Puan vermedi·200 syf.··
2026 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 23:53
İktidar öyle bir bela ki Hz. Peygamber’in “Onlar benim dünyadaki iki reyhanımdır (çiçeğimdir)." Diyerek sevdiği torunlarının sonu olmuştur. Kerbela Müslümanların yüreğinde dinmeyen sızı.”Cennet gençlerinin efendilerinden biri olan Hz. Hüseyin’in şehadeti tarihin belki de en sarsıcı ve de üzücü olayı. Kitapta Hz. Hüseyin’in şehit edilmesinin ayrıntılarını okudukça kalbim paramparça oldu. Bildiklerim yanında bilmediklerimi de öğrenince hayrete düştüm. Daha doğrusu kahroldum. Ben okurken dayanamadım. O zalimler( içimden daha ağır sözler söylüyorum) nasıl olurda bu kadar acımasız olmayı başardılar. Hangi koltuk O mübarek insanların hayatından daha değerli olabilir ki? Kitabın anlatımına gelecek olursam yazar bir konu hakkındaki tüm rivayetleri vermeye çalışmış. Kaynağın doğruluğu için bunu yapmış evet ama bu durum tekrara düşürmüş. Yezid hakkında aktardıkları beni biraz kızdırdı. Pişman olmuş falan filan…Doğrusunu Allah bilir ama Muharrem’e kan bulaştıran, bu mübarek ayın güzel olaylarına gölge düşüren o kafirin bir anlık bile pişmanlık yaşadığına inanmıyorum. Ve son olarak o kadar çok isim geçiyor ki kimin kim olduğu noktasında karışıklık yaşayabilirsiniz.
Zulme Direnen İmam Hz. HüseyinSüleyman Ateş · İlk Harf Yayınları · 201511 okunma
9/10
·316 syf.··
2026 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 22:44
Kapadokya’daki Amerikalı Misyonerlerin Bilinmeyen Tarihi Wilson Amos Farnsworth'un bu eseri, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde Orta Anadolu'da yürütülen Amerikan misyonerlik faaliyetlerini anlamak açısından kaynak niteliğinde bir eserdir. Yazar Türkiye’de en uzun süre görev yapan misyonerlerden biri sıfatıyla yaşadıklarını 1904 yılında bir kitap taslağı haline getirmiş ancak 1912 tarihinde kitabı bastıramadan vefat etmiştir. Bu taslak metin Mehmet Şahin tarafından 2015'te Harvard Üniversitesi Kütüphanesi misyoner arşivinde rastgele bulunmuş ve serüveni böyle başlamıştır. Kitap, sadece bu misyonerin hatıralarından ibaret değil aynı zamanda dönemin sosyal, kültürel, dini ve eğitim hayatına ışık tutar. Kitapta Kapadokya diyince benim aklıma ilk Nevşehir gelsede aslında Kayseri (Talas) başta olmak üzere Yozgat, Nevşehir, Niğde, Ankara ve çevre yerleşimlerde yürütülen American Board faaliyetleri ele alınıyor. Örgüt (yabancı ülkelerde görevli amerikalılar örgütü) 1810 yılında kuruluyor, dini bir sivil toplum olması münasebetiyle görünüşte siyasi bir nitelik taşımıyor ama din üzerinden gidilerek bütün dünyada Amerika’ya geniş bir kültürel, sosyal, ticari ve dolaylı olarak siyasi etki alanı yaratıyordu. Bu bölgede etkili olabilmek için de eğitim, sağlık, okul açma, dil öğrenme ve yerel halkla yakın ilişkiler kurma gibi yöntemlere başvurmuşlardır. Özellikle okullar, bu faaliyetlerin merkezinde yer almış. Erkek ve kız çocuklar için açılan okullar, bir yandan modern eğitim verme iddiası taşırken diğer yandan misyonerlik faaliyetlerinin yayılması için önemli bir araç haline gelmiş. Özellikle kızların eğitimine daha çok önem verilip özel okullar açılması çok dikkat çekici, etkisini mezun olup bir çok bölgeye gönderilen işine sadık kadın misyonerlerden anlıyoruz. Kitapta, tam da
Kapadokya’daki Amerikalı Misyonerlerin Bilinmeyen TarihiWilson Amos Farnsworth · Yapı Kredi Yayınları · 20187 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·396 syf.··
2026 10. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 20:36
Hary bu seride gerçekleri öğrenir ve peşine düşer yapması gerekenleri yapar ve amaçına ulaşır amacına ulaşmasında en büyük yardımcı bulduğu ona verilen gizemli harita harita sayesinde izin verilmeyen köye gider ve gerçekler öğrenir ve konu hakkında daha çok bilgilenir. Hermoni ile çok sevdikler arkadaşları aynı zaman da öğretmenleri olan hagridin çok sevdiği hayvanını kurtarılar bu işi tek yapamayacakları için okulun müdüründen yardım alarak başardılar kısacası sürekleyici bir kitap daha seriye tam gaz devam
Alıntı
Harry Potter ve Azkaban TutsağıJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları Yayınları · 202242,4bin okunma
9/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 23:56
Yeni comfort yazarım kesinlikle Lynn Painter!! Beni gene şaşırtmadı. Yazdığı karakterler ve yarattığı olaylar bana o kadar iyi hissettiriyor ki, sanki yumuş yumuş bir dünyanın içindeymişim gibi hissediyorum. Bu kitapta çocukluk aşkı, spor ve sahte sevgili trope’u var ve hepsinin birlikte işlenmesine bayıldım. Dani ve Alec’in birbirleri hakkındaki düşüncelerden tamamen bihaber olmaları o kadar komikti ki. İkisi de aşırı şapşaldı ve beni yine kıkır kıkır güldürmeyi başardılar. Ama kitabın sevdiğim yanı sadece romantizmi değildi. Dani’nin ailesinin boşanmasıyla ve sürekli taşınmanın getirdiği aidiyet sorunlarıyla uğraşmasını, Alec’in ise hem kendisi hem ailesi için başarılı olma baskısını görmek karakterlere ayrı bir derinlik katmıştı. Yazar, gençlerin geleceğe olan bakış açılarının nasıl şekillendiğini çok güzel bir dille anlatıyor ve buna bayılıyorum Mektup kısmı bana Anne with an E ve The Notebook filmini hatırlattı, o yüzden ekstra hoşuma gitti Kısacası Lynn Painter bizi üzecek bir yazar değil bence.. Yazarın her kitabını okumak istiyorumm
Alıntı
Sahte HokeyciLynn Painter · Artemis Yayınları · 202634 okunma
Beyninizi yakmaya hazır mısınız? /797. İnceleme
Puan vermedi·244 syf.··
2026 38. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 23:37
Kendime ithaf edilmiş bir kitap olduğunu söyleyerek başlamak istiyorum incelememe… Şaka değil gerçek! “Bu kitabı hastalara ve özverili hasta yakınlarına ithaf ediyorum.” Yaklaşık bir ay kadar önce gördüm Sayın Oytun Erbaş’ı ve kitabını imzalarken bir de ilaç yazdı bana. “Adama bak hasta mıdır nedir,” derken meğer ben hastaymışım da bilmiyormuşum. “Hacı hacıyı Mekke’de, deli deliyi dakkada bulur,” sözü geldi aklıma. Gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Ne der bir yazar, “Ağlanacak halime kahkaham kalmadı.” “Ne kadar çok entelektüel gelişim, o kadar sağlıklı bir ruh hali.” İnsanlığın varlığını “kısa boylu” insanlara borçlu olduğunu biliyor muydunuz? İyi ki onlar var, olmasalardı olmazmışız. “Herkes uzun boylu olsaydı, Buzul Çağı’nda tek bir insan ayakta kalamazdı. Oysa aramızda kısa boylular vardı ve kısa boyluların ısı kaybı uzunlara göre daha az olduğundan onlar bu soğuk devirde ayakta kalmayı başardılar.” Kısa boyluları sevelim, onları koruyalım. Önemli olan boy değil karakter deyip konudan uzaklaşmak istiyorum, Arthur Schopenhauer’ın da dediği gibi, “Hiç kimsenin öyle uzun boylu gıpta edilecek tarafı yoktur; fakat çokları var ki bu ölçüde acınmaya layıktır.” “İlginçtir, Anoreksiya hastalarının %98’i kadın, kalan %2’lik dilim ise homoseksüel erkeklerdir.” Çağımızın çığ gibi büyüyen hastalığı. Kilolu olmadıkları halde kendilerini kilolu gören, hep kilo fazlası olduğunu düşünen kadınlar… Neden kadınlar peki? Çağımızda kadınlara öyle algılar oluşturuldu ki sanki hep güzel olmak zorundalar, fizikleri düzgün olmak zorunda… Clarissa P. Estes, Kurtlarla Koşan Kadınlar’da, “Tarih boyunca Vahşi Kadın’ın ruhsal toprakları yağmalanıp yakılmış, buldozerlerle düzlenmiş ve başkalarını memnun etmek üzere doğal döngüleri, doğal olmayan ritimlere büründürülmüştür,” der. Bir dergide okumuştum, “Tırnak uzatmaya
Psikiyatrinin Kara KitabıOytun Erbaş · Siyah Kuğu Yayınları · 2018861 okunma
7/10
·304 syf.··
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 22:06
Bizim içimizden ,bizden olan bir durumu ilginç bir şekilde kaleme alan Michael Ende'nin kitabı "Momo" ile burdayım. Kitap ilgi çekiciydi ve çok akıcıydı.Fakat sonu beklediğim kadar ilgi çekici,şaşırtıcı bitmedi yani kısaca sonu beni tatmin etmedi.Ama genel olarak baktığımda sevdiğim bir kitap oldu diyebilirim.Konusuna gelecek olursak Bir gün nereden geldiği belli olmayan, sahipsiz bir çocuk şehirde bulunan eski bir amfi tiyatroda yaşamaya başlar. Bu çocuğumuzun ismi Momo. Çevrede bulunanlar momo'yu çok sever onu korumaya onun ihtiyaçlarını ellerinden geldiğince karşılamaya çalışırlar. Momo'nun kendisinin de açıklayamadığı bir özelliği vardı. O çok iyi bir dinleyiciydi. Öyle ki hiçbir şey anlatmak istemeyenler bile momo'nun yanında birden çözülür Aklına gelen her şeyi diline dökerdi. Şimdi belki diyeceksiniz ki bunun ne önemi var ya da bunu neden anlattın? Bir gün Duman adamlar adında ne insan ne de başka bir varlık olan bazı canlılar ortaya çıkar. Bu canlının amacı insanların zamanlarını çalmaktı. Ve bunu başardılar da. Fakat hiç istemedikleri bir durum daha doğrusu bir kişi vardı karşılarında.Momo... Mama onların işini bozuyor zamanını çaldıkları insanları geri eski yaşamlarına döndürüyordu ve bu durum onların istediği bir şey değildi. Yavaş yavaş bütün insanlar tüm işlerini çabucak bitirip zaman tasarrufu etmeye başladı fakat artık Kimse eskisi gibi hayatından zevk almıyordu. Bir gün momo bir kaplumbağa gördü kaplumbağanın sırtında beliren yazıyla mama onu takip etmeye başladı. Tabii ki Momo kaplumbağayı takip ederken aynı anda momoyu takip eden Duman adamlar vardı. Mumu hiç bilmediği garip bir yerde buldu kendini. Zamanın bekçisi Hora Usta'nın yanına gelmişti. Peki ne olacaktı Hora Usta ve Momo insanların zamanlarının çalınmasını engel olabilecek miydi? Yapabilecek
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,4bin okunma