Olanakların, fırsatların ve hatta adaletin bile eşit dağıtılmadığı bu düzende, hepimiz için eşit olarak pay edilen tek şey başarının ta nımı. Hepimiz için ODTÜ'yü kazanmak, doktor olmak, profesör olmak, zengin olmak, müdür olmak başarı olarak tanımlanmış du rumda. Ama bu yarışa hiçbirimiz eşit şartlarda başlamadık. O za man neden başarının tanımı hepimiz için aynı olsun ki? Kimimiz için Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi'nin İşletme bö lümünü kazanmak başarı iken, bir başkası için Hacettepe Bilgisayar Mühendisliği'ni kazanmak başarısızlık olabilir. Bir tarafta, henüz ilkokulda kodlama dersleri alanlarla, lodos nedeniyle sobadan ze hirlenme riski yüzünden tatil edilen bir ilkokulda okuyanları aynı başarı kıstasıyla değerlendiremeyiz.
O zaman yapmamız gereken bir şey daha var: Bu sistemin bi ze vermediği adaleti kendi ellerimizle sağlamak ve kendimize karşı adil olmak. Dolayısıyla başarı kıstasımızı kendi standartlarımız ve olanaklarımız dahilinde belirlemeliyiz. Elbette hayaliniz Harvard' ı kazanmak ya da on binlerin sizi sahnede alkışladığı bir gitarist ol mak olabilir, buna bir itirazım yok. Ama başarı kıstasınız sadece bu olursa, büyük bir hayal kırıklığı sizi bekliyor olabilir. Bu nedenle başarı kıstaslarını da kendi olanaklarınız dahilinde belirlemeniz önemli. Üstelik gereksiz bir başarı kıstası belirlemek, bizleri anksiyeteye, depresyona, özgüven eksikliğine ve nihai bir mutsuzluğa sürüklüyor.