Kendini olmak istediğin kişi gibi gör, bu ister büyük bir yargıç, ister güçlü bir baba, isterse toplumun önemli bir ferdi olsun.
Sayfa 71 - GOA·Kitabı okuyor
Meral öyle karşıma geçip de: “Baba malımızın üstüne nasıl çöktüğünü göstermeye mi çağırdın bizi?" deyince... Bana gelenler geldi. On adımda vardım sokak kapısına. Açtım kapıyı. "Evet, öyle yaptım kızım. Gördünüz mallara nasıl çöktüğümü… Hadi gidin şimdi" dedim. "Hadi Seher sen de kızım, kaldır mabadını." "Hadi Yıldız, hadi annecim, hastaların bekler, hadi yavrum." "Hadi Erkan’ım, hadi kuzum, karınla aran açılmasın. Siz geçinin de biz görüşmesek de olur, hadi." "Ya anne, dur, n'apıyorsun?" "Hadi yavrum hadi, çıkın evimden." Yaka paça attım bunları dışarı. Çıktılar kapıdan. Kapattım kapıyı. Soluk soluğa kalmışım kapının arkasında. Mutfağa kadar zor yürüdüm. Ah Selime Selime, aldın mı ağzının payını Selime? Meğer ne kötü anneymişsin sen Selime. Doğurduğun, büyüttüğün, okuttuğun, evlendirdiğin yetmemiş, bir de altındaki evini de verecekmişsin çocuklarına Selime. Her şeyi verdin de ne aldın Selime? Verdiklerin yetmemiş, canını versen daha yok mu diyeceklermiş meğer sana Selime…
Sayfa 128 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Beethoven'ın Kreutzer Sonat'ını çalıyorlardı. Size nasıl anlatayım? Müzik kendimi, gerçek durumumu unutturur baba, beni başka, benim olmayan bir duruma taşır; Müziğin etkisiyle hissetmediğim bir şeyi hissedebilirmişim, anlayamadığım bir şeyi anlayabilirmişim, yapamadığım bir şeyi yapabilirmişim gibi gelir bana. Beni bir anda yanında olmak istediğim insanın içinde bulunduğu ruhsal duruma götürüyor. Ruhen onunla birleşiyorum ve onunla birlikte bir durumdan diğerine geçiyorum, fakat bunu neden yaptığımı bilmiyorum..
Leyla her gün, güneş battıktan sonra onun çalışma odasına gitti; Hikmetyar kentin güneydeki dış mahallelerinden mesut'a bomba yağdırırken, baba kız oturup Hafız'ın gazel'lerini, çok sevilen, Aziz Afgan şair üstat Halilullah Halili'nin eserlerini tartıştılar.
Sınırlarını maaş tutarınızın belirlediği bir yaşam sürmek gerçekten yaşamak değil.
Alıntı
Tanrı Misafiri Mangal başında, akşam kahvesini içerlerken sokak kapısı akı sıkı çalınmağa başladı. Hacı Ali Efendi, keyifli bir surette gülümsedi: — Bu, bizim kiracının çalışı... Para getirmiş olacak. Dedi. Kaynanası dudaklarını büktü. Kiracının, ayın yirmisinden evvel para getirdiğini rüyada görse, hayra yormazdi. Müzeyyen, cumbanın kafesine abanmış, kapıyı çalam seçmeğe çalışıyordu: I — Efendi baba, galiba sarıklı bir adam... Dedi. Hacı Ali Efendi hayret etti: — Sarıklı adam kim acaba?.. Dilenci olmasm sakın?.. Haydi, Elif ablaya haber ver! Elif abla, evin aşçısıydı. Kulağı ağır işittiği için, kapının çalındığını daima yukarıdan haber vermek lâzım gelirdi
Reklam
Reklam