…”Mesleğin nedir?” diye sordu. Zeyd başını öne eğdi. “Hiçbir şeyim.” dedi. Bu söz üzerine rahip gülümsedi. Elini omzuna vurdu. “Bunu anladıysan çok şey olmuşsun demektir.”
Ne var ki, zamane gençleri macun kıvamındaki bir yığındı; hiçbir inisiyatif taşımayan, genç olduğu günlerden anımsadığı dinçlik ve gayretin zerresini bulundurmayan...
“…Çok birdenbire, gözlerim gözlerine yazma, sözlerim sözlerine susamak, dilim diline ıslaklık bir an yaşandı. Özleşmiştik deyip geçiştirmek mümkün satırı. Kalemin buna itirazı yok. Ama o kadar basit değildir. Daha asitti. Yakıcıydı. Zorunluydu. Herbirşeyi anlatan bir sözcük yoktur ya, işte ondandı.”