Puan vermedi·200 syf.··
2026 24. kitabı
Tolstoy'un Hayat Üzerine Düşünceler, bir çırpıda okunup geçilecek bir kitap değildir. Tolstoy’un dili yer yer öğretici ve ağır gelebilir çünkü yazar size bir hikaye anlatmaz, adeta bir filozof gibi kavramları didikler, argümanlar sunar ve sizi kendi vicdanınızla baş başa bırakır. Kitabın ana sorusu "İnsan nasıl yaşamalı ve gerçek yaşam nedir" diye sorar. Tolstoy insanın sadece fiziksel arzularını tatmin ettiği süreci "hayvansal varoluş" olarak görür. Gerçek yaşam ise bencillikten sıyrılıp akılsal bilince ve evrensel sevgiye ulaşıldığında başlar. Kitabın bir diğer konusunda gerçek sevgiyi anlatır. Sevgi, hiçbir karşılık beklemeden tüm saf sevgisini vermesidir. Bunu anlayabilen bir insan ölüm korkusunu da yener çünkü bedeni ölsede geriye kalan ruhu bir anlam içinde kalacak. Eserin dili ise ağır, sorgulayıcı ve derin bir anlatıma sahiptir.
Hayat Üzerine DüşüncelerLev Tolstoy · Kaknüs Yayınları · 19991,431 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 1. kitabı
Lea, bir çocuğun sorumluluğunu almaya hazır olmayan ama tüm sorumluluğuyla baş başa kalan bir adamın kızı. Annesinin ölümünden sonra tesadüfen karşılaştığı ve o andan sonra kendisinin de babasının da hayatını degiştirecek olan keman tutkusunu anlatıyor kitap. Sevmeyi öğrenememiş bir adamın sevgisini göstermeyişini ve aslinda tüm hayatını kızına adamasına rağmen birbirine tamamıyla yabancı baba- kız ilişkisini okuyoruz. Annesinin bıraktigi boşluğu önce müzikte en iyisi olma arayışında sonrasinda da bir adamın aşkında arayan küçük bir kız. Kitabın zaman zaman tıkanması dışında genel olarak akıcı buldum. Sadece bahsedilen derinliği tam olarak ben yakalayamadım maalesef ama yine de baba kız arasındaki o mesafe ve yabancılaşma sonuna kadar hissediliyor ve bu da kasvetli ve gerici bir hava oluşturuyor. Sevgiyi hissetmenin ötesinde göstermenin ne kadar zor olduğunu ve hiç bir şeyin sevginin yerini dolduramayacağını yeniden yeniden fark ettim. Lea, keşke ne kadar sevildiğini bilseydin, keşke hepimiz ne kadar sevildiğimizi bilebilsek.
LeaPascal Mercier · Sia Kitap · 2022345 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·136 syf.··
2026 10. kitabı
Yer yer gözyaşlarıyla okuduğum ve Allah kimseyi evlat acısıyla sınamasın diye dua ederken Tolgonayın acısını ne kadar derinlerde hissettiğimi anladığım bir kitaptı. Aynı zamanda toprağın ne kadar kutsal ne kadar mühim şey olduğunu söyleyen bir kitap. Cengiz Aytmotov'un kaleminden çıkan her şeyin ruhuma bu denli işlemesi ve başka yazarların 500 sayfaya sığdırabileceklerini 136 sayfada bir çırpıda anlatıp insanı o ani duygu yüklemesiyle baş başa bırakması muazzamdı.
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202278bin okunma
Puan vermedi·206 syf.··
2026 64. kitabı
TROYA'NIN EMANETİ - KAYITLARIN PEŞİNDE Serpil Ünal Herkese merhaba! Bugün sizi tarih, gizem ve dostluk dolu, sayfaları heyecanla çevireceğiniz harika bir macera ile tanıştırmak istiyorum. Yaz dönemine renk katacak, hem 8 yaş üzeri genç kitapseverlerin hem de biz yetişkinlerin keyifle okuyacağı bir öneriyle geldim! Ece; okulun gürültüsünden, kalabalığından ve tekdüzeliğinden bunaldığı anlarda soluğu kütüphanede alan bir öğrenci. Kütüphane onun için sadece bir sığınak değil; yeni bilgilerle baş başa kalıp zihnini dinlendirdiği sihirli bir oda. Yine kütüphanede geçirdiği günlerden birinde, yakında okulla birlikte gidecekleri Çanakkale gezisi için kaynak kitaplar aramaya başlar. Tam bu sırada rafların arasında saklanmış, diğerlerinden çok farklı bir defter dikkatini çeker. Üzerinde esrarengiz bir şekilde "Saha Notları Troya 1978" yazmaktadır. Ece defterin gizemini çözmeye çalışırken, arkadaşları Mert ve Deniz de ona katılır. Kararsızlık ve merak arasında gidip gelen Üç Kafadar, sonunda kendilerini tutamayarak defterin sayfalarını aralar. İlk sayfada tek bir cümle onları karşılar: "İsteyene değil, hak edene..." Macera burada da bitmez; diğer sayfalarda üç farklı sembol yer almaktadır: Bir rüzgâr gülü Üç yatay çizgi Özel bir damga Ve altında şu gizemli not yazılıdır: "Rüzgârı oku, katmanı anla, envanteri çöz. Üçü birleşmeden emanet yerini söylemez!" Tam da Çanakkale'deki Troya antik kenti gezisi öncesinde karşılarına çıkan bu defter, çocuklar için adeta büyük bir maceranın kapılarını aralar. Gezi günü geldiğinde çocukların heyecanı her zamankinden çok daha fazladır. Çünkü onları çözülmesi gereken sırlar, şifreli mesajlar ve peşlerindeki gizemli gölgeler beklemektedir! Troya'nın Emaneti, tarihi zenginlikleri, merak uyandıran şifreleri ve sarsılmaz bir dostluk
Troya'nın EmanetiSerpil Ünal · Rotaris Yayınları · 20261 okunma
Âcizâne bir inceleme
Puan vermedi·256 syf.··
2026 11. kitabı
·
70 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 19:00
Nerden başlayayım bilmiyorum ama şunu biliyorum ki bu kitap bambaşka, okurken sizi kendinizle baş başa bırakan ve bazi yerlerde ağlatan türden,kitapta yazar nefsin konuşmasıyla anlatıyor tüm olanları yani sanki nefsinizle sizi Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri vesilesiyle baş başa bırakıyor. Vakit buldukça özellikle de sabah erken saatlerde okudum ve okurken şunu hissettim. Biz yaşıyoruz ama bizimle birlikte nefsimizde yaşıyor ve daima bize şerri telkin ediyor. Hani muhtaç birini görüyorsun ve içinden yardim etmek geliyor işte o esnada" boşver belki de muhtaç değil kendini acındırmak için böyle yapıyor" diye bi ses geliyor, işte o nefsin, namaza durunca aklına bin türlü şeyi getiren de nefsin, hangisini sayayım, saymakla bitmez. Ama ne diyor nefs" Mahmud benimle olan cengini kazandı, o benimleyken bensiz oldu" sahi nefs her daim bizimle mi? Hiç mi hayra sürüklemez bizleri? Ama şunu biliyorum ki nefsine boyun eğdiren Rabbine daha da yaklaşıyor tıpkı Hüdayi Hazretleri gibi. O vakit selam olsun nefsiyle olan cengi kazanana. Selam olsun nefsine boyun eğdirene. Selam olsun nefsi bilipte en azindan onunla mücadele edene. Vesselam...
Tasavvuf
Ene 'Sus Ey Nefsim'Fatih Duman · Nesil Yayınları · 20228,6bin okunma
Rahatsızlık Hissi
1/10
·166 syf.·
2026 19. kitabı
Spoiler ile başlıyorum: Kitabı hiç ama hiç sevmedim. Okuduğum iki gün boyunca beni fazlasıyla huzursuz etti; karakteri ve psikolojisini anlamaya çalışmaktan yoruldum. Fikir ilk duyduğumda ilginç gelmişti; ancak okuyup bitirince, saman alevi gibi olduğunu fark ettim: İlk kıvılcımı görüyorsun, yanıyor; ama hemen ardından sönmekle kalmayıp kötü bir is kokusu da bırakıyor. Yazar fikri bulunca muhtemelen çok heyecanlanmış; fakat bu fikir en fazla kısa bir öyküye yakışırken, 160 sayfalık bir romana dönüştürmeye çalışmak bence manasız olmuş. Edebiyatın amacı bazen huzursuz etmek, rahatsız etmek ve insanı sorularla baş başa bırakmak olabilir; ama sevdiğim edebî romanların hiçbirinde “rahatsız olup bir an önce kurtulmak” istemedim. Bu kitap ise benim için, bir an önce elden çıkarmak istediğim bir yük gibiydi: 160 sayfalık koca bir yük. Bu fikirden bir öykü yazılsaydı, eminim çok daha vurucu ve akılda kalıcı bir metin çıkardı; roman formunda ise yetersiz ve zayıf kalmış. Anlamlandıramadığım noktalar Kitap boyunca bazı şeyleri net olarak hiç anlayamadım: - Carlo’nun amacı neydi? Bir türlü oturtamadım. Bana “kötü bir arkadaş” gibi geldi; sanki hayata “her şey olacağına varsın” mantığıyla bakıyor. - Cleila tam olarak ne yapmaya çalışıyordu? Neden oğlunu Alberto’ya bu kadar yerdi? Neden gelinini ve adamı bu kadar övdü? Hiç anlamadım. - Carlo ile Alberto arasında bir şeyler olduğunu ima etti; Carlonun, Alberto’ya iyi gelmediğinden ve ilişkilerinden hoşlanmadığından bahsetti ama tam olarak ne demek istediğini çıkaramadım. Bu değerlendirmemi okuyan kıymetli okuyucu: Bu sorularımla ilgili bir fikrin varsa ve bana yazarsan çok sevinirim. Finalle ilgili soru işaretlerim Kitabın sonunda adam eve geldiğinde, kızı “Annem evde değil.” derken doğruyu mu söylüyordu? Adamın karısı da mı
Yanlış HedefDomenico Starnone · Tersine Kitap · 2026182 okunma