Puan vermedi·120 syf.··
2026 38. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 19:35
Beni tanımadı! Bana beyefendi dedi! İşte bana kalan son şey de gitti..." Kitabın en vurucu cümlesi. İdama gitmeden hemen önce kızı ile vedalaşan mahkum, kızı ile görüştüğünde küçük kızı(Marie)onu tanımaz. Hatta Marie babasının öldüğünü söyler. Bir baba için ölmeden önce evladı tarafından zaten ölü bilinmek idamdan daha acı olsa gerek.İdam mahkumu için ölüm korkusundan ziyade artık hiçbir anında yanında olamayacağı, yetim bırakmanın ötesinde idam mahkumunun kızı damgasını miras olarak bırakmak daha ağır gelir. Mahkum neden idama çarptırılır bilinmez ama kitabı okurken bu sorunun cevabı dq önemini yitirir. Çünkü mahkumun duyguları ve yaşadığı trajedi daha da önemli hale gelir.
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,7bin okunma
9/10
·592 syf.··
2026 45. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 15:57
Kitap boyunca Sánchez ailesinin her bir üyesi kendi hikâyesini anlatıyor ve aynı olayları farklı gözlerden dinledikçe insanların yaşadıkları şeyleri ne kadar farklı yorumlayabildiğini görüyorsunuz. Hikâyenin merkezinde Jesús Sánchez ve çocukları var. Jesús, ailesi için mücadele ettiğini düşünen, çalışkan ama aynı zamanda oldukça sert ve otoriter bir baba. Kendini çocuklarına daha iyi bir hayat bırakmaya çalışan bir adam olarak görüyor. Ancak çocuklarının anlattıklarıyla karşılaşınca, onun davranışlarının aile üzerinde bıraktığı izleri de görmeye başlıyoruz. İşte kitabın en etkileyici yanlarından biri de burada ortaya çıkıyor: Kimse tamamen haklı ya da tamamen haksız değil. Çocukların her biri yoksulluğun hayatlarında açtığı yaralarla mücadele ediyor. Daha iyi bir yaşam kurmak, sevilmek, değer görmek ve kendi ayakları üzerinde durabilmek istiyorlar. Ama doğdukları çevre, eğitim eksikliği, ekonomik sıkıntılar ve aile içinde yaşadıkları sorunlar onların önüne sürekli yeni engeller çıkarıyor. Bazen yanlış kararlar veriyorlar, bazen aynı hataları tekrar ediyorlar ama okurken çoğu zaman onlara kızmak yerine neden böyle davrandıklarını anlamaya çalışıyorsunuz. Kitap ilerledikçe aslında tek bir ailenin hikâyesinden çok daha fazlasını okumaya başlıyoruz. Yoksulluğun sadece maddi imkânsızlık olmadığını, insanların hayallerini, ilişkilerini ve geleceğe bakışlarını da şekillendirdiğini görüyoruz. Sánchez ailesinin üyeleri daha iyi bir hayat istemelerine rağmen çoğu zaman içinde bulundukları koşulların dışına çıkamıyor. Kitabın sonunda büyük değişimler ya da mucizevi kurtuluşlar beklememek gerekiyor. Çünkü bu kitap mutlu sonlar yazmak yerine hayatın gerçek yüzünü göstermeyi tercih ediyor. Belki de bu yüzden etkisi uzun süre geçmiyor. Son sayfayı kapattığımda geriye sadece
Sanchez'in ÇocuklarıOscar Lewis · Beyaz Baykuş · 20265 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir Turan Peygamberi
7/10
·144 syf.··
2026 10. kitabı
Bir Turan Peygamberi…. Tarihimizin en kritik dönüm noktalarından, benim de araştırmayı, okumayı çok sevdiğim 1865 - 1919 yıllarına ait bu edebi eserleri okurken; siyasetin nasıl adım adım değiştiğine de şahitlik ediyoruz. Çok tatmin edici bir deneyim benim için. “AY DEMİR” de 1918 yılında, Müfide Ferit Hanım tarafından yazılmış, o yıllarda yeni yeni parlayan Türk Milliyetçiliğini, Turancılığı bize gösterecek bakalım. Kitabımızda “DEMİR” adında İstanbullu bir doktorun, aşkını ve vatanını ardında bırakıp Orta Asya’ya, Rusların esaretindeki Türk kavimlerini uyandırmaya, onlara unutmaya yüz tuttukları Türklüğü, Turan’ı anlatmaya gidişi konu ediliyor. Kitapta İstanbul’daki siyaset ortamıyla, Orta Asya’daki halkların durumlarıyla, Ruslarla, Müslüman Din adamlarıyla ilgili önemli tespitler var. Bunlara ayrıntılı olarak değineceğim. Ama öncesinde Türk Milliyetçiliği nasıl ortaya çıktı, Müfide Ferit ve kocası Ahmet Ferit kimdir bunları anlatmam gerek yoksa “AY DEMİR” gibi bir karakterin ortaya çıkışı yeterince anlaşılamaz. Şimdii, işte Reformlardı, Aydınlanmaydı, özellikle Fransız İhtilaliydi derken Avrupa’da milliyetçilik zaten vardı. Ancak bizimki gibi bir imparatorluğun içinde, milliyetçilik fikri tehlikeli olacağından uzun yıllar konuşulmadı. Osmanlı’da halk, milliyetlerinden ziyade dinlerine göre sınıflandırılıyordu. Müslimler, Gayri-müslimler şeklinde. Bugün andığımız Namık Kemallerin yer aldığı 1865’te kurulan Genç Osmanlılar bile vatan ve özgürlük vurgusu yaparken, yine Osmanlı olarak, şeriat kurallarıyla hareket edilmesini savunuyorlardı. Ayrı bir Türk milliyetçiliği, Turancılık kavramı yoktu. Taa ki Türk toprakları kaybedilmeye başlayana kadar. Kaybedilen topraklarda yaşayan Türk halkları, kalan topraklara doğru, anadoluya doğru geldikçe, gördükleri zulümün de
Ay DemirMüfide Ferit Tek · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022699 okunma
İzler Gerçekten Kalıyor
10/10
·376 syf.··
2026 9. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:50
Bazı kitaplar vardır, okur kapatırsın ve hikâye biter. Bazıları vardır, kapağını kapatsan bile karakterleri aklından çıkmaz. İzler Kalır 1 benim için öyle bir kitaptı. Soner’i okurken çoğu zaman ona üzüldüm. Çünkü daha çocuk yaşta yaşamak zorunda kaldığı şeyler hiç kolay değildi. Baba sevgisini hiç doğru düzgün görememiş, ailesini kaybetmiş ve hayatın yükünü omuzlarına çok erken yaşta almak zorunda kalmıştı. Bazen bir karakteri anlamak için onun yaşadıklarına bakmak gerekir. Soner’i sevmemin sebebi de buydu. Kitapta beni en çok etkileyen şeylerden biri de bağımlılık konusunun işlenişiydi. Çünkü burada sadece bir insanın değil, bir ailenin nasıl dağıldığını görüyoruz. Uyuşturucu denilen şeyin insanın hayatından neler götürebileceğini, nasıl geri dönülmesi zor yaralar açabileceğini Soner’in hikâyesinde görmek mümkün. Kitabı okurken bazı insanların neden bu kadar kırıldığını daha iyi anlıyorsunuz. Altını çizdiğim çok fazla cümle oldu ama sanırım beni en çok etkileyenlerden biri şuydu: “Ruhu ölenler için yaşamak, nefes alıp vermenin bile meşakkatli geldiği bir mücadeleden ibarettir.” Bu cümleyi okuduğumda uzun süre düşündüm. Bir de Soner’in duygularını okuması çok güzeldi. Özellikle herkes onun camdan dışarı baktığını sanırken aslında camdaki yansımadan Beste’yi izliyor olması… Bu detay kitabın en sevdiğim yerlerinden biri oldu. Çünkü bazen insan sevdiği kişiye bakmaya bile kıyamıyor. Kitapta aşk vardı, dostluk vardı, kayıplar vardı, özlem vardı. Ama en çok da yaralarına rağmen yaşamaya devam etmeye çalışan insanlar vardı. “Bazen bir sarılış yeterdi insana umut olmaya.” Belki de kitabı tek bir cümleyle anlatmam gerekse bunu seçerdim. Kitabı bitirdiğimde geriye sadece bir hikâye kalmadı. Soner’in yaşadıkları, Beste’nin varlığı ve altını çizdiğim onlarca cümle de
İzler KalırSude B. · Pukka Yayınları · 20241,874 okunma
Puan vermedi
... Merhaba... Sırlarla dolu bir kitabevine girmeye hazır mısın? Yalnızlar Odası & Nehir Güzel @_nehir.gzl Kitabevine gelen gizemli bir genç... Kitaplarına sığınan yalnız ve umutsuz bir adam... Hüzün dolu aşklar... Olayların peşini bırakmayan bir komiser ve kayıp iki kadın... ●● Yazarın kaleminden okuduğum üçüncü kitap oldu devam kitabının geliyor müjdesi mutlu etti beni. ●● Sabit annesinin yeniden evlenmesiyle üvey baba evinde büyür, yalnızlığı onu kitaplara yöneltir, annesinden kalan dükkanı kitabevi, merdivenle çıktığı üst kat yirmi yıldır yalnızlığının tanığı dünyasıdır, Kimim ben sorusu zihninden hiç gitmeyen hele son zamanlarda bu soruya yeterli cevap bulamayan yapayalnız bir insan portresi var karşımızda. Bir gün ünv.ögrencisi Semih' in gelmesi ve kitabevinde çalışmaya başlaması bu iki insanı ortak bir bağla birbirine bağlar. Semih' in kız arkadaşı Pelin' in onunla ilgili gerçeklerin hiç de anlattıgı gibi olmadığını öğrenmesiyle olaylar farklı bir yöne evrilir. Kitabevinden alışveriş ettiği tesbit edilen iki kadının kayıp olmasıyla komiser Haluk olayı araştırmaya başlar, ipuçları, yarım kalmış hayatlar, kırık kalpler, bir katil var ama... Acaba komiserin ulaştığı sonuç ne kadar gerçek? Kitap yalnızca bir polisiye kurgu değil, karakterlerin iç dünyalarına da odaklanarak onları geçmişleriyle de tanıtıyor okura. ●●
Yalnızlar OdasıNehir Güzel · Çınaraltı Yayınları · 202613 okunma
9/10
·440 syf.··
2026 57. kitabı
Selam Bugün sizlere @juno_kitap etiketiyle çıkan, Su Akar kaleminden #Gelgit kitabı ile geldim. Farklı bir konuyu ele alması ve sürükleyici anlatımı sayesinde kitabı elinizden bırakmanız neredeyse imkânsız. Yazarın kalemiyle ilk kez tanışmış olmamın yanı sıra yayınevinden de ilk okumam oldu. Ayrıca kitabın baskı kalitesine de hayran kaldığımı söylemeden geçemeyeceğim. Gelelim kitabımıza... Sırma, babasının göz bebeği olmasına rağmen kendini bir anda zoraki bir evliliğin içinde bulur. Evleneceği kişiyi tanımıyor olması, onun hakkında hiçbir şey duymadığı anlamına gelmez. Evlilik yapacağı kişinin ailesinin zenginliği ve karanlık dünyası herkes tarafından bilinmektedir. Sırma'yı en çok şaşırtan ise babasının bu evliliğe nasıl izin verdiğidir. Her şey yolunda giderken işlerinin bir anda bozulması, yılların emeğinin ve itibarının yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalması, babasını kızını bu evliliğe zorlamak zorunda bırakmıştır. Ancak sayfaları çevirdikçe onun da ne kadar çaresiz kaldığına tanık olacaksınız. Evlilik yapmak başlı başına bir sorun değildir; fakat evleneceği kişinin 28 yaşında olmasına rağmen kendini 6 yaşında sanması işin en zor kısmıdır. Sırma tüm itirazlarına rağmen ailesine olan bağlılığı ve düzenlerinin bozulmaması için Aras ile evlenir. Aile, bu evliliğin Aras'a iyi geleceğini düşünerek onlar için ayrı bir ev bile açar. Sırma, Atasoy ailesinin sırlarla ve gizemlerle dolu dünyasına adım attığında, neden özellikle kendisinin seçildiğini öğrendiğinde aslında yaşadığı birçok şeyin de sahte olduğunu fark edecektir. Mehmet Atasoy'un otoriter tavırları, Çiğdem Hanım'ın ona hiç karşı çıkmaması derken bu sert aile yapısının ardında mutlaka bir sebep olduğunu hissediyorsunuz. Sırma, Aras'a duyduğu merhametin yanına zamanla sevgisini de ekler. Aras'ın neden
2026 Okuma Raporları
GelgitSu Akar · Juno Kitap · 202632 okunma