Tolstoy severlere
Puan vermedi·512 syf.··
2026 7. kitabı
Çok uzun zaman oldu okuyalı... Tolstoy iyi bir yazar akıcı tarafını hala hatırlarım. Bir çırpıda bitirmiştim. Savaşın çıplak yüzü gerçeğin tokat etkisi yönü.
Savaş ve BarışLev Tolstoy · Akvaryum Yayınları · 200525,9bin okunma
Puan vermedi·512 syf.··
2026 2. kitabı
Karakterlerin derinliği o kadar gerçekçiydi ki, onlarla birlikte ağlayıp güldüm , yani zamanın nasıl geçtiğini unutturan, kesinlikle okunması gereken bir eser.
Savaş ve BarışLev Tolstoy · Akvaryum Yayınları · 200525,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·540 syf.··
2018 120. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2018 00:00
Kitap için sayfa sayısına rağmen 24 saatte biterek bir ilk'e imza attı diyebilirim. Çünkü konuya girmek için gereksiz yere uzatılan sayfalar karşılamadı beni. İlk sayfalardan içine hapsedince bitirmeden çıkmak olmuyor malumunuz. Tabi ki çok sevdiğim ve bir kaşık suda boğmak istediğim henüz iyi miii, kötü mü olduğuna karar veremediğim gizli kahramanlarım vardı. Bunların yanı sıra hayrete düşürenler de vardı ki ana karakterde bunu sık sık yaşadım. "sen insansın" diye tutup sarsmak istedim. "evet yakışıklı olabilirsin, çekici olabilirsin, zeki olabilirsin, pratik zekaya sahip olabilirsin, dirayetli olabilirsin, sadık olabilirsin, iradeli olabilirsin, romantik olabilirsin, düşünceli olabilirsin, detaycı olabilirsin, merhametli olabilirsin, acı çekmiş olabilirsin, dürüst olabilirsin, güvenilir olabilirsin ... Ama hepsi birden olamazsın kendine gel" demek istedim. Ama bu büyüyü bozmak istemediğim için sustum. Bir karakterde bu saydıklarımın hepsi var ve bu yüzden başına gelenleri, verdiği tepkileri, olaylara yaklaşımını, bulduğu çözümleri merak ve hayretle okuyorsunuz. Sanırım kitabın sıkmaması da bundan kaynaklanıyor. Şahsen ben sıkılacak vakit bulamadım. Karakterlerin ağzından, geçmişlerine yönelik anlattıkları hayat kesitleri de çok etkileyiciydi. Hepsinde ayrı bir kırılma noktası mevcut. Eh böyle olunca yan karakterlerin hayatları da okuyanı sıkmaktan uzaklaşıyor. Tepkileri hafif bulduğum kısımlar yok değil, ama karakterlerimiz daha sonra birbirlerine anlatırken ya da hatırlarken yaşıyorlar asıl yoğunluğu. Bu yüzden devamını çok merak ediyorum. Tek kötü yanı var, fazla kahve içirtiyor. Okuyunuz efendim, hayatın içinde ki her duygudan dozunda bulacaksınız. Keyifli okumalarınız daim olsun...
Acı Bir Tebessüm-BaşlangıçBarış Demirbaş · Anatolia Kültür Yayınları · 201857 okunma
Puan vermedi·375 syf.··
2018 109. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2018 00:00
Ustadan yine rüyalarıma giren muhteşem bir kitap okudum. Korktum mu? Evet. Gerildim mi? Hemde nasıl. Çünkü Stephen King insanın aklıyla oynamayı, iç güdülerinin insanı nasıl yönlendireceğini çok iyi biliyor ve kurguluyor. Yıllar öncesine, kızılderili kabilelerine dayanan, çılgınlığın ötesinde bir sır. Bu sırra komşu olan kırsala taşınan güzel bir aile ve mantığın durduğu yer... Kırsalın yakınında sözü geçen hayvan mezarlığı, onun ötesi ise çılgınlığın başlangıcı. Ne olursa aklınızı yitirirsiniz acaba hiç düşündünüz mü? İnsan beyni öyle bir şey ki, her durumda savunma mekanizması hazır. "aklımı yitiririm" dediğiniz bir çok olayla başa çılabilirsiniz aslında. Asıl akıl nasıl yitirilir, öteye nasıl geçilir anca bu kitabı okuyarak öğrenebilirsiniz. Ne desem az gelecek.Ne desem spoiler olacak. O yüzden susuyorum. Kingn okumaya alışıksanız buyurun... "Ölülerin ölü kalması herkes için daha iyidir... " "Yapılmış olanları kabul et ve yüreğini dinle..." "-ölüm de yaşamın bir parçası kızım" "-kötü bir parçası öyleyse!" Buna verecek bir cevap yoktu. Kız ağlamaya devam etti. Sonunda dinecekti gözyaşları. Hiç bir zaman kaybolup gitmeyecek olan bir gerçekle huzursuz bir barış yapmanın ilk adımıydı bu..." "Ölüm bazen acıların dinip, iyi anıların başlamasıdır. Yaşamın sonu değilde acıların sonu... "
Hayvan MezarlığıStephen King · Altın Kitaplar · 201914,5bin okunma
Puan vermedi·100 syf.··
2026 81. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 10:26
Seyrek Yağmur- Barış Bıçakci ''Kitapçı Rıfat. Hikayesi çok hazin. Bütün öm­rü seyrek bir yağmurun peşinde koşmak ile geçiyor.'' Seyrek Yağmur, büyük olayların değil, hayatın içinden geçen küçük anların kitabı. Yazarın sade ama etkileyici dili sayesinde okurken sanki bir roman değil de bir insanın zihninden geçen düşünceleri, özlemleri ve sessiz hüzünlerini dinliyormuş gibi hissediyorsunuz. Kitapta yüksek sesli dramlar ya da nefes kesen olaylar yok; bunun yerine günlük hayatın içinde fark edilmeyen ayrıntılar, insanların birbirine değip geçtiği anlar ve zamanın bıraktığı izler var. Kitap; çok az kelimeyle çok şey anlatıyor. Bir bakış, bir yürüyüş, yağan hafif bir yağmur ya da sıradan görünen bir konuşma bile anlam kazanıyor. Seyrek Yağmur da tam olarak böyle bir kitap. Okurken zaman zaman kendi geçmişinizi, unutulmuş anılarınızı ve hayatınızda sessizce iz bırakmış insanları düşünüyorsunuz. Rıfat karakteri ise kitabın en etkileyici yanlarından biri. Rıfat, gösterişli ya da kahramanlaştırılmış bir karakter değil; tam tersine, gerçek hayatta karşılaşabileceğimiz kadar doğal ve samimi biri. İç dünyası, düşünceleri ve hayata bakışıyla insana yakın geliyor. Onun yalnızlıkları, sorgulamaları ve hayatı anlamlandırma çabası insanın içine dokunuyor. Rıfat'ı okurken bazen bir dostun sohbetini dinliyormuş, bazen de kendi iç sesinizle karşı karşıya kalmış gibi hissediyorsunuz. Kitabı bitirdiğimde geriye büyük olaylardan çok bir duygu kaldı: hafif bir yağmurun ardından gelen o sakinlik hissi. Barış Bıçakçı'nın yalın ama derin anlatımını sevenler için unutulmayacak bir okuma deneyimi.
Seyrek YağmurBarış Bıçakçı · İletişim Yayıncılık · 20212,769 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2026 55. kitabı
Bu kitap, yüzeyde bakıldığında yapay zekâ sonrası bir dünyada geçen bir bilimkurgu romanı gibi görünse de, aslında çok daha derin bir yerde duruyor. Çünkü anlatılan şey yalnızca makinelerle insanlar arasındaki mücadele değil; insanlığın kendi yarattığı sistemler karşısında nasıl savrulduğu, kurtuluşu ararken nasıl tekrar tekrar aynı hatalara düştüğü ve en önemlisi de insan olmanın özünü kaybetme tehlikesi. Romanın olay örgüsüne derinlemesine bakıldığında dünya büyük bir kırılmanın ardından karşımıza çıkıyor. Yapay zekânın kontrolden çıkmasıyla devletler, şehirler ve medeniyet düzeni çökmüş; insanlar küçük kolonilere, sığınaklara ve yeni yaşam alanlarına çekilmek zorunda kalmış. Ancak yazar burada kıyamet sonrası bir dünyanın harabelerini anlatmaktan çok, bu harabelerin içinde yeniden anlam arayan insanları anlatıyor. Andre ve Kate’in çöllerde başlayan yolculuğu, terk edilmiş şehirler, yağmalanmış müzeler ve unutulmuş madenler arasında ilerlerken aslında insanlığın geçmişinin izlerini sürüyor. Bu yolculuk sadece fiziksel değil; aynı zamanda insan türünün kökenine ve geleceğine yapılan bir yolculuk. Müzedeki Neandertal kafataslarının keşfiyle birlikte romanın yönü değişiyor. O andan itibaren hikâye yalnızca hayatta kalma mücadelesi olmaktan çıkıyor ve büyük bir gizemin peşine düşüyor. Kafataslarının içindeki kuantum çipleri, geçmişten gelen bir mesajın anahtarı hâline geliyor. İşte burada yazarın en dikkat çekici başarısı ortaya çıkıyor: Bilimkurgu unsurlarını sadece heyecan yaratmak için kullanmıyor; onları insanlığın kaderini sorgulamak için bir araç hâline getiriyor. Romanın merkezindeki GANE kavramı da tam burada önem kazanıyor. Başlangıçta bir sistem, bir öğreti ya da bir topluluk gibi görünen GANE, aslında insanın kendisini yeniden tanımlama çabasıdır. Karakterler
GaneCeyhun Bıdıl · Yazıgen Yayınları · 04 okunma