Barış

B planı saçmalığı
Shin ve Milkman'ın yapmış oldukları çalışmada, bizlere anlatılanların aksine, çaresizliğin hedeflere ulaşmamızda büyük bir motivasyon sağ­ ladığına işaret ediliyor. İlgili çalışmada katılımcıların hedefi, verilen kelimelerden anlamlı cümleler oluşturmak. Elbette hedefte yüksek performans göstermeleri durumunda kendilerine bir ödül de verile­ cek; bu ödül, tıka basa doyabilecekleri muazzam yiyeceklerle donan­ mış bir akşam yemeği. Katılımcıları iki gruba ayırıyorlar. Gruplardan birine, başarısız olmaları durumunda kampüste bedava yiyecek bul­ malarını sağlayacak ikinci bir plan yapmaları söyleniyor. Ardından her iki grup da ilgili görevi gerçekleştirmek üzere deneye alınıyor. Her ne kadar hayatlarımız boyunca bizlere her zaman bir B pla­ nımızın hazır olması gerektiği öğretilse de, deneyin sonuçları tam aksini gösteriyor. B planı olanlar, alternatif plana sahip olmayanla­ ra göre çok daha kötü performans sergiliyorlar. Çünkü bu görevde başarısız olsalar bile, ellerinde tutunabilecekleri bir B planı mevcut. Aynı deney sürecini ödülün para olduğu ya da ders notu olduğu farklı tasarımlarla da tekrarlıyorlar ve sonuç değişmiyor. B planı olanlar her zaman daha kötü bir performans ortaya koyuyorlar. Üs­ telik performansın ötesinde, katılımcılar bir B planları olduğunda başarıya yönelik motivasyonlarında da düşüş yaşıyorlar.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Çaresizlik
"Başka çarem yok ki abi," dedi. "Kızım için mecburum, yoksa çoktan intihar etmiştim." En son ayrılırken hayalini sordum, "Güzellik salonu açmak," dedi. Parasını da biriktirmeye başlamış, eğer her şey yolunda giderse 2 yıla açacakmış. İşin aslı, bir başarı hikayesi anlatılacaksa tuzu kurular değil de Rabia'nın hikayesi çok daha gerçek. Sonunda güzellik salonunu açıp hayallerini yaşayacağını pek sanmasam da şu ana kadar başardıkları bile muazzam. Ve böylesine insanüstü bir çalışmayı becerebilmesi­ nin sırrı da kendi sözlerinde gizli: Çaresizlik
Eğer tüm bu oyunu uzaktan izliyor olsak çok güzel olabilirdi. Ama biz bu oyunda ne yazık ki figüranlarız. Bu saçma oyundan kurtulmak için ilk olarak oyunun temel kuralının reddinden baş­lamamız gerekiyor: başarısız olacağımız gerçeğini kabullenmek ve buna bağlı umutlarımızın üzerini çizmek. Elbette bu durumu kabullenmek oldukça zor olacak, bunu bi­ liyorum. Çünkü tüm sistem, gelecekte bir gün başarılı olacağınız umudu üzerinden kurgulanmış durumda. Bu umuda hepimiz daha ilkokul sıralarındayken sarılmaya başlıyoruz. Birçok insan ömrünü bu yolda tüketiyor. Bu nedenle de bu gerçekleri söylediğim anda birçok kez kişisel gelişim koçlarından, kimi psikologlardan ve hatta akademisyenlerden çokça eleştirilerle yüzleştim. Oysa başarısızlığın ön kabulü, bizlere anlatıldığı gibi demotive edici bir unsur değil, aksine omuzlarımızdaki yükü büyük oranda ortadan kaldıran ger­ çekçi bir yaklaşım. Steve Jobs'un Apple'dan kovulmasına ilişkin çok güzel bir tes­ piti vardır, "Apple'dan kovulmak başıma gelen en iyi şeylerden bi­ riydi. Başarılı olma baskısıyla, yeniden acemi olmanın hafifliği yer değiştirdi. Kovulmak, hayatımın en yaratıcı periyotlarından birine girmemi sağladı" der. Ben Steve Jobs gibi büyük bir başarısızlığın ardından bunun kabulü ile rahatlamadım, bu noktada ondan da­ ha şanslı olduğumu bile düşünüyorum.
Saçmalığı Fark Et
Sevgili okuyucu, yıllarca aynı hikayeleri dinledik. Oysa bizlere an­ latılan hikayenin ötesinde bambaşka bir gerçek var. Olanaklara, networke ya da yeterince şansa sahip olanlar her zaman senden daha başarılı olacaklar. Şu anki sistem tüm bu gerçekliği bizlere unut­ turuyor ve yalanlarla dolu umut balonları tutuşturuyor elimize. Bunun bir sonucu olarak başarısızlık ile yüzleşince kendimizi suçlu hissediyoruz. Öte yandan, eşinin üst düzeydeki babası sayesinde bir anda basamakları onar onar atlayanlar, nasıl da çok çalışarak başa­ rılı olunacağını anlattıkları konferanslar verebiliyor. Herkes (üste­ lik kendimiz de dahil) başarısız olanı suçlarken, bu şartlar altında başarı hikayelerini anlatanları ayakta alkışlıyor, onların hikayeleri­ ni hayranlıkla dinliyoruz. Bu sistem, belli olanaklara sahip olanla­ rın sürekli başarılı olacakları, geri kalan büyük bir çoğunluğun ise başarısızlıkla yüzleşip duracakları bir döngüden ibaret. Üstelik bu döngüden çıkıp da büyük başarılara imza atanların birçoğunun im­ zasının mürekkebine biraz dikkatli bakarsak, bol bol pislik, yalan ve ahlaksızlık göreceğiz. Ama bu kişiler aynı zamanda ahlakı yü­ celten anlatıların başrollerinde yer almayı, yapılan bağış program­ larında bol sıfırlı çeklere imza atmayı da çok iyi biliyorlar. İşsizlikle mücadele ederken depresyona giren gençlere, saatliği 1.000-1.500 TL:yi bulan psikologlardan profesyonel destek almayı öğütleyecek kadar fanus içinde büyümüş olanlardan ders dinlemekten ben çok sıkıldım
Batı dünyayı düşüncelerinin, değerlerinin veya dinin (diğer medeniyetlerden çok az kişi Hıristiyanlığa girmiştir) üstünlüğüyle değil; ama daha çok örgütlenmiş gücü ve zoru kullanmasındaki üstünlüğü sayesinde feth etmiştir. Batılılar çok kez bu gerçeği unuturlarken, Batılı olmayanlar ise hiçbir zaman bunu unutmazlar.
Sayfa 63