Barış

Barış

, bir kitap okudu
10/10
·176 syf.·
Beğendi
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2025 00:00
·
2025 1. kitabı
Behçet Yalın Özkara
8.7/10 · 1.829 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Plastik başarı anlatısı
Bize sunulan başarı anlatısı, bir şekilde zihnimizde yer etmiş durumda. Ve bu yer ediş, büyük çoğunluğu oluş­ turan toplumlarda yeni nesil için başarı baskısını gitgide artırıyor. Yeni nesilde başarı baskısı ile yüksek anksiyete seviyeleri, artan depresyon vakaları, tükenmişlik sendromu ve elbette mental sağlık sorunlarının çok daha fazla olduğu gerçeği karşımıza çıkıyor. Hatta yeni neslin, yeterli miktarda gördükleri paralar için ebeveynleriyle iletişimi tamamen kesebileceklerini belirttikleri çalışmalar da mev­ cut. Eğer sizler de, çocuklarınızı bu sistemin anlattığı hikayelerle yetiştirmekte inat eden bir fakirseniz, yaşanması muhtemel olan­ lar bunlar olacak... Yapmamız gereken, başarısızlıkla yüzleşeceğiniz gerçeğini ka­ bullenmek. Başarısızlığın ön kabulü ile gerçekten hayatınıza anlam katacak şeyi bulmak ve bu uğurda hayatınızı adamak. Tüm bunları yaparken kendi başarı kıstaslarınızı belirlemek, farklılaşarak risk al­ mak ve çaresizliğinize güvenerek yolda yürümek. Başarılar ...
Forbes under 30 listesi
Forbes dergisinin meşhur "30 under 30" listesinde yer almaları. Bu liste, 30 yaşın altında büyük başarılara imza atmış genç girişimcilerin yer aldığı oldukça prestij­ li bir liste. Bu isimlerin bu listede yer almaları dışında, ortak olan ikinci özellikleri ise hepsinin şu an hapiste olması. Başarı baskısı ve zorunluluğu yeni nesil için öylesine bir hal aldı ki, anlatılan başa­ rı hikayelerine normal yollarla ulaşılamayacağının farkına varanlar, suç işlemekten bile çekinmiyorlar. "30 under 30" listesinden dahi bu kadar çok suçlunun çıkmasının nedeni, tam olarak bu baskının getirdiği bir sonuç... Bugün yeryüzünde yaşayan 30 yaşın altındaki dolar milyarderlerinin yüzde kaçı bu serveti miras yerine gerçekten çalışarak elde etti, diye sorsam, aklınıza gelecek oranlar, en kötüm­ ser tahminlerinizde bile bu hormonlu başarı hikayelerinin etkisiyle gerçeğe yaklaşamayacak. Gerçek oran %0, yani hiçbiri. Evet, yer­ yüzünde yaşayan 30 yaş altı genç dolar milyarderlerinin hiçbiri bu serveti çalışarak elde etmedi, istisnasız hepsine miras kaldı
ba­şarı kıstasını belirlemek
Olanakların, fırsatların ve hatta adaletin bile eşit dağıtılmadığı bu düzende, hepimiz için eşit olarak pay edilen tek şey başarının ta­ nımı. Hepimiz için ODTÜ'yü kazanmak, doktor olmak, profesör olmak, zengin olmak, müdür olmak başarı olarak tanımlanmış du­ rumda. Ama bu yarışa hiçbirimiz eşit şartlarda başlamadık. O za­ man neden başarının tanımı hepimiz için aynı olsun ki? Kimimiz için Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi'nin İşletme bö­ lümünü kazanmak başarı iken, bir başkası için Hacettepe Bilgisayar Mühendisliği'ni kazanmak başarısızlık olabilir. Bir tarafta, henüz ilkokulda kodlama dersleri alanlarla, lodos nedeniyle sobadan ze­ hirlenme riski yüzünden tatil edilen bir ilkokulda okuyanları aynı başarı kıstasıyla değerlendiremeyiz. O zaman yapmamız gereken bir şey daha var: Bu sistemin bi­ ze vermediği adaleti kendi ellerimizle sağlamak ve kendimize karşı adil olmak. Dolayısıyla başarı kıstasımızı kendi standartlarımız ve olanaklarımız dahilinde belirlemeliyiz. Elbette hayaliniz Harvard' ı kazanmak ya da on binlerin sizi sahnede alkışladığı bir gitarist ol­ mak olabilir, buna bir itirazım yok. Ama başarı kıstasınız sadece bu olursa, büyük bir hayal kırıklığı sizi bekliyor olabilir. Bu nedenle ba­şarı kıstaslarını da kendi olanaklarınız dahilinde belirlemeniz önem­li. Üstelik gereksiz bir başarı kıstası belirlemek, bizleri anksiyeteye, depresyona, özgüven eksikliğine ve nihai bir mutsuzluğa sürüklüyor.
Düşünmek
Gerçekten oturup uzun uzun, haftalarca hiçbir şey yapmadan sadece düşündünüz mü? Hayatı, kendinizi, yapacakları­ nızı, ne yapmak istediğinizi, gerçekten mutlu olup olmadığınızı. .. Durun, yine çok düşünmenize gerek yok, ben size cevabı vereyim: Hiçbir zaman bunu yapmadınız, daha doğrusu yapamadınız. Scho­ penhauer'un da dediği gibi, uzun uzun düşünebilme lüksü sadece zenginlere aittir. Dertsiz ve tasasız bir şekilde sadece düşünebilmek, düşündüğünüzden (ki düşünmediniz) çok daha büyük bir konfor. O zaman durup düşünmeye dahi vakti olmayanlar ne kaybedebilir ki? Gerçekten kaybedecek neyiniz var? Durup bir düşünün