Anne olma ilgilenmeyi ima eder. Bir erkeğin baba olması kolaylıkla tohumu atmadan ibaret olabilir; bir kadının anne olması ise hayatının geri kalanını kapsar. Kitapçı Dükkanı / Deborah Meyler
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bunun için insanlara "genelleyici" bir yaklaşımla değil; bireysel olarak, "özelleştirici" bir gözle bakmak gerekir. İnsanları geliştiren, özsaygılarını yükselten, potansiyeli performansa çeviren ve temas ettikleri kişilerin hayatlarında iz bırakanların yaptıkları budur. Bu insanlar anne-baba olarak, öğretmen olarak, iş lideri olarak, spor koçu olarak, arkadaş ve dost olarak hep hatırlanır ve saygıyla anılır. Çünkü kişinin kendi potansiyeline hayran olmasını sağlamayı başarmışlardır.
Sayfa 160
Babamı anlatacak çok fazla kelimem yoktu belki ama tek bir kelimeyle onu anlatacak olsam yuva derdim, bir de huzur… Dünyaya gözlerimi açtığım o ilk andan beri kanatları altında beni koruyup kollayan bu adam huzurun ta kendisiydi. Benim korunaklı, sevgi dolu yuvamdı. Aile bir ağaçsa baba o ağacın köküdür derler. Çiçekleri dökülür, dalları kırılır, yaprakları sararır belki ama kökü sağlamsa o ağaç dimdik ayakta durmaya devam eder. Benim ailemde de yaşanan her şeye rağmen bugün hâlâ dimdik ayakta tutan o köktü işte. Babamdı. Çok konuşmazdı benim babam, sözleriyle birini kırmaktan korkardı çünkü. Sesini yükseltmezdi, korkutmaktan korkardı. Fevri davranmazdı, düşünmeden adım atmazdı, sövmezdi, küsmezdi. Gitmezdi benim babam… Herkes ondan gitse bile o sevdiklerinden asla gitmezdi. Ailesini asla ardında bırakmazdı.
Edebiyat
Babamın kucağından gökyüzüne, o geniş lacivertliğe bakar kırlangıçların hızlı bir uçuşla sonsuzluğa doğru birbirlerini kovaladıklarını gördükçe arada masumca bir uçma hevesi gelir, bende uçmak isterdim. Babam iki kollarıyla beni havaya kaldırırdı. Çocukça gülüşler, yaygaralarla çırpınır dururdum. Şimdi şu çocukluk dönemimi hatırlamak bana cehennemden cenneti seyretmek gibi geliyor.
“Nasıl da annene benziyorsun.” -Belki de onun şefkatini iyi taşıdığımdan. “Gözlerin aynı onun gözleri.” -Çünkü tükenmişiz ikimiz de. “Hele ellerin.” -Aynı solmuş parmaklar. “Ama o yakıcı hiddet, yok o öfke annende.” -Doğru, babamdan aldığım tek şey bu yakıcı öfke.
Sayfa 34