"İnsanlar arasında aklı en kıt kişi, kendinden daha zayıf ve çaresiz olana zulmedendir.."
(Sayfa: 63)
Şah ve Sultan, 2010 yılında yayımlanmış ve kısa sürede çok satanlar listesine girerek Türk edebiyatında önemli bir yer edinmiş tarihi bir roman. Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim ile Safevi hükümdarı Şah İsmail arasındaki rekabeti, özellikle Çaldıran Savaşı’nı merkeze alarak, tarihsel olayları edebi bir kurguyla harmanlayıp, hem tarih meraklılarına hem de edebiyat severlere hitap ediyor.
Şah ve Sultan, 16. yüzyılın başında Osmanlı Devleti ile Safevi Devleti arasındaki siyasi, dini ve kültürel çatışmaları ele alıyor. Roman, Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail arasındaki çekişmeyi, Çaldıran Savaşı’nın arka planında işlerken, aynı zamanda aşk, tutku, kardeşlik, hırs ve korku gibi evrensel temaları tarihi bir bağlama yerleştiriyor.
Kitap, Kamber adında bir çocuğun hikayesiyle başlıyor; Kamber, Babaydar adlı bir ihtiyarın yanında büyümüş, öz ailesini merak eden bir karakter. Hikaye ilerledikçe, Yavuz ve Şah İsmail’in mücadeleleri, Taçlı Hatun gibi yan karakterler ve Hasan ile Hüseyin adlı ikiz kardeşlerin trajik öyküsü üzerinden derinleşiyor.
Roman, tarihsel gerçeklik ile kurgusal unsurları birleştirerek, iki hükümdarın hem siyasi hem de kişisel çatışmalarını, aşk ve sevgi motifleriyle zenginleştiriyor.
Kitabın ana ekseni, Çaldıran Savaşı’nın sadece bir askeri mücadele değil, aynı zamanda bir kardeş kavgası olduğu fikri.
Yazar, Alevi ve Sünni toplulukların aynı kökten geldiğini vurgulayarak, bu çatışmanın tarihsel ve duygusal boyutlarını tarafsız bir şekilde aktarmaya çalışıyor. Roman, satranç oyunları, mektuplaşmalar, şiirler ve savaş meydanındaki mücadelelerle ilerlerken, Taçlı Hatun’un hikayesiyle de romantik bir boyut kazanıyor.
Hikaye, sadece siyasi ve dini