7/10
·384 syf.··
2026 40. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 21:03
Hellooo Nasılsınız bakalım? Size sıfır beklentiyle başladığım ama çokça beğendiğim bir kitap getirdim. Kitap 16. Yüzyılın Madrid'in de fantastik bir dünyada, büyülerin, ölümsüzlerin, kralların, enrikaların ve güç savaşlarının geçtiği bir dünyayı konu alıyor. Kadın karakterimiz Luzia, hizmetçilik yaparak yaşamını sürdürüyor. Herkes gibi onunda hayalleri ve hırsları var. Bu uğurda sivri dilini de kimseden esirgemiyor. Yaptığı minik sihirler yaşamını bir nebze kolaylaştırsa da İspanyol Engizisyonu nedeniyle geçmişini ve sihirlerini gizlemek zorunda. Ta ki ev sahibi Valentina'ya yakalanana kadar! Valentina ve eşi Luzia'nın güçlerini kullanarak kraliyet sarayına girmekte kararlı. Kralın huzuruna çıkmak için Luzia'yı sihirlerin konuştuğu bir yarışmaya sokarlar. Rakipleri epey zorlu olsada onu bu yarışmaya hazırlayan kişi canımız ciğerimiz, özgürlük hasretiyle yanıp tutuşan ölümsüzümüz Guillén Barcelo Villalbas de Canales Santángel'den başkası değil Santângel inanılmaz bir geçmişe sahip. Anlattığı hikayeyi üzülürek okudum. Hırs bir insanı nasıl kör edebilir acıta acıta okutuyor bize. Luzia'nın bu yarışmayı kazanması için sağlam nedenleri var. Ama tabii evdeki hesap çarşıya uymuyor. İsterdim ki yazar Santangel hakkında daha detaylı şeyler yazsın ama nerde! Halbuki muazzam bir potansiyele sahipti, keşfedilebilecek çok fazla geçmişi vardı ama yazar ağzımıza bir parmak bal çalıp bıraktı. Yinede onun olduğu her sayfa çok anlamlı ve güzeldi. Hikayeyi Luzia, Santangel, Valentine ve teyzesi Hualit'in bakış açılarıyla okumak ayrı bir keyif verdi. Yazmadan geçmek istemem, maalesef bu kitapta da Lbgt var! Neyseki öyle çok fazla detay yok da üstün körü okuyup geçebiliyor insan. Kitap tek kitap olunca daha da bir sevdim. Okuması güzel keyifli bir kitaptı. Öneri kısmında
İfritLeigh Bardugo · İthaki Yayınları · 2026146 okunma
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 61. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 00:41
Bu kitabı 5 saata bitirdim. Və bu incelememdə ocudukca nə hisslər keçormişəm tək tək yazdım. Dəyişmədən hər hadisədə hiss etdiklərim…. Tipik Wattpad kitabı oxuduğumu düşünürdüm, ta ki Sancak dava edib gedənə kimi... 7 bölüm “tipik wattpad kitabı” deyə-deyə gəldim, bölüm sonu ağzım açıq qaldı. Mən Sancak Gülcenin qardaşı ilə dava edib sanarkən, adamın atası ilə dalaşıb çıxıb getməsi... Üstəlik, "gözləyəcəm" dediyi halda özünün o görüşə getməməsi... Yəni, ən azından düşünürdüm ki, Alperen ilə dalaşdı, qızı sevə-sevə çıxıb əsgərə getdi, amma qayıdıb gəlib olğun bir şəkildə sevgisini etiraf edər. Bizimki atası ilə necə böyük qırğın edib ki, görüşü belə unutdu... Çaşdīm qaldım. Bu iş tipik Wattpad “abinin arkadaşı” kurgusundan çıxdı deyəsən. Ha, yox, yanılmamışam, dava etmişdilər... Deyirəm axı, niyə təkcə atası ilə dalaşdığı üçün getsin ki? Nə dərəcədə böyük dava edə bilər ki, o görüşü unuda bilsin... Uzun zaman sonra "bu bölümü də oxuyum yataram" deyə-deyə az qalıb kitabı bitirim. Yazı dili o qədər gözəldir ki... Əsl “Asker kurgusu”dur. O duyğunu elə gözəl hiss etdirdi ki... Kitaba başlayarkən digər "trope"lara fokuslanıb "Asker kurgusu" olduğunu unutmaq istədim ki, sonra ordan zəif qalar, bal kəsərəm. Amma bu kitab gözləmədiyim şəkildə çox gözəl oldu. Fatihi heç sevməmişdim ilk bölümlərdən, yanılmadım da... Oha! Fatih olayında tam başqa klişe səbəb gözləyirdim, bunu düşünməmişdim. Dedim, amma yanıldım. Mövzu tam da düşündüyüm klişe mövzulardan idi, amma yazar bunu elə yazıb ki... Sona doğru hər şey ortaya çıxanda Alperenin reaksiyası çox klişe oldu. Adam zatən başdan deyib də sənə. Atasını bəhanə etməsi anlaşılan idi, amma illərdir danışmadığı köhnə dostuna da “o mənim dostumdur, bunu niyə etdiniz?” deməsi gərəksiz idi. “Kardeşim olarak gördüğüm biri kardeşime
Ay Işığı ve YakamozÜmran Tan · Pukka Yayınları · 2026132 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sonsuz Aşk
9/10
·224 syf.··
2026 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 20:24
​Ian McEwan'ın okuduğum üçüncü kitabı ve yine hayran kaldım. Kalemine hayran olduğum yazarlardan biri. McEwan'ın muazzam derinlikteki betimlemeleri ne yoruyor ne de gereğinden fazla düşündürüyor. O hislere, düşüncelere ve somut olan her şeye temas edip olayları o anları resmen birebir yaşayıp, hissediyorsunuz. Bir Parmak Bal ve Fındık Kabuğu kitaplarından sonra Sonsuz Aşk'ta bende aynı tadı bıraktı diyebilirim. Bir yemeğin malzemesinin tam kararında olması gibi, ne eksik ne fazla... Sonuç; leziz... ​Bir balon kazasıyla başlayan hikâye, güzel giden bir evlilikleri varken, saplantılı bir adamın aralarına girmesiyle değişen hayatları konu alıyor. Kitapta bir psikiyatrik rahatsızlık olan Clerambault Sendromu işlenmiş. Özellikle psikolojik gerilim sevenlerin çok beğeneceği, soluksuz akan bir eser. Kitabın adının neden 'Sonsuz Aşk' olduğunu ise son sayfalara kadar öğrenemiyorsunuz. Son sayfalarda etki eden duygu; hüzün ve acı bir gülümseme oluyor... Harika bir kitaptı. ​Gerçek 'sonsuz aşkı' arayanlar bu kitabı okumalı. Ian McEwan ile mutlaka tanışın.
1000Kitap
Sonsuz AşkIan McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 2019400 okunma
Puan vermedi·181 syf.·
2026 7. kitabı
Var olmak, yaşamakta olduğumuz hayatta içgüdüsel, hayvani arzulara ulaşıp koca bir ömrü yalnız maddesel olanla harcayıp “bu hayatı yaşamak” mıdır; yoksa ta yaratılıştan içimizde var olan boşluğu doldurabilecek hakikate ulaşabilmek midir? Her yerde (farkında olarak veya olmayarak) döne dolaşa aradığımız; belki çok kere yanlış kapıları çaldığımız, yanlış dalları tuttuğumuz, yanlış parçayı yerine oturtmaya çalıştığımız bu boşluğu dolduracak olan yapbozun parçası nerededir? Bilen varsa, bulan varsa beri gelsin… İbrahim Kalın Beyefendi, kendisinin de ifade ettiği gibi, bir “tabela” olarak o yönü bize göstermeye çalışmış ve çok da güzel bir eser ortaya koymuş. Bununla beraber, devlet adamlarımızın içerisinde böyle ilmî ve ahlakî donanıma sahip bir insanı görmek şahsen beni mesrur ediyor; sayılarının artmasını temenni ediyorum. Allah cümlemize, bal kavanozunu dışından yalamak yerine içinden kaşık kaşık yemeyi de afiyetle nasip eylesin; “satırlardan sadırlarımıza” akması duası ile… Okuyalım, okutalım; belki nasipdar oluruz…
Açık Ufukİbrahim Kalın · İnsan Yayınları · 20212,418 okunma
9/10
·133 syf.··
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2026 11:42
Hüzün, küçümsenmek, özlem, aşk, şehvet, umut… Bu eserin en belirgin anahtar kelimeleri. Herkesin sandığının aksine katıksız bir aşk hikayesi değildir. Aksine aşka getirilmiş en büyük eleştiriyi yapar Shakespeare. Romeo başta Rosaline isimli bir kıza deliler gibi tutkundur. Acı çeker, özler, şiirler yazar, ağıtlar yakar ta ki Juliet ile tanışana kadar. Rosaline aşkın geçiciliğini bildiğinden yüz vermez Romeo'a. Juliet daha sevimlidir artık Romeo için. Romeo yine aşıktır. yeminler, şiirler bu sefer Juliet içindir. Hatta o meşhur balkon sahnesinde Romeo ay üzerine yemin etmeye kalkınca Juliet "yemin etme sakın kararsız ay üstüne, yörüngesinde her gece yön değiştiren ay gibi, değişken olur sonra senin de aşkın." der. Zaten eserin bütününde bir sadakatsizlik vurgusu vardır. başka bir sahnede ise rahip Lawrence: ...şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulurlar, ölümleri olur zaferleri, öpüşürken yok olan ateşle barut gibi. en tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir, aynı tat isteği, iştahı köreltir. onun için ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin, hedefle hızlı giden, yavaş kadar geç varır... öğütünde bulunur genç aşıklara. Shakespeare özellikle karakterlerin yaşını çok genç tutmuştur gönlün havailiğini vurgulamak için. Fuzuli'nin aşk anlayışı gibidir biraz da. Her ne kadar tanrı aşkı gibi bir durum söz konusu olmasa da Romeo da Mecnun gibi özel birine aşık değildir. o da Mecnun da aşkın kendisine aşıktırlar. SOnunda ise rahibin öngördüğü gibi yok olurlar aşklarının şiddetinden.
Edebiyat
Romeo ve JulietWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202475,9bin okunma
Nurun İlk Kapısı
10/10
··
Beğendi
KALBE FÂRİSİ OLARAK TAHATTUR EDEN BİR MÜNÂCÂT Yani bu münâcât, kalbe Fârisî olarak tahattur ettiğinden Fârisî yazılmıştır.Evvelce, matbû olan Hubâb Risâlesinde derc edilmişti.Yâ Rab! Tevekkülsüz, gafletle, iktidar ve ihtiyarıma dayanıp derdime derman aramak için cihât-ı sitte denilen altı cihette nazar gezdirdim. Maatteessüf derdime derman bulamadım. Mânen bana denildi ki, "Yetmez mi dert, derman sana?"Evet, gafletle sağımdaki geçmiş zamandan teselli almak için baktım. Fakat, gördüm ki; dünkü gün, pederimin kabri ve geçmiş zaman, ecdâdımın bir mezar-ı ekberi sûretinde göründü. Teselli yerine vahşet verdi. Hâşiye 1Hâşiye 1: İmân, o vahşetli mezar-ı ekberi, ünsiyetli bir meclis-i münevver ve bir mecmâ-ı ahbab gösterir.Sonra, soldaki istikbâle baktım; derman bulamadım. Belki yarınki gün, benim kabrim ve istikbâl ise, emsâlimin ve nesl-i âtînin bir kabr-i ekberi sûretinde görünüp, ünsiyet değil, belki vahşet verdi. Hâşiye 2Hâşiye 2: İmân ve huzur-u imân, o dehşetli kabr-i ekberi, sevimli saadet saraylarında bir dâvet-i Rahmâniye gösterir.Soldan dahi hayır görünmediği için, hazır güne baktım. Gördüm ki, şu gün, güyâ bir tabuttur; hareket-i mezbûhânede olan cismimin cenazesini taşıyor. Hâşiye 3Hâşiye 3: İmân, o tabutu, bir ticaretgâh ve şâşaalı bir misafirhâne gösterir. Bu kısmın Arapça ve Farsça ibârelerinin mânâları ve açıklamaları hemen altlarında verildiğinden, başka bir meâl konulmamıştır. İşbu cihetten dahi devâ bulamadım. Sonra başımı kaldırıp şecere-i ömrümün başına baktım. Gördüm ki, o ağacın tek meyvesi, benim cenazemdir ki, o ağacın üstünde duruyor, bana bakıyor. Hâşiye 4Hâşiye 4: İmân, o ağacın meyvesini cenaze değil, belki ebedî hayata mazhar ve ebedî saadete namzed olan ruhumun eskimiş yuvasından yıldızlarda gezmek için çıktığını gösterir.O cihetten dahi me’yus
Risale-i Nur KülliyatıBediüzzaman Said Nursî · RNK Neşriyat · 0860 okunma