Şunu unutmayın, bizler arzularımıza gem vuran bir fiziksel sınırlamanın duvarına çarpmıyoruz, bu duvarları yıktık ve mutlak yaratıcı özgürlük alanına geçtik. Günümüzde bir çocuk ölüye yeniden can verebilir, toza ya da metale hayat üfleyebilir, güneşleri yok edip tutuşturabilir, bunları gerçekleştirecek teknolojilerimiz var; bu teknolojilere herkesin ulaşamadığı gerçeği, sanırım sizin de kabul edeceğiniz gibi, ilahiyat açısından önemsizdir.
Çünkü İnsanlığın, Kutsal Kitap'ta çok kesin bir şekilde ifade edilmiş olan sınırları aşılmış, ihlal edilmiştir. Eski kısıtlamaların acımasızlığının yerini, onların topyekün ortadan kalkmasının getirdiği acımasızlık almıştır. Yine de Yaratıcı'nın, bizi türlü bilinmezlikler ve azaplar içinde bırakıp bu zalim maskelerin arkasında bize olan sevgisini gizlediğine inanmıyoruz. Kilise de, bu iki talihsizliği -esareti ve özgürlüğü- ibadetle ciro edilecek ve cennetin hazinesinden faiziyle karşılığı alınacak birer senet saymakla görevli değildir. Cenneti bir banka hesabı, cehennemi de borçlunun hapishanesi saymak din tarihinde geçici bir sapmadır.