Oyun oynamak çocuk için boş zaman geçirme yöntemi değildir. Hayatın provasıdır. Çocuk oynadıkça gelişir, öğrenir, yaratır, keşfeder, kavrar, kendine yeter olur.
Kitap sizi hemen içine çeken bir durum tasviri ile başlıyor. 1970’li yıllarda, İspanya’dayız. Daha ilk sayfadan itibaren İspanya emniyet teşkilatının durumu ve toplumsal arka plana dair hakim havayı hissediyoruz. Bir kurum ve birkaç karakter üzerinden size ülkenin o döneme ait tasvirini sunuyor.
İkinci dünya savaşı sonrasında, özellikle 60’lı yıllarda güçlenen toplumsal hareketlerin kurumlar üzerindeki etkisini emniyet teşkilatı üzerinden okuyoruz. Oyunun alışılmış kuralları değişmeye başlamıştır. Dünya değişmeye başlamıştır ve köklü kurumlar bile artık bu değişimin dışında kalamayacaktır. İtibar gören nitelikler ve özelliklerin yerini başkaları almaktadır.
İşte bu geçiş döneminde genç bir polis dedektifi tayin haberini alır. Genç polis dedektifi Santiago Laredo, Huesca Emniyet Müdürlüğü Cinayet Şubeye atanmıştır. Burası ülkenin kuzeyinde küçük bir kenttir.
Atama haberi duyulur duyulmaz Laredo da yeni amiri olacak zat hakkında çeşitli dedikodular duymaya başlar. Bu kişi, iç savaş döneminde devrimcilere kök söktürmüş Don Avelino Pared’dir. Uzun yıllar hükümetlerin himayesi altında olan Pared, 60’lı yılların sonuna doğru dünyada değişen siyasal atmosferle birlikte gözden düşmeye başlamıştır. işte Laredo, yüksek mevkilerin nazarında itibarını kaybetmeye başlamış olan eski bir kurdun altında çalışmaya başlayacaktır.
Don Avelino, herkesin hakkında fikir sahibi olduğu ama kimsenin düşüncelerini açık açık dile getirmediği bir karakterdir. Bu nedenle Laredo, yeni amiri hakkında kendi araştırmasını yapmaya karar verir.
Kitapla ilgili en güzel tanımı bence çevirmen Özdemir İnce yapmış: “Karar Gecesi’nin ön planında iki polis var, arka planında da Franco’nun İspanyası”.
Kitaptaki tasvirlerin beni özellikle etkilediğini belirtmek isterim. Hatta yer yer bana Yaşar Kemal’i