Dinle
karanlığın esintisini duyuyor musun?
şimdi bir şeyler geçiyor geceden
ay kızıldır ve allak bullak
ve her an yıkılma korkusundaki bu damda bulutlar sanki, yaslı yığınlar misali
yağış anını bekliyorlar
bir an
ve sonrasında hiç.
bu pencerenin arkasında gece titremede ve yeryüzü giderek durmada
bu pencerenin arkasında bir bilinmez
seni ve beni merak ediyor
Anneciğim
Kalbimin sızıntılı yerinde
İnceciğim
Gelinciğim
Sensiz hayatın ortası yok
Boşlukta gezineceğim
Yüzüm kaskatı ve anlamsız
Çölceciğim
Bırakıp gittin
Gölgeciğim
Geceleri ıssızlaştı
Sesim çatallaştı
Artık ben kiminle övüneceğim
Yıldız uçtu yeldirmesiyle
Sevdiceğim
Her geçen gün
Daha güzeldin
siz
kalabalığın içinde
bir yürüyüştünüz
ben ise
her kalabalığa
belki siz varsınızdır diye giren
yalnız bir ihtimal
.
siz
cümlede duran bir virgüldünüz
ben ise
o virgülden sonrasını
bir türlü yazamayan hayalperest
ne zaman sizi gördüysem
ya da gördüğümü düşünsem
öylece geçip gittim yanınızdan
dilimde büyüdü
bir “merhaba” bile diyemedim
.
çünkü kalbim
sizi görünce mi telaşlandı
yoksa
bir gün sizi göreceğine inandığı için mi
bilemedim
sonra
hep aynı saatlerde yürüdüm
aynı sokaklardan
aynı ağacın gölgesinde bekledim