Y ı l d ı z l a r *
_1-Sirius (Köpek yıldızı, Akyıldız, αlfa Canis Major): Yakıcı anlamındadır. Büyük Köpek Takımyıldızı’nda, Canis Majoriste yer alır. Sirius, biri beyaz cüceden oluşan ve birbirleri çevresinde 49.9 yılda dönen bir çift yıldızdır. Güneş'e 8,47 ışık yılı uzaklıkta ve güneşin iki katıdır. Aydınlatma gücü Güneş'in 25 katıdır. Siriusun yaşı 200-300 milyon yıldır. En parlak yıldız Sirius, Ay, Jüpiter veya Venüs kadar parlak görülmez. _Kış Üçgeni: Sirius, Küçük Köpek Takımyıldızı'ndaki Procyon ve Avcı Takımyıldızı'ndaki kızıl dev Betelgeuse yıldızları oluşturur. 1977’de fırlatılan Voyager 2 uzay aracının yaklaşık 296.000 yıl sonra Sirius’un 4.3 ışık yılı uzağından geçeceği tahmin edilmektedir. Bu yıldıza bu kadar önem verilmesinin nedeni, Dünya’nın görünmez idarecilerinin, yönetimi bu yıldız aracılığıyla gerçekleştiriyor olmalarıdır. Sirius b: Keşfedilen ilk beyaz cücedir. Kütlesi Güneş’imizinkine eş. Çok ağırdır. _Mısırlılar takvimlerini Sirius’un doğuşuna göre düzenlemişlerdi. İsis ile özdeşleştirilirdi. Sirius’un görülmediği 70 gün, İsis ve Osiris’in duat denilen öte-alemde seyrettikleri dönemi simgelerdi. Keops Piramidi'nin Kraliçe Odası'nın kanalı yalnızca Sirius'u görmek üzere yapılmıştı. _Yunanda, Sirius fazla parladığında, olumsuz etkileri olurdu ve buna “Yıldızca çarptı” denirdi. Yıldızın parlaklık haline bakarak kendilerini iyi bir talihin bekleyip beklemediğine karar verirlerdi ve soğukların azalması için Sirius ve Zeus’a kurban keserler. Antik Yunan'da o sıcakta dışarıya çıkmak için sadece köpeklerin yeterince deli olduğuna ithafen, köpek günleri denirdi. _ Romalılar Sirius’un helyak doğuşunda köpek kurban ederler, _ Hawaii’de “Cennet’in Kraliçesi” (Ka'ulua) _ Polinezyalılara göre Sirius, Canopus ve Procyon ile birlikte, bir “Büyük Kuş” bedenine
Şiir
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Kürtlerde Felsefe Geleneği
GÜRGÜN KARAMAN 1. “Kürtlerde Felsefe Geleneği”ni işlerken haliyle ilk önce felsefenin temel özelliklerini ve filozofun nasıl bir kişilik ve karaktere sahip olduğunu kendi yaklaşımımızla, fazla detaya boğmadan ortaya koyacağız. Tarih boyunca filozof ve felsefe üzerine sayısız tanımlar yapılmıştır. Burada bunları tekrar etmeyeceğiz. Yine kendi cephemizden bu iki temel kavramı soruşturacağız. Belki de öncelikle felsefenin ne olmadığını, filozofun da kim olmadığını serimlemek gerekmektedir. Her şeyden önce felsefe tarihini işlemek felsefe yapmak değildir, felsefe tarihini ve filozofik düşünceleri yazanlar, anlatanlar da filozof değildir. Bu tavra sahip olanlar, felsefe tarihçisi ve felsefe/ci olabilirler. Öncelikle filozofu filozof yapan en temel şey, onun düşünmeyi düşünmesi ve “şey” üzerinde düşünüp onu bir soruşturmaya tabi tutarak radikal, kimsenin sormaya cesaret edemediği soruları sormasıdır. Bu yönüyle filozof analitiktir, eleştireldir, sorulmayanı soran ve sorgulayandır; efsane ve masal anlatmaz; din adamı değildir, vaaz vermez; o, bir mit anlatıcısı da değildir. Felsefenin temeli, esaslı “sorular” ise filozofun temel özelliği ve özgünlüğü de tüm var oluş biçimlerine esaslı “sorular” sormasıdır. Felsefe, mitos ve din değildir; tüm bilgi sistemlerinden beslenen, farklı bilgi bloklarını yeri geldiğinde yapı sökümüne uğratıp geçersiz kılan, yeri geldiğinde de bu farklı bilgi bloklarını sentezleyerek yeni inşalar gerçekleştiren akli bir faaliyet, rasyonel, nazari, gerekçeli ve tutarlı düşünmenin ürünüdür. Yani felsefe, filozofik bir üretim olup kendinden menkul bir sistem değildir. Felsefe tamamlanmış, bitmiş bir sistem değil, önü her zaman açık olan düşünsel bir eylemdir. Sistemleşmiş gibi görünen felsefi akımlar dahi bu açıdan nihayete eren sistemler değildir.
TEKME TOKATLI ŞEHİR REHBERİ / 2017 Atıflar
Atıflar : Lucian Freud : Lucian Michael Freud, OM CH, figüratif sanatta uzmanlaşmış bir İngiliz ressamdı ve 20. yüzyılın önde gelen İngiliz portre ressamlarından biri olarak biliniyor. Yahudi mimar Ernst L. Freud'un oğlu ve Sigmund Freud'un torunu olarak Berlin'de doğdu. Benefits Supervisor Sleeping : Lucian Freud'un bir kanepede yatan tam figürlü, çıplak bir kadını betimlediği 1995 tarihli bir tuval üzerine yağlı boya tablodur. Bu, Jobcenter amiri olan Sue Tilley(Big Sue olarak da bilinen İngiliz canlı model ve yazar)'nin o zamanlar yaklaşık 127 kilogram ağırlığındaki bir portresi. Freud : Sigmund Freud veya doğum adı ile Sigismund Schlomo Freud, psikolojinin en önemli alt dallarından biri olan psikanaliz biliminin kurucusu olan Avusturya doğumlu Yahudi nörolog. Psikanaliz, hasta ile psikanalist arasında gerçekleşen diyalog yoluyla psikopatolojik vakaları tedavi etmekte kullanılan klinik yöntemidir. sy. 11 Batıda Kan Var (İtalyanca: C'era una volta il West, İngilizce: Once Upon a Time in the West) : İtalyan yönetmen Sergio Leone'nin 1968 yılında yönettiği epik spagetti western filmi. Türkiye'de 27 Kasım 1972 tarihinde sinemalarda "Batıda Kan Var" adıyla gösterime giren filmin 1986 yılında özgün adının tam çevirisi olan Bir Zamanlar Batıda adıyla video formatında da dağıtımı yapıldı. sy. 29 Etgar Keret : İsrailli kısa öykü yazarı, çizgi romancı, senarist. Genellikle ironik öyküler yazar. Takıntılı ve tuhaf karakterleri vardır. Yazıları The New York Times, Le Monde, The Guardian, The Paris Review and Zoetrope'ta yayımlandı. Kırka yakın kısa filmde öykülerinden esinlenilmiştir ve bunlardan biri Amerikan MTV Ödülü'ne layık görülmüştür. Wristcutters (2006), eleştirmenler tarafından övgü toplamış ve yine kısa öykülerinden esinlenilen $ 9.99, 2009'da
Anadolu'da Türk adı
‍ Turukki Krallığı Turukki veya Turuk, MÖ 20. ve MÖ 19. yüzyıllarda Güney Azerbaycan ile Hazar'ın güney kısmında yaşamış olan Türk boyu.[1][2][3][4][5][6][7][8][9][10] Guti devletinin parçalanmasından sonra Azerbaycan arazisinde -daha sonra Medya erken devletinin şekilleneceği yerde- küçük çarlıklarını kurmuşlardır. Milattan önce bin yıllar boyu antik Azerbaycan'da yaşayan Türk boyları 3-4 bin yıl önce çeşitli kollara ayrılmış, bir kolu Türkistan tarafına göçmüş, diğer kolu ise Urmu gölü havzasında kalmıştır. Doğuya giden Türkler V. asırdan sonra Büyük Göktürk İmparatorluğu'nu kurmuşlar. Bu Türkler hakkında Çin kaynaklarında, Orhon-Yenisey Türk anıtlarında ve diğer kaynaklarda yeterli malumat vardır. Çeşitli dillerde yazılmış belgelerde tukyu (Çin), türküt (Moğol), tork (Fars, Ermeni) ve kendi dillerinde türük, türk biçiminde adlandırılan Türklerin şark kolu bilimsel literatürde geniş olarak aydınlatılmıştır, lakin ata vatanda kalan Türkler hakkında bu söylenemez, çünkü şimdiye kadar bu sahada araştırma yapılmamış, yalnız Akkad yazılarında bir-iki yerde adı turukki şeklinde okunan toplulukların Türk olması fikri söylenmiştir.[11] Antik Azerbaycan'da Türk adlı boylar MÖ 3 bin yılda kurulan Aratta, Guti, Lulu devletleri zamanında görünürde olmasalar da, bu devletlerin kurulmasında diğer Türk boyları ile birlikte katılmışlar. Guti sülalesinin hakimiyette olduğu çağda (XXIII asırda) Akkad ordusunun Kuzey bölgelerde çarpıştığı 17 topluluktan biri de tourki veya Turki şeklinde anılan boydur. Dicle çayının yukarı kolunda Subarların Turxu adlı şehri de sonraki Asur yazılarında kaydedilir. Mari belgelerinde adı geçen Türkler ise Dicle'nin sol yakalarında, Urmu gölü yakınında yaşıyorlardı. Guti devleti dağıldıktan sonra ortaya çıkan Türk adlı boylar bu arazilerde Guti, Lulu,
Dil Bilim
SÜMER MİTOLOJİSİNDE YARATILIŞ
Soru: Âdem’in ve Havva’nın yaratılışı Sümerler’den Tevrat’a oradan da Kuran’a mı geçmiştir? Cevap: Sümerlerde (veya Babil’de) insanın yaratılışı çok değişik şekillerde anlatılmasına rağmen Tevrat’taki Âdem anlatımlarına benzer üç yönü vardır. Birincisi, bir mitte EA’nın veya Marduk’un insanı topraktan yarattığı yazar. İkincisi ise Enki-Ninmah mitinde insanı yaratan Enki’dir, Ninmah ise Tanrı Enki’nin kaburga ağrıları için Ninti’yi yaratır. Tevratta’da Havva’nın Âdem’in kaburgasından yaratıldığı için bu noktayı benzetiyorlar. Üçüncüsü ise başka bir mitte ilk insana Adapa denir. Bunu da Âdem ismine benzetiyorlar. Sırasıyla bu konuları açıklamadan önce ön bir bilgi verelim. Antik tarih yazılı kaynaklarında Sümerlere gönderilmiş İbrahim peygamber gibi peygamberlerin ismi pek geçmez. Ebla tabletleri gibi bir kaynakta İbrahim peygamberden bahsedilse de hayatı ve mücadelesi anlatılmaz. Dolayısıyla tarihin karanlık dehlizlerinde neler yaşandığını bize eksik tarih bilgimiz değil dini metinler bildiriyor. Bu yüzden tarihsel bir bakış açısıyla bakıldığında ilk önce Sümerler birşeyler anlatmış ve daha sonra bu anlatılanlar Tevrat’a geçirilmiş gibi görünür. Fakat dinsel açıdan aynı duruma bakıldığında karanlık tarihin içinde gelmiş sayısız elçi, insanın yaratılışı konusunda aynı bilgileri vermişlerdir, hatta Sümerlerin yazıyı bulmasından bile daha önce. Dolayısıyla tarihsel bakış açısına göre, kutsal kitaplar mitolojilerden almış olabilir şeklinde materyalist bir bakış açısıyla ve eksik bilgilere dayalı bu tür yorumlar yapılabiliyor. Oysa kutsal metinler perspektifinden ise mitolojiler bu öğretileri kutsal metinlerden alıp zamanla her halk bunları farklı anlatarak gerçekleri değişik hikâye ve mitlere çevirmişlerdir. Örneğin ilk insanın yaratılışı ve ismi eğer mitolojilerde de
Din