Peygamber(ve gerçek varisi) geçmişe takılıp kalmaz
Geleceği görmek yalnızca onların gerçekleşmesini iradesiyle isteyen kişilere aittir.Peygamber doğal olarak en iyi tahmin edicidir.Tahmin ettiği konularda çalışan,üreten ve bilgili olandır.Çünkü tahmin etmek en çok işarete ve ihtiyatlı davranmaya dayanır. (Eski zamanlarda peygamberler topluluğun doğal liderleri idi,kararlar alıyordu.Musa’nın Mısırdan çıkışı,Hz.Muhammed’in hicreti gibi.Şimdi eski kitapları okuyan hayatı bilmeyen gerici zihniyet kendilerini mürşit ilan ediyor yada Putin gibi ihtiyatlı davranmayıp Ukrayna’ya giriyorlar.Liderlik ihtiyat ve tahmini doğru yapmak ile orantılı bir şey .Yada İsrail’in ne yapacağı belli iken Hamas liderlerinin ihtiyatsız ve basiretsiz kimseler olması sonucunda halkının düştüğü durum ortadadır.)
Sayfa 40
+1, seneca
" Doğru olanı yapmak zorunda değilsin. Dilediğin zaman bencil, kaba, kötü, basiretsiz, ukala, kötü ya da aptal biri olabilirsin. Aslına bakarsan kötü yola sapmayı teşvik eden şeyler dahi var. Elbette bütün suçlular yakalanmıyor. Ama bu tür bir düşünce yapısı genellikle nasıl sonuçlanıyor? Bu insanların hayatları nasıl? "
Sayfa 228 - Pegasus yayınları
Duygu ve Düşünce
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hangi inanç sistemi ayıracaktı onu bu pisliğin ayak yolundan? Etrafında birçok safsatacı, onurlu bir yaşamdan bahsederken, görünen o ki kendi tahlillerini pek de iyi yapamıyorlardı. Devlet arazilerini satın alıp, imara açılması için avanta dağıtıp, elli yüz katı rant kazananlarla mücadele etmişti mesleğinin ilk yıllarında. Hatta o kadar komik paralara kamu arazilerini, halkın malını yağmalanlarla yüz göz olmuştu ki her geçen gün içi hınçla dolmuştu. Fabrikatör bozması, mafya olamayacak kadar korkak, basiretsiz bir yüzdecinin yaptığı usulsüzlükleri deşifre etmek için gecesini gündüzüne katmıştı ki iş yüksek mevkilere kadar gitmişti. Muhatap olduğu kişilerin elinin kolunun nasıl bağlandığını görünce, içinde bulunduğu durumun acziyetini hemen kavramıştı. Bir yol seçmeliydi ya öğrencilik yılları gibi direnecekti ya da zalimin zulmüne susup, kendi yoluna devam edecekti.
Irak, Osmanlı İmparatorluğu'nun Musul, Bağdat ve Basra Vilayetleri üzerinde kurulmuştur. Musul "Milli Misak"ın içinde olduğu halde sırf Kerkük petrolleri yüzünden İngilizler direnmişler, bu yüzden Şeyh Sait İsyanını çıkarmışlar; Balkan, Cihan ve Kurtuluş Savaş-larından bitkin ve yıkık bir halde çıkan Türkiye yeni bir savaşa girecek güçte olmadığı için nihayet Kerkük Türk-leri ile birlikte Musul'u da feda etmek zorunda kalmıştı. Bu eski Musul vilâyetimizin güney bölümlerinde "Türkmen" denilen Irak Türkleri yaşamaktadır. Sayıları 750.000 kadar olan bu Türkler millî şuur bakımından örnek seviyede bir topluluktur. Bu topluluktan Irak Dev-leti'ne karşı hiçbir zarar gelmediği halde Irak Hükümeti bunlara gereğince bir azınlık hakkı tanımamıştır. Aksine, kendisine isyan eden ve dağlık bölgelerde tutunup Rus, Amerikan, İngiliz ve Acem yardımı gören Kürtlere hak-lar ve tavizler verirken Türklerin varlığını bile unutmuş gibi gözükmüştür. Türkiye'ye gelen bu General Ammâş, bir süre önce bir Türk gazetecisiyle yaptığı konuşmada "bu meseleyi fazla kurcalamayın. Hem Türkler ancak 150.000 kişidir" demek suretiyle bir devlet adamına yakışmayan bir ağız kullanmıştır. Ammâş, milletlerin değer ve ehemmiyetinin nüfus sayısıyla ölçülemeyeceğini unutmuş gözüküyor. Irak Türkleri 150.000 kişi de olsa Türk ve büyük bir tarihî mirasın neticesi oldukları için bir buçuk milyon Kürtten daha mühimdir. Ehemmiyet sayı ile orantılı olsaydı 100 milyon Arap iki buçuk milyon Yahudiye yenilmezdi. Irak Devleti de hemen bütün Arap devletleri gibi istik-rarsız bir devlettir ve varlığının emniyete alınması şartla-rının başında Türkiye ile iyi geçinmek gelir. Bugün Kuzey Irak'ta Barzânî'ye muhtariyet vermek, Irak kabinesine birkaç Kürt almak, onların her türlü azın-lık haklarını tanımak ve "Irak Devleti
Sayfa 420 - 421·Kitabı okudu
''Eğer tanrılar benim hakkımda, başıma gelecekler hakkında karar vermişlerse, kuşkusuz en iyisini yapmışlardır. Çünkü basiretsiz bir tanrı tasavvur edilemez.''
Sayfa 62·Kitabı okudu
Alıntı