Puan vermedi·208 syf.··
2026 4. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 01:35
Hislerini o kadar güzel yansıtmış ki tadını bilmediğim ve hiç bilmek istemediğim hislerin tadını aldırdı bu kitap bana.Babalar hep var olsun.Çünkü onlarsız bir dünya düşünemiyorum.Hele ki kız çocukları için yerleri çok ayrı.(Tabi her baba için değil yorumum.)
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,3bin okunma
9/10
·485 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 01:32
Kitap, lösemi hastası ablasına donör olması için dünyaya getirilen Anna'nın kendi bedeni üzerindeki söz hakkını savunmak istemesiyle başlıyor. Yazar, olayları farklı karakterlerin gözünden anlatarak her birinin yaşadığı duygusal çatışmaları derinlemesine hissettiriyor. Bu sayede hiçbir karakter tamamen haklı ya da haksız görünmüyor; okuyucu sürekli farklı bakış açıları arasında kalıyor. Romanın en güçlü yanı, insanı zor sorularla baş başa bırakması. Bir çocuğun hayatını kurtarmak için diğer çocuğun ne kadar fedakârlık yapması beklenebilir? Anne-baba sevgisinin sınırları var mıdır? Bu sorular kitabın son sayfasına kadar etkisini sürdürüyor. Duygusal, sürükleyici ve düşündürücü bir roman olan Kız Kardeşim İçin, beni hem üzdü hem de uzun süre etkisinden çıkamayacağım bir hikâye sundu. Özellikle aile ilişkilerini ve insan psikolojisini konu alan kitapları sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Duygu ve Düşünce
Kız Kardeşim İçinJodi Picoult · April Yayıncılık · 20191,870 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·81 syf.··
2026 4. kitabı
Bu kitabı okurken beni en çok etkileyen şey anlatılan hikâyelerden çok, yazarın kırılganlığını saklamadan ortaya koyabilmesiydi. Ben de babasını kaybetmiş biri olarak bazı satırlarda kendimi gördüm, bazı satırlarda ise yalnız olmadığımı hissettim. Sanki bir kitap okumaktan çok, aynı yaralardan geçmiş biriyle sessiz bir sohbet etmiş gibiydim. Bazen bazı kitaplar olay anlatmaz; bir duyguyu taşır. Mide Ağrısı benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Kırılganlığın güçsüzlük değil, insan olmanın en gerçek hâli olduğunu hatırlatan bir kitap.
Mide AğrısıAyça Derin Karabulut · Literatür Hayat Yayınları · 2026200 okunma
7/10
·376 syf.··
2026 13. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:20
Türk ve Ermeni iki ailenin tesadüflerle dolu bir hikayesi. Kitabın konusu trajedik ve değişik olsada ermeni soykırımı yapılmış, ermeni geçlerde tarih bilinci oluşmuş ama Türk gençler bilgisiz farkındalığı olmayan bir gençlik gibi aksettirmiş ermeni yazar! Ayrıca betimlemeler çok abartılmış, kitabın gereksiz uzamasına neden olmuş.
Baba ve PiçElif Şafak · Metis Yayınları · 200617,8bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
Beğendi
·
2026 57. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 03:05
Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Vedat Türkali'den “Tek Kişilik Ölüm” adlı tarihi roman oldu. Yazar, 1940'lar sonrasının en hazin dolu gerçeklerini, en acı verici olayların tarihini romanın içine katık yaparak özen gösterdiğini ifade eder. 1940 döneminde TKP tarihinde yaşanan arbedeleri, taşkınlıkları, gencecik insanların hayatlarının ölümle son bulduğu, kargaşalarla dolu acı geçmişi eleştirel bir üslupla ortaya koyar yazar. Nazif geçmişte kıskançlığının kurbanı olarak arkadaşı Müslim'i ihbar etmiş kendisini durumdan kurtarırken arkadaşının ölümüne de sebep olmuştur. Onun kendisine dair iç çatışmaları romanın başından ortasına kadar hakim olan anlatıcıdır. Doktor Gülşen'i ise bir dönem TKP'li olarak görüyor, geçmişiyle hesaplaşırken buluyoruz. Nazif ve Gülşenin oğulları Levent ise tam bir ideolojik yaklaşımla TKP (Türkiye Komünist Partisi)'yi benimseyen, fikirleri ve davranışlarıyla aktif olarak görev alanlardan. Yakalanır ve idamına hükmedilir. Anne, baba ve oğul üzerinden geçmişin nabzını tahlil eden bir üslupla tarih-i dönemin portresini sertçe dile getirilir. Yazardan okuduğum ilk kitaptı ve geçmişe ve dönemin bakış açısına dair bilgi sahibi olduğum verimli bir okuma oldu. #kitapalıntıları İnsanları seviyordu (Hangi insanları?), kurtulmalarını istiyordu (Hangilerinin?) ama kendi kurtuluşunu niye onlara bağlamalıydı (Hangilerine?) Yanıt veremeyebilirdi; sormadan duramıyordu. İçinin bitip tükenmek bilmeyen gelgitiydi bu. Bir yaşam biçiminden başkasına sığınmanın kaçınılmaz uyumsuzluğu belki de. Yaşam zorluyor, sürekli bir yerlere itiyor insanı. İsteyerek yaptıklarınla yapmak istemediklerin, bir bakıyorsun, yer değiştirmiş. Bu dünya karmakarışık. Hep de böyle gidecek. Düzeltmeye kalkan biraz daha bozuyor! Öyle değil mi? Benim savaşım değil bu; yokum
Edebiyat & Roman
Tek Kişilik ÖlümVedat Türkali · Ayrıntı Yayınları · 2015669 okunma
48 saatlik uykusuzluk, bir ömürlük bağlılık
Puan vermedi
Kitap bittiğinden beri hissettirdiklerini kafamda evirip çeviriyorum, o yüzden ilk baştaki heyecanımı biraz daha açarak anlatmak istedim. Kitap bana o kadar doğal ve hesapsız yazılmış geldi ki, sanki yazar oturup kitap yazmaya çalışmamış da, bir gece dost meclisinde başından geçen acayip ve duygusal macerasını anlatmış gibi. Antonio ve babasının hikayesi, o mecburi uykusuzluk yolculuğu, aslında modern dünyadaki görünmez ailevi mesafeleri gayet güzel özetlemiş. Yıllarca aynı evin içinde yaşayıp, birbirinin yüzüne bakıp ama aslında birbirini hiç tanımayan ne çok baba ve oğul var. İşte bu kitap, o 48 saatlik uykusuzluk sınırında, koruma kalkanlarının ve toplumsal rollerin nasıl un ufak olduğunu gösteriyor. Antonio babasını hata yapmayan, güçlü ebeveyn rolünden çıkarıp zaafları, geçmişi ve pişmanlıkları olan birisi, belki de arkadaşı olarak görmeye başlıyor. Baba da oğlunun artık çocuk olmadığını, ayakları üzerinde duran bir birey olduğunu fark ediyor. Marsilya sokaklarında, sabahın üçünde, o tekinsiz ama bir yandan da büyüleyici atmosferde yaptıkları yürüyüş hayatı sorgulattı. Hepimiz ne ara bu kadar büyüdük, ne ara anne babamızla aramıza o kalın duvarları ördük diye düşünmeden edemedim. Kitapta öyle anlar var ki, arasındaki sessizlik bile çok şey anlatıyor. Uykusuzluktan gözlerinin sızladığı, zihinlerinin bulandığı o raddede verdikleri sırlar, konuştukları konular o kadar sahici ki, sanki ben de o sokaklarda arkalarından yürüyormuşum gibi hissettim. Son sayfalarda ve sonsözde göğsüme bir öküz oturdu derler ya, tam olarak öyle oldu. İçimdeki o buruk ama bir yandan da sıcacık hisle kitabı kapattığımda, direkt babamı aramak, sadece sesini duymak istedim. Çünkü bu kitap insana zamanın ne kadar hızlı aktığını ve sevdiklerimizle, eğer yitmişse ya da soluklaşmışsa,
1000Kitap
Sabahın ÜçüGianrico Carofiglio · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,985 okunma