Kitaba başlarken çocuk kitabı olduğunu sanmıştım. Ama yetişkinlerin dünyasına dair her şey içinde. Bir arsa için yapılan o büyük savaş , ilham verici insanların liderliğinde hiç sorgulamadan yaşayan askerler ve sonunda boşa çıkması. Savaşın götürdüğü o can'ın yerinin doldurulamaması daha da kötüsü hiç sahip olamayacakları bir toprak parçası için yitip giden bir can..
Doğrudan Aykut Kocaman'ı anlatmaktan ziyade İstanbulspor'un 2003 yaz kampından 2004 devre arasına kadar yaşadığı süreç anlatılmış. Bu süreçte Aykut hocanın ortaya koyduğu mücadele ile oyuncu grubunun psikolojik ve fiziksel durumunun, yönetimin maddi imkansızlıklarının ve Cem Uzan'dan kaynaklı idari sorunların Aykut Kocaman tarafından nasıl karşılandığı ile ilgili bir kitap olmuş
1992 de yaşanan Sırpların Bosnalılara yaşattığı katliamı ve acıları gerçek hayat hikayesi üzerinden anlatıyor. Okuduğunuz şeylerin gerçek olduğunu bildiğiniz için kitaptan etkilenmemeniz, üzülmemeniz imkansız. Yaşanan şeyler korkunç... Cinayetler, tecavüzler, işkenceler, köle olarak satılmalar 3 yıl boyunca sürüyor. Hesapta uluslararası barış ve güvenliği sağlayan Avrupa ülkeleri ve Birleşmiş Milletler 3 sene boyunca bu katliama seyirci kalıyor. Dönemin Türkiye cumhurbaşkanı Süleyman Demirel topladığı silahları Bosnaya iletmesi konusunda Hırvatlarla anlaşıyor. İran, Pakistan ve Malezya'dan da Bosna için yardım topluyor. Bu sayede Sırplar etkisini kaybetmeye başlıyor.
Çok uzun zaman oldu okuyalı...
Tolstoy iyi bir yazar akıcı tarafını hala hatırlarım.
Bir çırpıda bitirmiştim.
Savaşın çıplak yüzü gerçeğin tokat etkisi yönü.
Savaş ve BarışLev Tolstoy · Akvaryum Yayınları · 200525,9bin okunma
Karakterlerin derinliği o kadar gerçekçiydi ki, onlarla birlikte ağlayıp güldüm , yani zamanın nasıl geçtiğini unutturan, kesinlikle okunması gereken bir eser.
Savaş ve BarışLev Tolstoy · Akvaryum Yayınları · 200525,9bin okunma
Kitap için sayfa sayısına rağmen 24 saatte biterek bir ilk'e imza attı diyebilirim. Çünkü konuya girmek için gereksiz yere uzatılan sayfalar karşılamadı beni. İlk sayfalardan içine hapsedince bitirmeden çıkmak olmuyor malumunuz. Tabi ki çok sevdiğim ve bir kaşık suda boğmak istediğim henüz iyi miii, kötü mü olduğuna karar veremediğim gizli kahramanlarım vardı. Bunların yanı sıra hayrete düşürenler de vardı ki ana karakterde bunu sık sık yaşadım. "sen insansın" diye tutup sarsmak istedim. "evet yakışıklı olabilirsin, çekici olabilirsin, zeki olabilirsin, pratik zekaya sahip olabilirsin, dirayetli olabilirsin, sadık olabilirsin, iradeli olabilirsin, romantik olabilirsin, düşünceli olabilirsin, detaycı olabilirsin, merhametli olabilirsin, acı çekmiş olabilirsin, dürüst olabilirsin, güvenilir olabilirsin ... Ama hepsi birden olamazsın kendine gel" demek istedim. Ama bu büyüyü bozmak istemediğim için sustum.
Bir karakterde bu saydıklarımın hepsi var ve bu yüzden başına gelenleri, verdiği tepkileri, olaylara yaklaşımını, bulduğu çözümleri merak ve hayretle okuyorsunuz. Sanırım kitabın sıkmaması da
bundan kaynaklanıyor. Şahsen ben sıkılacak vakit bulamadım. Karakterlerin ağzından, geçmişlerine yönelik anlattıkları hayat kesitleri de çok etkileyiciydi. Hepsinde ayrı bir kırılma noktası mevcut. Eh böyle olunca yan karakterlerin hayatları da okuyanı sıkmaktan uzaklaşıyor. Tepkileri hafif bulduğum kısımlar yok değil, ama karakterlerimiz daha sonra birbirlerine anlatırken ya da hatırlarken yaşıyorlar asıl yoğunluğu. Bu yüzden devamını çok merak ediyorum. Tek kötü yanı var, fazla kahve içirtiyor.
Okuyunuz efendim, hayatın içinde ki her duygudan dozunda bulacaksınız.
Keyifli okumalarınız daim olsun...