Benim Düsüncem
Puan vermedi·528 syf.··
2026 4. kitabı
Aslında kitap güzel baya beyendim.bazi insanlara göre karmaşık geleblir ancak daha sonradan insan anlıyor. Yazım dili evet biraz karışık ve pek anlaşılmıyor. Karekterlerin 2 tane ismi olunca ve soyadları baya karışıklık olunca insanın anlaması biraz uzun sürebiliyor. Kitap karekterleri olan odkan ve pervayi çök seviyorum. Gerçekten en cok acı çeken odkan oldu. Ancak en sinirime giden sey Bengi, abi malmisin amk, tamam bu dünyaya yeni adım atmış olabilirsin ancak bu dik başlilik ne aq. Perva bengiyi kurtarıyor Bengi 'beni koruma, ben kendimi korurum' diyor, o zaman siktir git öl amk, çok merkali isen ölmeye büyür kapı açik. Gerçekten serinin ilk yerlerinde baya gicikti. Pervaya karşı soyledihi laflar bir düşmana söylenemz AQ. Bide çıkmış babasının intikamını alıyor. Tamam al birşey demiyorum ancak senin baban lgorun ailesini öldürürken Ekaterina kendi elleri ile delirtirken öyle bir baba mi var, tamam Benginin gelecehi için, peki ongunu niye dövüyordu, öyle babanın ben amk. Gerçekten zaten Bengi evet ilerleeyen bölümlerde biraz güçleniyor ve savaşmaya başluyor ancak surkli siktir git diyor pek anlamıyorum. Bazen çok yanliş kararlar alıyor. Çocukça davranıyor pek anlamıyorum. Zaten sevdihim kız kaekter Natasha, yani Bengi gibi dehil daha güçlü. Neyse kitap güzel ama Bengi gıcık
Duzah 1Hazel Noya · Ephesus Yayınları · 2025430 okunma
Orta Dünya'nın Yaratıcısından, Dünyanın En Şefkatli Babasına
8/10
·111 syf.··
Beğendi
·
2023 19. kitabı
J.R.R. Tolkien dendiğinde aklımıza hep o destansı savaşlar, karanlık lordlar, elfler ve Orta Dünya’nın o ağır, mitolojik dili gelir. Ancak Noel Baba'dan Mektuplar kitabının kapağını araladığınızda, karşınızda edebiyat tarihinin en büyük dehalarından birini değil; çocuklarının "büyüsünü" bozmamak için yirmi yılı aşkın süre boyunca her Noel'de oturup titizlikle mektuplar yazan, resimler çizen, kendi yarattığı karakterlerin kılığına giren şefkat dolu bir baba buluyorsunuz. Kitap, yazarın çocuklarına Noel Baba ağzından yazdığı mektupların bir derlemesi. Fakat Tolkien bu; sadece "Hediyelerini getirdim, uslu bir çocuk ol" yazıp geçmemiş. Kuzey Kutbu'nda devasa, eğlenceli ve bazen de kaotik bir evren yaratmış. Beceriksiz ama çok sevilesi Kuzey Kutup Ayısı'nın sakarlıkları, Kutup Ayısı'nın yeğenleri Paksu ve Valkotukka, evi basan goblinler, Ilbereth adlı elfin zarif notları... Tolkien, kendi yoğun akademik ve edebi hayatının ortasında, sadece çocuklarının yüzündeki o bir anlık tebessüm için koskoca bir dünya inşa etmiş. O mektuplardaki titreyen el yazılarını, çizimlerdeki detayı okurken insanın içinin sıcacık olmaması elde değil. Ancak kitabın beni en çok vuran yanı, arka planda usul usul işleyen o "zaman" kavramı oldu. Sayfalar ilerledikçe, yılların geçtiğini fark ediyorsunuz. Çocuklar büyüyor, bazıları artık mektup beklemeyecek yaşa geliyor. Tolkien'in son mektuplardaki o buruk, veda niteliğindeki satırları boğazınıza gelip oturuyor. Bir babanın, çocuklarının çocukluğuna veda edişini, o büyülü yılların ellerinden kayıp gidişini izliyorsunuz. Sadece fantastik bir kurgu okumuyor, çocukluğun ne kadar kısa, o saf inancın ne kadar kırılgan olduğuna şahitlik ediyorsunuz. "Benim adıma duyduğunuz sevgiyi ve o inancı kaybetmeyin." Peki bu sıcacık mektuplardan, bu yirmi yıllık
İnceleme
Noel Baba'dan MektuplarJ. R. R. Tolkien · Okuyan Us Yayınları · 2005156 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·57 syf.··
2018 93. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2018 00:00
#babayamektup Onu okumak ve anlamak farklı bir dünya bence. Korkuları, yalnızlığı, kendi içinde yabancı olmayı, en yakınıyla bile iletişimin güçlüğünü okuyucusuna yaşatarak anlatanlardan. Eline ulaşmasa da, olan değil olmasını istediği hale sokmak için baba oğuldan ziyade kendi yaptırımlarını üzerinde uygulayan babasına yazdığı bu mektupla da yaşattı. Elimde olmadan bir anne olarak sürekli kızımın gözüyle bakarak okuduğumu fark ettim. O babasının bakışından, hiddetinden, cüssesinden, sosyal statüsünden, patronluğundan, başarılı olması için oğluna savurduğu tehditlerden... hemen hemen her hareketinden etkilendikçe ben kendimi, kızımın çevresinde ki insanları irdelemeye başladım. Çocuk kendini eksik hissettiği zaman, meğer en masum hareketimizden bile çok başka çıkarımlarda bulunabiliyormuş. Gösterdiğiniz destek bile ürkütüyormuş onu. Yani onu kendi içinde yalnızlaştırdıkça, güvenini elinden aldıkça, sonrasında telafisi imkansız oluyormuş. Tüm bunları ve daha fazlasını o kadar güzel vurgulamış ki, mutlaka okunması gerek diyor ve aldığım alıntılardan bir kaçını bırakıyorum buraya. "Senin hoşuna gitmeyen bir şey yapmaya başladığımda ve sen bana başarısız olacağımı söyleyerek beni tehdit ettiğinde, senin görüşlerinde duyduğum saygının derinliği, ilerde bir zamanda bile olsa başarısızlığı kaçınılmaz kılardı. Kendi yaptıklarıma olan güveni yitirirdim." "Evet sen temelde iyi kalpli yumuşak bir insansın, ama her çocuk o iyiliği bulana kadar arayacak sabır ve korkusuzluğa sahip değildir." "Biraz desteklemeye, biraz dostça bir yaklaşıma, yolumun biraz açık tutulmasına ihtiyacım vardı. Sense onun yerine yolumu kesiyordun." "Senin eğitiminin ve kendi itaatkarlığımın bir sonucuyum."
Babaya MektupFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202253,9bin okunma
Puan vermedi·232 syf.··
2026 43. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 12:44
“Hafıza için zaman diye bir şey yok. Orada sınırlar yok, ebedi ayrılıklar yok, hayatın öte ve beri kıyısı yok. Orada ölenler ve kalanlar bir arada ve sanki her şey yeniden kurgulanıp yaşanmak için var.” Dönüş - Mehtap Ceyran On yıl sonra hapishanenin o ağır kapısı açılır ve Pero tahliye edilir ama  asıl yolculuk eve değil, kendi içine doğrudur. Dönüş yolunda hayatının muhasebesini yaparken çocukluğuna, yaralarına ve en çok da babasına döner. 1980 darbesinin gölgesinde geçen bu hikâye; yalnızca bir kadının değil, aidiyet duygusunu hiç tadamamış bir çocuğun da hikâyesidir aslında. Pero’nun en büyük becerisi içinden konuşmaktır belki de. Çünkü gittiği her yerde şiddet görmüş, aşağılanmış, istismara uğramış ve sesini duyuracak bir yer bulamamıştır. Kitap boyunca en çok şu duygu geçti içime: Bir insanın hayatında bazen bir insanın yokluğu değil, varlığı yara olur. Pero babasını özler de… affedemez de. Kızar da… vazgeçemez de. Nefretle şefkatin birbirine karıştığı o yerde yılların hesabını tutmaya çalışır. Bazı insanlar içimizde sadece derin bir çizik olarak kalırlar. Ne tamamen vardırlar ne de tamamen yokturlar. Mehtap Ceyran; baba-kız ilişkisini, travmayı, aidiyet arayışını ve yüzleşemediğimiz yaraları çok içten ve cesur bir dille anlatmış.İnsan ruhunun derinliklerine inen bu dokunaklı hikâyeye mutlaka bir şans verin. Peki Pero, yıllardır içinde taşıdığı bu hesaplaşmayı babasına söyleyebilecek mi? Yoksa bazı yüzleşmeler insanın içinde mi kalıyor?
DönüşMehtap Ceyran · Everest Yayınları · 202632 okunma
“Maziden kalan okumalardan…”
10/10
·391 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
DİGENES AKRİTES ANADOLU'NUN BÜYÜK DESTANI Digenes Akrites, Bizans döneminde yaklaşık 11–12. yüzyıllarda şekillenmiş bir destandır. Tam olarak tek bir yazarı olduğu söylenemez; sözlü anlatı geleneğinden beslenerek zaman içinde yazıya geçirilmiştir. Anadolu'da geçen kahramanlık, aşk ve mücadelelerle örülü bir anlatıdır. Bu destan, Anadolu’nun yalnızca tarihi olaylarla değil; efsaneler, kahramanlar ve sözlü anlatılarla da şekillenen zengin bir kültür mirasına sahip olduğunu gösterir. Konusuna gelecek olursam; Digenes’in hikayesi aslında ailesinin hikayesiyle başlar. Babası Arap kökenli güçlü bir emirdir. Bir gün Bizanslı soylu bir ailenin kızı olan annesiyle karşılaşır ve ona aşık olur. Bu aşk, iki farklı kültürün karşı karşıya geldiği bir dönemde büyük bir değişimin başlangıcı olur. Annesini ailesinden almak için mücadele eden baba, sonunda onunla evlenir ve Bizans topraklarında yeni bir hayat kurar. Bu evlilikten doğan Digenes, yalnızca iki ailenin değil, iki farklı dünyanın da çocuğudur. Arap ve Bizans kültürlerinin arasında yetişen Digenes, zamanla sınır bölgelerinin en güçlü koruyucularından biri haline gelir. Genç yaşlarından itibaren cesaretiyle tanınır. Haydutlarla, düşman savaşçılarla ve kendisine meydan okuyan güçlü kişilerle mücadele eder. Karakterindeki onur, sadakat, cesaret ve sevdiklerine bağlılık onu destanın unutulmaz kahramanlarından biri yapar. Digenes’in Eudokia ile olan ilişkisi ise onun yalnızca bir savaşçı değil, duyguları olan bir insan olduğunu da gösterir. Eudokia için mücadele eder, onu korur ve onunla birlikte bir hayat kurar. Destan yalnızca savaşları değil; aşk, aile, bağlılık ve kader gibi insanı yüzyıllar boyunca etkileyen temaları da işler. Destanı okurken beni en çok etkileyen şey Digenes’in anne ve babasının aşk hikayesiydi. Farklı
Edebiyat
Anadolu'nun Büyük DestanıDigenes Akrites · Kalkedon Yayınları · 20094 okunma
10/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 145. kitabı
Merhabalar Size @m.akyüz yazardan okuduğum ikinci kitabım olan Köprü Kralı ile geldim. Ama ne geldimmm böyle birşey yok bayıldım. Köprü Kralı, karanlık dünyanın güçlü isimlerinden Pars Tuna ile hayatı bambaşka bir noktada duran Miray'ın kesişen yollarını okumaya hazır mısınız? Aksiyon bir an bile düşmedi, romantiz zaten eksik olmadı eee daha ne olsun soluksuz okudum. Pars Tuna, Köprü Kralı olarak bilinen, Asya ve Avrupa kartelleri üzerinde büyük bir güce sahip, korkulan ve saygı duyulan bir iş adamı. Ancak sahip olduğu tüm gücün ardında, yalnızlığı ve korumaya çalıştığı değerleri vardır. Miray'ın hayatına girmesiyle birlikte yıllardır ördüğü duvarlar sarsılmaya başlar. Pars bile anlamaz nasıl aşık olduğunu ve onu Koruma isteği ile dolduğunu. Şu Derin ile iyiki devam etmedin yedinci. Oğlu okuyanlar anladı. Miray bambaşka güçlü akıllı bir abla ve hemşire. Evet hemşireliğini Pars'ın babannesinin bakımını yaparak devam ederken vakitsiz bir ayrılık yaşarlar. Olaylar ilerledikçe sadece onların yaşadıklarını okumadım, onların korkularını, öfkelerini, kırgınlıklarını ve umutlarını da hissettim. Bazı bölümlerde gerilimden nefesimi tutarken bazı bölümlerde onlarla birlikte yaşadığı duygusal yük kalbime kadar ulaştı. Pars Tuna, uzun zamandır okuduğum en etkileyici erkek karakterlerden biriydi. Dışarıdan bakıldığında güçlü, sert ve ulaşılmaz görünse de yalnızlığı, kırılmış yanlarını ve sevdiklerini korumak için verdiği mücadeleyi görmek bambaşka bir boyuta geçirdi. Bazen kararlarına kızdım, bazen onu anlamakta zorlandım ama hissettiklerini görmezden gelmek de mümkün değildi. Miray duygusal ama bir okadarda güçlü bir kadın. Yaşadığı acılara rağmen ayakta kalmaya çalışması, kırıldığı hâlde pes etmemesi ve güçlü görünmeye çalışırken iç dünyasında verdiği mücadele beni ona daha
Köprü KralıMerve Akyüz · Dokuz Yayınları · 202659 okunma