“Eeey ağaçlar!” diye bağırdım. “Eeey gürgenler, çamlar, köknarlar ve meşeler! Eeey uzun kuyruklu tilkiler, ey ürkek adımlı tavşanlar! Duyuun beni ey dağlar taşlar! Duy beni dağsümbülü! Duyun beni eey gökyüzünü derinleştiren kuşlar! Duyun ve bundan böyle bir darağacı olarak bilmeyin beni! Eğer Beşparmak Dağları’nın ardındaki düzlükte kuru bir dalım kalmışsa, artık ben bir gürgen dalıyım!”
"Mahkeme sırasında soruyorlardı bana: 'Ne kullanarak, nasıl öldürdün karını?'
Akılsızlar! Onu beş ekimde öldürdüm sanıyorlar. Fakat ben onu çok daha öncesinde öldürmüştüm. Tıpkı şu an herkesin, herkesi öldürdüğü gibi…."