Yine de zaman, gitgide daha hızlı bir biçimde akıp gidiyordu; sessiz ritmi yaşamı parçalara ayırıyor, insan geriye bir göz atmak için bile duramıyordu. “Dur! Dur!” diye bağırmak istiyor ama sonra bunun hiçbir yararı olmadığının farkına varıyordu.
Her gün bana para gönderirdi o zamanlar annem, iki lira, beş lira... O zaman iyi paraydı bu paralar. Şimdi elli liran bile olsa, bir ekmek yiyoruz yirmi, yirmi beş lira tutuyor.
…”Mesleğin nedir?” diye sordu. Zeyd başını öne eğdi. “Hiçbir şeyim.” dedi. Bu söz üzerine rahip gülümsedi. Elini omzuna vurdu. “Bunu anladıysan çok şey olmuşsun demektir.”