Sebepler farklı ama insana hissettirdiği aynı. Yalnızlık…
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 20:13
Kendimi çok yalnız ve çaresiz hissettiğim bir dönemdeyim. Birşeyler için sürekli çabalarken ellerimin her seferinde boş kalması içimdeki heyecanı umudu hevesi öldürüyor. Öyle ki çok severek okuduğum mesleğimi bir daha yapamayacakmışım gibi hissediyorum. Tüm bunların üzerine bu kitap o kadar iyi geldi ki. Okurken hem selime teyzeydim hem meltem. Onları kitabın içinden çıkarıp yüzlerine bakın ben sizim demek istedim. Beni sorup soruşturmayan evlatlarım yok selime teyze ama ben senim ne hissediyorsan karşılığı bende,annem beni terk etmedi babaannem ve dedemle büyümedim Meltem ama bak ben senim demek istedim. Beni nasıl böyle güzel anlatabildiniz merak ediyorum demek istedim. Sıcacık bir kitaptı elimden bırakmak istemedim. Öyle ki dün sabah dişlerimi fırçalarken de tam 3 sayfa okudum
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,6bin okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 23:49
Bu kitabı okurken içimde bir şeyin çıt diye kırılıverdiğini hissettim. Sanki bir kandırmacadan yaşamın gerçeklerine uyanıvermişim gibi geldi. Bir edebi eser okuyucuda sayısız farklılıkta duygu uyandırabilir. Bu hikayenin benim aynamdaki yansıması ise kahramanın yaşadığı kazadan sonra kaybettiği yüzü kadar ürperticiydi. Yazabilmek bir marifettir, hatta okuyabilmekte. İlki yetenek ister, ikincisi de sabır. Yani herkesin harcı değildir okumak da yazmak da. Bu sebeple her ikisini de yapabildiğim için kendimle övünür, bu kümeye ait insanlar olarak ayrıcalıklı olduğumuza inanırdım. Ama insan edebiyata öylesine düz yolda giderken rastlamazdı ki. Kırılan yerden yeşerirdi edebiyat. Acının, özlemin, yitik duyguların omuzlarında yükselirdi. Işık gibiydi evet, ama yalnızca zifiri karanlıkta anlamlıydı; dosttu, bu yüzden yalnızlıkta değerliydi. Okuyorsan çaresizdin, yazıyorsan yaralıydın. Boğulmuyorken çırpınmazdın, düşmüyorken tutunacak dal aramazdın. Dostoyevski Çar’ın idam mangasının önünde ölümle yüz yüze gelmeseydi, ne Raskolnikov’dan haberimiz olacaktı, ne de Ölüler evinden. Kafka babası tarafından değer görseydi, ölümünden sonra dahi olsa kırılgan duygularına tanıklık edemeyecektik. Savaşlar, sürgünler, politik kavgalar olmasa duyar mıydık Sandor Marai’lerin Milan Kundera’ların adlarını. Romanın daha ilk bir kaç sayfası beni can evimden vururken bunları düşündüm.Ve kendime şu soruyu sordum; “ Hayatın debdebesinden, acılarımızdan kacarken, ama okuyarak ama yazarak, edebiyata sığınan bizler hakikaten ayrıcalıklı kesim miydik?” Sorunun cevabını vermeden önce kitabı inceleyelim. Yazarın kendi hayat hikayesinden esinlenerek yazdığı bir roman Almodovar Teoremi. Kahramanımız Antoni Matematik bölümünden başarı ile mezun olduktan sonra kız arkadaşı ile birlikte mezuniyet
Almodovar TeoremiAntoni Casas Ros · Sel Yayıncılık · 2013945 okunma
Reklam
Doğayı hissederek okudum.
8/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Bazen bir kitabı sürükleyici olduğu veya çok önemli bilgiler içerdiği için okumazsın. Bazen bir insanın dünyaya nasıl baktığına tanıklık etmek, kitabın sayfalarının sakinliğine ortak olmak için okursun. Son Meşenin Ötesi, farkındalık ve meditasyon üzerine yazılmış 77 kısa öyküden oluşuyor. Ama kitabı bitirdiğimde, aslında öykülerden çok yazarın yaşamına ve bilinç düzeyine tanıklık ettiğimi fark ettim. Yazar James Washburn, doğayı dikkatle gözlemleyen, sade yaşayan, farkındalık pratiğini günlük hayatının içine yerleştirmiş, maneviyatı güçlü bir insan gibi görünüyor. Çadırında yaşayan, doğanın içinde olmayı seçen, denizi, rüzgârı, hayvanları, karı, güneşi ve sessizliği izleyen bir insanın dünyayı nasıl deneyimlediğini görmek bana iyi geldi. Kitabı okumasaydım hayatımda belki hiçbir şey değişmeyecekti. Ama bazı kitaplar değiştirmek veya öğretmek için değil, hatırlatmak için hayatımıza girer diye düşünüyorum. Kendimle konuşuyormuş gibi okudum sayfaları. Daha önce fark ettiğim ama adını koyamadığım şeyleri yeniden duydum içimde. Bir sayfalık kısa öyküler… Bir kuşun sesi, bir ağacın duruşu, bir nehrin akışı, bir anın sessizliği… Hayat çoğu zaman düşündüğümüzden daha basit, daha yakın ve daha gerçek. Doğru ya da yanlış değil mesele. Sadece yol var. Yolu yürüyen yolcu var. Bir de birbirimizin yolculuğuna tanıklık etmek… Gerisi çoğu zaman zihnin anlattığı hikâyeler. Yazar “Bana bak” dememiş. “Şuna bak” demiş. Bir ağaca… Bir nefese… Bir kuşa… Bir ana… Son Meşenin Ötesi, hayatıma dokunan hafif bir rüzgâr gibi geldi. Güzel hissettirdi. Serinletti. Tazeledi. Ve geçti. Kitabı bitirdiğimde aklımda yazar kalmadı. Ağaçlar kaldı. Nehirler kaldı.
Hayata Dair
Son Meşenin ÖtesiJames C. Washburn · Kapı Yayınları · 20252 okunma
Tüm İnsanlık Adına Yazılmış Tam Bir Baş Yapıt
10/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 15:47
GİRİŞ "Hayat nedir ? Acılar Vadisi. Dünya nedir ? Hissiz insan kalabalığı." 19.yüzyıl Rus edebiyatının en önemli yazarlarından birisi olan Nikolay Gogol, Rusya'nın kokuşmuş bürokrasi sistemini, toplumun gerçek yüzlerini ve devlet yönetiminin eksik yönlerini eleştirel bir bakış açısı ile eserlerinde yer vermektedir. Sadece Rusya'da değil, tüm dünyada edebi saygınlığa sahip olan Gogol, eserlerinde sınıfsal açıdan burjuva insanları yerine sıradan insanlara yer vermiş, böylece her bir okur kitaptaki karakterler ile empati kurarak, kendi günlük hayatı ile özleşleştirmiştir. Nikolay Gogol, 1809 yılında Ukrayna'nın Soroçinski köyünde dünyaya geldi. Bazı eserlerinin esin kaynaklığını yapan ve yaşadığı coğrafya olan Kazaklar sebebiyle hayatının önemli bir bölümünü burada yaşayarak geçirmiştir. Babası amatör olarak tiyatro oyunları yazıyordu ve Gogol'ün tiyatroya olan ilk deneyimleri babasını izlerken olmuştur. Hayatının ileri safhasında kazak kültürü ve çocuklukta yaşadığı birçok olay vesilesiyle birçok eser yazmış, dünya edebiyatına damgasını vurmuştur. Dünyaca ünlü bazı eserleri şunlardır; Palto, Burun, Portre, Bir Delinin Anı Defteri, Taras Bulba, Müfettiş. Gogol, hayatının belirli önemli bir zamanında Rusya'nın Petersburg şehrinde geçirmiştir. Burada çeşitli devlet kurumlarında görev yapmış ve en yakın dostu olan yazar Aleksandr Puşkin ile bu şehirde tanışıp beraber edebiyat sohbetleri gerçekleştirmiştir. Eserlerinin bazılarına esin kaynaklığı yapan bu şehir, özellikle yakın dostu Alexandr Puşkin'in Gogol için Ölü Canlar'ı yazma fikri vermesi onun hayatının dönüm noktalarından biri olmuştur. Gogol eserlerinde hiciv trajik grotesk ve fantastik öyküler ve tiyatro yapıları kaleme almıştır. Gogol'ün eserlerinde en çok kullanıldığı yazım türü olan "Grotesk" dediğimiz edebi
Edebiyat
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
7/10
·848 syf.··
2026 13. kitabı
·
43 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 14:42
Bu seriyi seviyorum güzel bir evren yaratilmis. Ancak yazar kitap kalın olsun diye uğraşmış gibi hissettirdi. Ana hikayaye hizmet etmeyen olmasa da olurdu dediğim çok yer vardı. Okurken sürekli ehhhhh hadi ana konuya geç artık diye ofladim yani. Yani kısacık bir olay olacak anlık. Yazar o kısacık ana bir paragraf dizmiş ya. Akılda kalmıyor etkilemiyor yazdığı paragraf. Koca ülkede savaş var ben yan hikayelerin bence gerekli olmayan diyaloglarıni okudugumu düşünüyorum. Kitapta ana hikayeye inanilmaz etki edecek yan karakter eklemiş ama bunu aktaris biçimi beni etkilemedi. Bu yan karakterle de arada sırada karşımıza çıkıyor haliyle çok tabonemli bu karakter diyoruz. Bu gereksiz olduğunu düşündüğüm karakterlerin ileriki bölümlerde bak bu çok önemli biri aslında diye göndermelerinden anlıyorum. Bu kitapta bana göre çok büyük olaylar yoktu ama ben son bölümü sevdim. Ektiğini biçersin hesabı. Kipi hala sevmiyorum. Ana karakateri sevmediğim tek seri olabilir. Ne konuşması ne tavrı hiç ısınamadım kendisine. Karaktere yüklenen anlamlar olayları çözme biçimi çok yavan duruyor. Sevmedim kipi. Yapay bir karakter olduğu bariz hissediliyor. Seri çok güzel orası ayrı
Sakat GözBrent Weeks · İthaki Yayınları · 202246 okunma
10/10
·291 syf.··
2026 6. kitabı
- Kötülüklerle en önde, kellesini koyarak dövüşecek en yiğit yürek sanatçıdadır. Öyle olmalı. Bunun dışında sanatçı, ne kadar usta olursa olsun sanatında, insanın soyunu aşağılatan işlemlere karşı koymadı mı o hiçbir şeydir. İnsan soyunun yüz karasıdır. Bak şu güzel zanaatını ne için, ne kadar boş şeyler için kullanmış, diyecekler. bunu da diyemeyecekler. Çelişmeye düşmüyorum. İnsan soyunun sorunlarına yabancı kalmış kişi sanatında usta da olamaz. Yani o hüner dediğimiz küçücük şeyi de gösteremez. Çünkü, insanı aşağılatan işlemlere karşı koymayan yürek, küçük yürektir. Küçük yürek ne kadar hünerli olursa olsun, ondan iyi sanat çıkmaz. Çıkamaz. Şu gelmiş geçmiş dünya sanatına bakın, hep kalanlar büyük yürekler, insan soyunu aşağılatanlara karşı koyan yürekler.
Ağacın ÇürüğüYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 2017779 okunma
Reklam
Reklam