*İSLÂM AHLÂKI - 458* *GÜNÂH-I KEBÂİR HAKKINDA* *11* Ve dahî, günâh-ı kebâirin, ya'nî büyük günâhların nev'i pek çokdur. Bu mahalde, yetmişikisi beyân olunmuşdur: Dîne ve ahlâka uymıyan şi'rleri okumağa, uygun olanlarını da, çalgılı, içkili, kadın erkek karışık fısk yerlerinde okumağa veyâ başka yerde okunmuş olanı, böyle yerlerde, radyodan, teypden dinlemeğe ve kadınların, oğlanların okumalarına sözbirliği ile harâm denildi.] Uygun şi'rleri, uygun yerlerde okumak câiz olur. Kalbe rikkat getirince, Allahü teâlânın merhametine de sebeb olur. Ba'zı âlimler, mubâh olan simâ'a da rağbet etmemişlerdir. Bunlar, tabî'atlerine hoş gelmediği, zevk almadıkları için simâ'ı arzû etmemişler ise de, mubâh olan simâ'ı arzû edenleri de red ve inkâr etmemişlerdir.) Kur'ân-ı kerîmi, mevlidi, ilâhîleri, salevât-ı şerîfleri fısk meclislerinde hurmet ile okumak harâm olur. Eğlence, keyf için okumak küfr olur. *(Dürrül-meârif)* 6.cı sahîfede diyor ki, (Çalgı, kadın ve oğlan sesi gınâdır. Harâmdır. Böyle olmıyan seslerle fâideli şi'rler okumak, simâ'dır, mubâhdır.) - devamı var - *İslâm Ahlâkı* hakikatkitabevi.net/book.php?bookCo... *Huzur Pınarı* huzurpinari.com
Alıntı
çeşitleme-2
* Günahın DOkunuşu (2013)- Jia Zhangke * Euridice BA 2037 (1975)- Nikos Nikolaidis * Uzlaşma Yok veya Şiddetin Hüküm Sürdüğü Yerde Sadece Şiddet İşe Yarar (1965)- Danièle Huillet * Bartleby (1970)- Anthony Friedmann
Reklam
Şurâ
30: Çi bela û musîbet bête serê we, ji ber tiştên ku we bi destên xwe kirine ye. Dîsa jî Xwedê ji gelekan diborîne. 31: Hûn nikarin li ser rûyê erdê birevin û Wî bêçare bihêlin. Ji bo we ji bilî Xwedê ti dost û ti alîkar tune ye. 32: Keştiyên ku di deryayê de wekî çiyan diherikin jî ji nîşaneyên hebûna Wî ne. 33: Ger Ew bixwaze ba dide sekinandin û keştî li ser deryayê bêliv dimînin. Bêguman di vê de ji bo kesên ku pir sebir dikin û pir şukur dikin, gelek îbret û şîret hene.
Din
Bismillahirrahmanirrahiym*
Ya settaru ya settar* ya azizü ya ğaffar* ya celilü ya cebbaru ya mukallibel kulube vel ebsar Ve ya müdebbiral leyli ven nehar* Hallısna min azabil kabri ven nar* İlahi üstür uyubena* Vağfir zünubena Ve nevvir kuburana ve tahhir kulubena* Vesrah sudurana* Ve keffir anna seyyiatina* Ve teveffena meal ebrar Vahşürna meal ahyar Sübhaneke ma arafnake hakka ma'rifetike ya ma'rufu sübhaneke ma abednake hakka İbadetike ya ma'bud* Sübhaneke ma zekerna hakka zikrike ya mezkur* Sübhaneke ma şekernake hakka şükrike ya meşkur* Fadlen minallahi ve rahmeten şükran minellahi ve ni'meten lillahil hamdü vel minneh* Elhamdü lillahi alat taati vet tevfiykı ve nestağfirullahe min külli zenbin eznebnahü amedin ve sehvin ve hatain ve nisyanin ve nuksanin ve taksıyr* Allahümme lekel hamdü hamden yüvafi niamike ve yükafi mezideke nahmidüke bi cemi mehamidike ma alimna minha ve ma lem na'lem ve ala külli halin ya mühavvilel hali havvil halena ila ahsenil hal A'dadtü li küllin hevlin la ilahe illellahü ve li külli nı'metin elhamdü lillah*
Azılı Bir Ateist Nasıl Müslüman Oldu?
Ateist Olan Mehmed Milaşev’in Dine Dönmesi İlk seminer olan Faiz Semineri, yaklaşık olarak üç saat sürdü. Sonunda, semineri büyük bir ilgi ile dinleyen hocalar, birer değerlendirme konuşması yaptılar. Bu seminerlerin başlamasında büyük gayreti olan ve kendisini saygıyla andığım Osmanlıca dersi hocası Yusuf Kerimov'un konuşması pek duygulu ve duygulandırıcı idi. "Biz burada Allah diyemezken şimdi dinî bir konuyu bu derece ayrıntılı olarak ele alabiliyoruz, dinleyebiliyoruz." şeklinde etkili bir konuşma yaptı. Ardından Enstitü müdürü Canbazov da konunun çok güzel bir şekilde işlendiğini ifade ederek takdirlerini dile getirdi. Kendisiyle ilk tanıştığım andan beri ateist olduğunu söyleyen ve bana karşı ateizmi savunmadan çekinmeyen Mehmed Milaşev de kısa bir konuşma yaptı. Şöyle dedi: "Ben bugüne kadar hep ateizme çalıştım, hep ateizme oynadım; ama ben İslâm'daki faiz konusunun bu şekilde olacağını hiç düşünemiyordum, bilmiyordum. Sanıyordum ki İslâm'daki faiz, asırlar önce bir komşunun diğerinden aldığı bir malı şu şekilde geri verirse bu faiz olur" diye o dö¬nemde de bir anlam ifade etmeyen ve hele günümüzde hiç¬bir manası olmayan bir anlayıştır. Ben konuyu böyle düşünüyordum. Yoksa böyle olacağını hiç düşünemezdim." dedi. İkinci Seminer: Kaza ve Kader: Bu seminerle ilgili yazıyı bana verdiklerinde bir nokta özellikle dikkatimi çekmişti. Ateist olduğunu açıktan söyle¬yen 69 yaşındaki Mehmed Milaşev, ateist oluşuna en çok kaza ve kader konusunu gerekçe görüyordu. Ona göre kaza ve kaderi kabul eden bir din, asla hak din olamazdı. Bu seminerle ilgili çalışmaları yaparken; onun ateistliğini üzerine bina ettiği düşüncelerinin temelsiz oluşunu ve aslında bunun onun bilgisizliğinden kaynaklandığını, do¬layısıyla seminer esnasında gerçeğin ortaya çıkacağını ve her şeyden önce de
Hayat ve İnsan
Çift Çıralı Aydınlanma
Evvel refik, ba'del tarik yani önce yoldaş, sonra yol derler ya azizim; bu kelam-ı kibar, asırların imbiğinden süzülüp gelen sıradan bir silsile değil, bilakis hayat sahnesinde bizzat tecrübe ile sabit olmuş hakikatin ifadesidir. Eğer gayemiz ve varoluşsal meselemiz bu zifiri karanlık çağda sadece kuru bir teknisyen olmak değil de etrafına safi nur saçan bir münevver mertebesine erişmekse, şurası kat’idir ki tek başına yanıp tutuşmakla hakiki bir aydınlanma hasıl olmaz. Münevverlik davası, tek kişilik bir inziva değil; asgari iki ruhun, iki muazzez kalbin yan yana gelerek birbirinin şulesini beslemesi, fıtri bir teslimiyetle birbirini aydınlatması ameliyesidir. Şayet bu mukaddes ömür yolculuğunda taraflardan biri pervane gibi yanıp tükenirken diğeri sönük bir gölge gibi solarak kalıyorsa, o menzilde, o bağ kurma usulünde fıtrata muhalif giden, yanlış ve çürük bir şeyler var demektir. İşte tam da bu fıtri nizam muktezasıyla, bu çetin dünya gurbetindeki yürüyüşümde en mühim eksiğin; yol boyu dikilen nurlu işaret levhaları gibi adımlarıma istikamet verecek, aydınlığıma bir destek hem de kalbi bir ortak olacak bir refikaya, yani bir papatya saflığındaki eşe ihtiyaç duyduğumu derk ediyorum. Zira bu yoldaşlık tesis edilmelidir ki, fani bedenin muvakkat heveslerinden mücerret, ruhu emr aleminden beslenen muzaffer bir nesil yetiştirme ulvi gayemiz inkıtaa uğramadan hayatiyet kazansın. Bizleri bu mukaddes çift çıralı aydınlanmaya ve nesil emniyetine davet eden ayeti celilede, Kaynaşmanız için size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koyması O’nun ayetlerindendir fermanıyla meşru bir refikanın kalbe zerk ettiği sekineti müjdelerken; Furkan-ı Hakim’in bir diğer ayetinde ise münevver bir iradenin ufkunu, **Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak
1000Kitap
Reklam
Reklam