Bir rane bir mahbuba oldum müptela
Emsali bulunmaz cihan içinde
Övmüş de yaratmış cenab-ı Mevla
Dişleri inci sedef dühan içinde
Kaldı serv-i fidan yanağ-ı mis gül
Bir nevreste cihan avaz-ı bülbül
Veçhi mahi taban saçı tap sümbül
Misli yoktur inan turhan içinde
Gözlerime vali lebleri zülal
Kirpikleri deste kaşları hilal
İlahi ömrüne ermesin zeval
Gezsin böyle cenan insan içinde
Her gören enver nur yüze bakar
Nice âşıklar odlara yakar
Meyletmez bir ferde semadan çıkar
Fahir ilfadeler hayran içinde
Ey Fedayi melek midir bu dilber
Yoksa hurü müdür ver bize haber
Barekallah hub yaratmış mahteber
Cemalin gösterir bürhane dilber
İmam Ahmed b. Hanbel; herhangi bir kimsenin minneti altında kalmamak için insanların hediyelerini kabul etmezdi. Yöneticinin maaşlarını reddederdi. İnsanlarsa ona bir şey vermek için can atıyorlardı.
Sinek kanadından tut, tâ semâvât kandillerine kadar öyle bir nizam var ki; akıl onun karşısında hayretinden ve istihsânından "Sübhanallah, Mâşâallah, Bârekâllah" der, secde eder.
BİZ BU ORUCTAN NE ANLADIK
Dedemin, boş láf, dedikodu ve gıybet hakkında şunları söylediğini de hatırlıyorum:
Bir genç, sahabeden bir genç, salallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in yanına geldi ve:
"Ya Resûlallah! Annemle bazı komşu kadınlar nafile oruç tutuyorlar." dedi.
"Ne iyi ediyorlar, maşaallah, barekallah...""Ama yün eğirip, bizde otururken konuşmalarını duydum. Baktım ki, hep diğer komşu kadınlar hakkında konuşuyorlar; onları, şöyle olmuş, böyle yapmış diye çekiştiriyorlar..."
Genç sahabinin bu sözleri üzerine, Efendimiz:
"Biz bu oruçtan ne anladık. Allah'ın helål kıldığı yemeği ye-mediler, helal kıldığı suyu içmediler; ama haram kıldığı, ölü Müslüman'ın etinden yediler..." buyurmuştur.
Cenab-ı Hak bu gibi oruçlara iltifat etmez. Ümmet-i Muhammed'i bu gibi hållerden âyet-i kerime ile men etmiştir.