"Beni reddetmiyorsun! Bunun yerine bana sunuyorsun. İşte sonunda geldi. Yüzük bana teklif ediliyor. Kendime saklayabilirim! Yıllarca koruduğum, sonunda elimde... Şimdi ise onu istemiyorsun. İradem üzerinde kurmaya çalıştığın baskıdan kurtuldum. Başardım. İmtihanı geçtim. Gideceğim ve batıya döneceğim. Galadriel kalacak ve küçülecek."
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İnsan ortalama seksen, doksan yıl yaşıyor. Bir kere doguyor ve bir kere ölüyor ancak canım ülkemin kadınları, ömrünü yüksek dozda çamaşır suyuna maruz kalarak geçiriyor (evet, ben de dâhil) Farkında mıyız? Bir hayatımız var ve tülleri nasıl beyazlatacağım, fayans arasını nasıl beyaz tutacağım, camı sirkeyle mi sileceğim şampuanla mı derken geçiyor. Gerçekten ben bu dünyaya sadece bu misyonla gelmiş olabilir miyim? Nihayetinde ölünce çamaşır suyunda yıkanmamış bir tabuta, yumuşatıcı kokmayan bir kefene sarılıp konulacağız. Temizlik imandandır, bu söylediklerimi pis olmak ile karıştırmayalım. Mesele o değil, insan elbette temiz olmalı. Hem bedenen hem ruhen hem de yaşadığı mekân ile ama bakıyorum bir kadın ömrünü, mutfağın dört duvarı arasında, tezgâh önünde ve buzdolabı karşısında tüketiyor. Ne için? İnsan başardım duygusunu bir yerde yaşaması lazım, üretmesi lazım. Maalesef ki ülkemin kadınlarında bu alan mutfakta ve son yıllarda herkesin kendini gösterdiği sosyal medyada. Mesela kavanoz kavanoz kışlıklar yapılıyor, fotoğraf çekiliyor ve sosyal medyaya konuluyor. Kimi abartıyor, yüz kilo domates koyuyor.
Ne yazık ki birkaç kez hayatımı tecavüzle takas etmek zorunda kaldım. Hayatta kalmayı başardım. Önemli olan bu. Diğer kadınlar ve erkekler güçlü rüzgara maruz kalmış mumlar gibi sönüp gitti. Kardaki kırlangıçlar gibi. Gözlerimin önünde. Ama ben hayatta kaldım. İşte bu her şeyin üstündeki amaç için yeniden savaşmalıyım.
Sayfa 22 - İletişim yayınları·Kitabı okuyor
"Ey Sib... Sib... Sib... Sib... Sib..." diye söze başladım. Kadın gözlerini açıp kaşlarını çatarak beni taklit etti: "Ey Clau... Clau... Clau..." Bu beni utandırınca, sormak istediğim soruyu hatırlamayı başardım. Büyük bir çabayla konuştum: "Ey Sibylla, sana Roma'nın ve benim kaderimizi sormaya geldim." Kahinlik gücünün etkisiyle yüzü giderek değişen kadın çırpındı ve soluk soluğa kaldı; bütün dehlizlerden hışırtılar gelmeye başladı, kapılar gürültüyle kapandı, kanatlar yüzümü kırbaçladı, ışık kesildi ve kadın Tanrı'nın sesiyle Yunanca bir şiir okudu: İnleyen kişi Kartaca'nın lanetiyle Ve boğulan, para kesesinin ipleriyle, İyileşmeden önce hastalanmalı iyice. Canlı ağzında mavi sinekler üreyecek, Ve gözlerinin etrafında kurtçuklar sürünecek. Öldüğü günü kimse bilmeyecek. Sonra kollarını havaya kaldırıp devam etti: On yıl, elli üç gün sonra, Bir armağan verilecek Clau-Clau-Clau'ya Herkesin istediği, ondan başka. Konuşurken etrafını saran dalkavuklarla Kekeleyecek, tökezleyecek ve gıdaklayacak, Hiç eksik olmayacak ağzından akan salya. Ama sesi kesildiğinde ve artık burada olmadığında, Bin dokuz yüz yıl kadar sonra, Clau-Clau-Claudius düzgün konuşacak.
Sayfa 5·Kitabı okudu
Elhamdülillah bir nebze bazılarını başardım.
Her Müslüman'da bulunması gereken bu hasletlerden sonra nefis tezkiyesine geçilmelidir ki bunun yolu şu altı şeyi yerine getirmekle mümkün olur: Yemeği azaltmak, uykuyu azaltmak, konuşmayı azaltmak, uzlete çekilmek, devamlı zikir, tam bir tefekkür. Gönül terbiyesinin son yolu ise kalbin tasfiyesidir ki bu da riya, kibir, gurur, haset, kin, düşmanlık gibi kötü duyguların kalpten atılması; yerine şükür, tevekkül, tefvîz, rıza, sabır, kanaat, aşk ve muhabbet gibi güzel duyguların kalbe getirilmesiyle mümkün olur..