Wilhelm Reich in ifade tarzıyla "Toplumsal ve kişisel ilişkilerde yaşam saf ve temizdir, sevimlidir, ama yine benzer nedenlerden dolayı mevcut koşullar içinde tehdit altında tutulmaktadır. Yine kendisi kadar sevimli, hizmetsever ve gönlü bol yoldaşının, yaşamın yasalarını gözlemlediği kanısından hareket etmektedir. Duygusal veba ortalığı kasıp kavurduğu sürece, ister sağlıklı bir çocuğun, ister ilkel bir insanın temelde doğal davranışı, ussal bir yaşam düzeni için verilen savaşımda en büyük tehdit diye ortaya çıkar. Çünkü vebaya yakalanmış birey, kendi soydaşlarında da kendi düşünme ve davranış biçimlerini görmek ister. Sevimli bir birey, herkesi de öyle sanır ve ona göre davranır. ”
Yukarıda yazanlardan da anlaşıldığı üzere kitap konusu güzel olduğu kadar da düşündürücü, insanın kendini sorgulatan bir yapıt. Her ne kadar bir düşünceyi tekrar-tekrar vurgulasa da (bağzen bu söz yığını hissi yaratsa bile) okumayadeğer bir kitap.
Yayınlanma tarihi göz önünde bulundurulunca kitap daha da iddalı, daha da değerli hale geliyor. Barışın, huzurun yalnızca putlaşmış değersiz kalıplarla savaşdan geçtiğini öylesi bir kritik zamanda anlatan, bir asır önceden, henüz sen yokken hisslerine tercüman olan bir eser.
İyi okumalar ...
Harika bir kitap
spoiler içerir
bu kitabı okuyalı 1 sene geçmiştir ve arasıra açar okurum George arkadaşının curlynin elinde can vermesin diye kendisi alı canını bu kitabın sonu aklıma şu sözü getirdi. bagzen bir dostumuzun öfkesini düşmanımızın acısmasına yeğleriz.
Biribirine iki zıt karakterdeki iki mevsimlik tarım işçisinin, zeki George Milton ile güçlü kuvvetli fakat saf yoldaşı Lennie Small'un öyküsünü anlatır. Küçük bir toprak satın alıp insanca bir hayat yaşamanın hayalini kuran bu ikilinin yolculuğunda dostluk ve dayanışma duygusu önemli yer tutar.
KİTAP KONUSUNDA DÜŞÜNCELERİM
Öncelikle bu kitabı bana okumam için ödünç veren Ayşe Gündoğdu Duman hocama teşekkür ediyorum.
Ben genelde okumak istediğim kitapların konusuna veya yorumuna bakarak karar veririm, ama bu sefer farklı oldu, Kitap hakkında hiçbir düşüncem olmadan okudum ve okuduğum en iyi kitap oldu kendisi, daha yeni başladığım kitap okuma serüvenimde ileride daha iyi eserler çıkana kadar en sevdiğim eser Fareler Ve Insanlar diyebilirim, Tek kelime ile muazzam bir eserdi John Steinbeck'den okuduğum ilk eserdi ama gerçekten hayran kaldım Aptal olan Lennie Small'un küçük ama kendisi için önemli olan bağzı küçük istekleri çok masumdu insanın gözlerini dolduruyor Zeki olan George Milton'a bağzen kızdım bazen zekiliği sayesinde başlarına gelebilecek belaları önlediği için sevdim Kitabın sonu çok yürek burktu orası kitapda kalsın Herkese öneririm çok güzel bir eser.
Evet falla ve üç harflileri merak edenler okusun korku filmi gibi ben yani bagzen korkulu anlarda yaşadım farklı bir kitap tavsiye ederim uzun zama oldu okuyalım ama hala aklımda
Albert Camus'un okuduğum ilk kitabıydı.
Camus bizlere Meursault'nun dış dünyayla arasında koyduğu mesafeyi kendine ve topluma yabancılaşmasını, annesi ölümü dahil her şeye nesnel bir biçimde yaklaşmasını büyük bir ustalıkla dile getirir.
Kitabın ilk cümlesi de çok etkileyiciydi.
'Bügun anne öldü. Belki de dün,bilmiyorum.'
Meursault,Hayatı ve yasamayı boş gören kendisine ve herkese çok yabancı aynı zamanda vurdum duymaz bir insan. Annesinin cenazesinde bile uykuyu düşünen biri..Bu vurdum duymazlığı beni bağzen çok sinir etti. Bir cümle okuyorum 'Yani Bu kadar da vurdum duymaz olunmaz ki' demekten kendimi alamıyorum.
Toplumun süregelen kalıplarına ayak uyduramayan, topluma yabancı kalan karakterin olaylara verdiği nesnel tepkilere şahit oluyoruz. Herkesin ne yaşadığını bilmeden kalıplaşmış düşüncelerimize dayanarak eleştiride bulunmamamız gerektiğini bize öğretebilecek nitelikte bir kitaptı.
Gayet anlaşılır ve akıcı bir dili vardı. Herkesin okumasını tavsiye ederim.
Keyifli okumalar dilerim.
Simyacı kitabını 9.sınıftayken Kimya hocamız önermişti. Bir türlü okuyamadığım ama hep aklımda olan bir kitaptı. 7 sene geçti ben anca okuyabildim.
Bu ilk incelemem olacak. Biraz acemiyim.
Gelelim kitabın konusuna gördüğü bir rüya üzerine sahip olduğu her şeyi ardında bırakıp İspanya'dan Mısır piramitlerine giden Endülüslü Çoban Santigo'nun serüvenini okuyacağız. Onu düşlerine kavuşturduğu kadar hayatın hakikatine de ulaştırıyor.
Bu kitap;
Insanın hayatına yön verebilen, kimi zaman da öğüt verebilen,insanı kendini sorgulatabilen bir kitaptı.
Okurken hayatın devam ettiğini geçmişi ve geleceği düşünmeden şimdiki anın tadını çıkarmayı hatırlattı.Güzel bir kitaptı ama bağzen okurken sıkılmadım diyemem.
Kitabı bitirdiğimde de biraz hayal kırıklığına uğradım. Çünkü daha farklı şeyler bekliyordum.
Ama okumak için bir kere şans verebilirsiniz.
•"Gerçekten kendi Kişisel Menkıbesini yaşayan kimseye hayat cömerttir."
•''Kendi yüreğini dinle. Yüreğin her şeyi bilir , çünkü Evren'in Ruhu'ndan gelmektedir ve bir gün oraya geri dönecektir.''
•"Gözler ruhun gücünü gösterir."