Efendinin araçları efendinin evini asla yıkamaz!
Özgürleşmek, ezilenin konumundan çıkıp masadaki gücü elinde tutan o "baba" figürüne dönüşmek midir? Yoksa masayı tamamen devirmek mi? Efendinin araçları efendinin evini asla yerle bir etmeyeceği için. Bu araçlar, bize ‘efendi’yi kendi oyununda geçici olarak yenme olanağı verebilir, ancak bizim gerçek bir değişim yaratmamızı asla sağlayamaz. Ve bu hakikat, geçimlerinin tek kaynağı olarak hâlâ efendilerinin evini görenleri, yalnızca onları tehdit eder. Audre LordeAudre Lorde
Feminizm
Bir bebek doğdu mu, bir baba doğar. Babalık, bitmeyen bir acemilik. Bir hayat kurtarmak için bir ömür çalışırsın.
Kitap Alıntısı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Evlilik, gerçek bir yol arkadaşlığı ilişkisine dönüşemediğinde; insanların kendi olmasını engelleyen, benliklerini kısıtlayan, kendilerini sahte bir güven duygusu içinde avuttukları, günün sonunda herkesin yalnız hissettiği bir tür çocuk büyütme projesine dönüşür. Birey olmak, yaşamın en temel görevi ve anlamıdır. Ancak pek çok evlilik, ne yazık ki bu temel görevi engelleyen bir yapıya dönüşür. Çiftler, gerçek benliklerini ifade etmek yerine, toplumsal kalıpların empoze ettiği maskelerini takar ve birbirleriyle toplumsal roller üzerinden ilişki kurarlar. "İyi eş", "iyi anne", "iyi baba" rollerinin arkasına gizlenen birey, zamanla kendi özüyle, yani benliğiyle temasını kaybeder. Benliğiyle teması kaybeden kişi, kendini besleyecek beklentilerini bilinç dışına iter ve eşiyle sahte bir uyum yaratır. Bu sahte uyumun yarattığı güven duygusu, aslında derin bir illüzyondur. Çiftler, birbirlerini gerçekten tanımadıkları, ruhsal derinliklerine temas edemedikleri için yüzeysel bir aidiyet hissine tutunurlar. Böylesi bir evlilik, zamanla bir tür fonksiyonel ortaklığa dönüşür. Çocuk yetiştirmek, maddi ihtiyaçları karşılamak, toplumsal statüyü korumak gibi dışsal hedefler, ilişkinin merkezine yerleşir. Kişi, kendi içsel bütünlüğünü aramak yerine, dışsal rollerde kaybolur ve özüyle bağlantısını kaybeder. Günün sonunda ise her iki taraf da derin bir yalnızlık hisseder. Çünkü görülmemiş, duyulmamış ve anlaşılmamışlardır. Yanlarında bir partner var gibi görünse de gerçekte ruhsal düzeyde kimse yoktur. İşte bu noktada evlilik, iki insanın ortak görevler ve roller etrafında döndüğü ancak hiçbir zaman yakınlık yaşayamadığı, ruhun hapishanesi haline dönüşür. - Tunç T.
Alıntı
farkında olmadan bir ömür idolum annem olmuş hep güçlü olmayı her şeyin önünde tutmuşum.
Bir gün gelir ana baba gider .. işte tek kalmışsındır .. sıcak bir nefes arasın isteme den olsa bile kaçmaz !
İçindeki kocaman baba sevgisi olanların yüreğine..
Bana bir masal anlat baba içinde tüm oyunlarım kurtla kuzu olsun şekerle bal ... Anlatırken tut elimi uykuya dalıp gitsem bile bırakıp gitme sakın beni