Sana bütün soruların için tek bir yanıt vermeye kalkışmak,
" Söyledim ya!" diye kestirip atmak ne kaba ve aptalca bir davranış olurdu! Tekrarın ve hayatın güzelliğini reddetmek olurdu. Hayat tekrardan ibarettir çünkü. Hayatın gücü tekrarın gücüdür. Günlerin, ayların, mevsimlerin gücü. Tabii bir de şiirin. Şiirlerin tekrar eden dizelerinin gücü.Dinlere ne demeli? Hindu'nun mantrasını tekrar etmesi, Müslüman'ın tespih çekmesi ve senin "Yemek güzel olmuş mu?" diye sorman...
Neden bir de rüya görürüz? Her şey olup bittikten sonra neden bir de rüya görürüz? Karmaşanın, keşmekeşin, hayatın yorucu zenginliğinin içinde eksik kalan nedir ki, uykunun kuytusunda ille de tamamlanması gerekir?
Her şeyin geçip gittiğine, yaşadıklarımızın geçmişte kaldığına kim inandırabilir bizi? Anılarımızı avuç dolusu su gibi her sabah yüzümüze çarpmanın işe yaramayacağına kim inandırabilir?
"Sonuçta Türk ruhuna inanç bakımından kökende evrensellik egemen. Bu anlayışa göre, tüm inançlar bir arada, barış içinde kesinlikle yaşayabilir ve yaşamalıdır. Savundukları görüş budur. Anlayışları çağdaş laiklik kavramına yakın bir düşüncedir."
Senin adına sevindim!’ Kıskançlık ile ‘adına sevinmek’ arasındaki mesafe zamanla kısalan bir şeydir. Uzak olduğun ve kendini eşit görmediğin insanın ‘adına sevinirsin’. Yakınlaştıkça ve kendini karşındakiyle denk görmeye başladıkça yerini kıyas alır.Muvaffakiyette bir payın varsa yine ‘adına sevinirsin’, ötesinde bilincsiz bir haset içindesin…
En nihayetinde dostlarımızı söylediklerimize hak verenlerden seçeriz. Seni sevebilecekleri seçip, seni sevebileceklerin en onay vereceği şeyleri anlat, sonra da kendini kahraman san. Tüm sosyal ağların içinde olan ya da ardında yatan… Bir nevi kendi cemaatimizi oluşturma peşinde değil miyiz hepimiz? İçinde de kendi seçtiklerimiz.