Başak Belgin Ünüvar

balkonda uçuşan birkaç çamaşır, sokağın havalanan tozu, yaprağı, bir yerde çarpan bir pencere,bir çocuk ağlaması, içimde kırılanlar. dindi sonra rüzgâr. her yanıta bir sorusu daha varken herkesin, susmayı seçtim, sessizliği, sessizliğin kalbindeki yara izlerini.
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Yine de onunla birlikteyken ağız dolusu gülüyoruz hep.Yorgun ama gösterişli roman kahramanları gibi.Canı çok yanan ve acısını kahkahalara saklayan gerçek insanlar gibi. Kahkahayla gözyaşının birbirine nasıl da benzediğini öğrenmek zorunda kalmış bütün zavallılar gibi. Gülüyoruz. İçimizdekini kimse bilsin istemiyoruz. Herkesten saklıyoruz,bazen kendimizden bile.
"hayat nam çukurun içinde hangi rencide köşeciğe sığınıp iliştiyse orada sevdim onu. değiştirmeyi ummadan, zımparalamaya kalkmadan,kimse,neyin içindeyse tam da öyle benimsedim. gerçekten sevmek,birini neyse tam da öyle kabullenmek,başka türlüsünü hâyâl bile etmemek değil mi? onu,daha iyisini,eksiksizini düşlemeden bağrına basma yetisi. olduğu gibi."
İşin doğrusu oldum olası canım yanar ve galiba bu yüzden oldum olası yürümeyi severim. Ne zaman ruhum daralsa vururum kendimi yola. İçimdeki zehri ter gözeneklerimden atıp ferahlayana dek, gidebildiğim kadar giderim.
"kendimle konuştukça ikiye bölünen ben, ben bensem bendeki öteki kim kendine saklamak sırları,örtmek yaraları, ah! silahlı dolaşmak arasında dostların. annesiz çocuk kedileri kapıma bırakıp kaçan sokak, girip otursan yaslansam dizlerine konuşsak."