarımıza bakınca diyorum ki: Çocuk olmak bile eskidendi." "Bizi yoran sadece eşimiz mi? Dün akşamki dizide karısını aldatan adama duyduğumuz öfkeyi kocamıza kusuyor olmayalım ya da bakıcılarla büyüyen çocukları görünce kendi çocuğumuzun bizi zorladığını düşünüyor olmayalım." "Kimse için çok çabaya değmez derdim 20 yaşıma. Herkesi memnun edemezsin, herkes tarafından sevilmek ve herkesle iyi geçinmek zorunda değilsin. İnsanları seç, yoluna bak deyip, güler yüzünden öperdim." " Günlük hayatta, özellikle de sosyal medyada en çok ne anlatıyoruz? Çevremize vermek istediğimiz mesaj nedir? Fotoğraflarımızın altını hangi sözcükler işgal ediyor? Mutluyum, çok seviyorum, dürüstüm, kocam bana aşık, eşim bana sâdık, çok titizim, huzurluyum sözcükleri mi? Huzurlu muyum gerçekten? Peki, öyleyse neden sürekli anlatma gereği duyuyorum? Neden herkese duyurma çabasındayım? Kime ispat etmeye
Burası Gerçek DünyaŞeyma Çekici · Cezve Kitap · 2018522 okunma
Okunabilir!
6/10
·191 syf.·
2025 122. kitabı
Sufi Günlükleri serisinin son kitabı ile Muhyiddin Şekur'a veda ediyorum. Müslüman olduktan sonra tasavvuf yolculuğunu anlattığı günlüklerinde, yaşam içinde manevi işaretleri okuyabilme üzerine bir yol izliyordu. Bu seride de, yaşadıkları ile uhrevi boyutta eşitlemeye çalıştığı anılarından oluşan aynı yapıda ilerliyor. Bu kez seçtiği örnekler biraz daha ilginçti: Muppet Show gibi bir kukla gösterisinden seçtiği ile 'tasavvufa konu olacağı hiç aklıma gelmezdi' dediğim, üç bölüme ayırdığı Matrix filminden sahneleri, yaşadığı zaman içindeki yansımaları manevi dünyasında paralellik kurarak aktarıyor. Filmin içeriği ile hayatımızda görünenin ötesinde bir hakikate bağlaması elbette kendi açısından istifadesini katlayan bir durum olduğu gibi, okur için de farklı bir bakış açısı kazandırması yönünden en ilgi çekici kısımdı. Özellikle modern zamanda hızla ilerleyen yaşamı takip ederken iç dünyasına bakmayan, adeta robotlaşan insanoğlunun, durup ne için yaşadığı ve koşturduğunu düşünmesi açısından farkındalık oluşturan bir yaklaşımı var yazarımızın. Lakin, manevi dünyasında kurduğu paralelliğin tamamen kendine has bir deneyim olduğunu düşünüyorum. Herkes için aynı şekilde gerçekleşmesi mümkün olmayacak hadiselerin, en küçüğünden en ehemmiyetli olanına kadar bir işaret olarak yorumluyor. Bunu, herkesin zaman zaman başına gelen, "öyle şeyler yaşadım ki, anlatsam inanamazsın" dediğimiz, bizim çoğu kez "tesadüf" olarak isimlendirip (şahsen tesadüflere inanmam:), ihtimallerin aklımızın alamayacağı boyutta gerçekleşmesi üzerine şaşkınlığa düştüğümüz hadiselere benzetebiliriz. Yazar, maddi yaşamı manevi yaşama bağlamak için çok samimi bir gayrette olduğunu açıkça gösterirken, deneyimlerinin okuyan için bir manası olmuyor çoğu kez. Yani, kişisel deneyimi okur için fazlaca mistik hadiseler
Tasavvuf
Mercan Resiflerinin ÖtesiMuhyiddin Şekur · Sufi Kitap · 2024237 okunma