Hastane odasından zar zor aldığı nefesle son bir cümle sarfetti adam: "Basiretsiz bir tutkuyla yanımda olmanı istiyorum ve sen bunu iliklerine kadar biliyorsun" O an sadece açık olan pencerenin kenarına konan beyaz bir güvercin bakabildi odadaki ruhsuz bedene Sonra kanatlarına konan yükle süzüldü gökyüzüne...
Şerhler - 2
Başkalarının muhtaç olduğu vahayı inşa etmek adına kendi ruhunun pınarlarını kurutan insan, nihayetinde hüsranın eşiğine varır. Hudutsuz şefkat, mefkuresiz merhamet, ahlakı ikame etmek şöyle dursun, bizzat şerri besleyen ve insanı kendi mukaddesatından vuran sinsi bir marazdır. ​Başkalarının yarasına merhem sürmek davasıyla yola çıkıp, her hamlemde kendi kalbimi hançerlediğimi gördüğüm an, sahte aydınlığın çehresindeki peçeyi indirdim. İdrak ettim ki; adaletin riayet edilmediği, çileyle harmanlanmayan ve sınırları çizilmemiş basiretsiz "iyilik", bir fazilet nişanesi değil; ruhun kendi cevherini hoyrat ellere peşkeş çektiği muazzam bir gaflet uçurumudur. ​Bu uyanış, mukaddes bir geri çekiliştir. Artık yeryüzünün kıymet bilmez, asalak karanlığına feda edilecek tek bir soluk, serilecek tek bir seccade kalmamıştır. Her şeyi sineye çeken, cömert fakat iradesiz "iyi insan" suretinden, uysal ve feda edilmiş kimlikten, mağrur ve müstakil bir azametle istifa ediyorum. Varsın yeryüzü kendi çölünde kavrulsun; zira öz nefsinin muhasebesini yapamayanın, aleme nizam verme iddiası beyhudedir.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Aşk bir bakakalma hâlidir. Sonsuz bir şaşkınlık hâli... Soğuk bir aralık sabahında, uyanır uyanmaz üzerinde ince pijamalarınla bahçeye çıkıp üşümenin ötesinde bir titreme hâlidir. Aşk, bütün gün oyun oynayıp öğle uykusu için annenizin sizi serin bir odada, yün yorganın altına sokup alnınıza bir öpücük kondurmasının ardından, odadan çıkar çıkmaz ve kapıyı kapatır kapatmaz, uyku ile karışmış bir uyanıklık hâlidir. Aşk, insanın fabrika ayarıdır. Odanın serinliği, yorganın yoğunlaşmakta olan sıcaklığına yerini bırakırken farkına vardığın bedenindeki huzur, kalbindeki güven hâlidir. Aşk, onun sesi, onun kokusu, onun varlığı, senin bunları yaşamaktan duyduğun ayrıcalık hâlidir. Aşk, maddenin koklaşma hâlidir." ✨️ "Hangi inanç sistemi ayıracaktı onu bu pisliğin ayak yolundan? Etrafında birçok safsatacı, onurlu bir yaşamdan bahsederken, görünen o ki kendi tahlillerini pek de iyi yapamıyorlardı. Devlet arazilerini satın alıp, imara açılması için avanta dağıtıp, elli yüz katı rant kazananlarla mücadele etmişti mesleğinin ilk yıllarında. Hatta o kadar komik paralara kamu arazilerini, halkın malını yağmalanlarla yüz göz olmuştu ki her geçen gün içi hınçla dolmuştu. Fabrikatör bozması, mafya olamayacak kadar korkak, basiretsiz bir yüzdecinin yaptığı usulsüzlükleri deşifre etmek için gecesini gündüzüne katmıştı ki iş yüksek mevkilere kadar gitmişti. Muhatap olduğu kişilerin elinin kolunun nasıl bağlandığını görünce, içinde bulunduğu durumun acziyetini hemen kavramıştı. Bir yol seçmeliydi ya öğrencilik yılları gibi direnecekti ya da zalimin zulmüne susup, kendi yoluna devam edecekti."
“Kürt kadınına dil uzatanlar, tarihin karşısında kendi küçüklüklerini sergiler.. Onurumuz basiretsiz insanların sözlerinden büyük, köklerimiz sizin önyargılarınızdan derindir..” Sınırınızı aşmayın..Dilinizi değil, olmayan seviyenizi yükseltin..”
Gazze’den Doğu Türkistan’a, Sudan’dan Keşmir’e kadar zulüm altında inleyen ve basiretsiz, münafık yönetimlerin kıskacında yalnız bırakılan tüm mazlum beldelerin kurtuluşuna vesile olması duasıyla... Kalbimiz mahzun olsa da umudumuz her daim diri. Bayramımız mübarek olsun.
1000Kitap
AVCI AVINI GÖRÜLMEDİĞİ YERDEN VURUR...
"Bir hükümdarın ordusu ne denli güçlü olursa olsun, yabancı bir ülkeye girebilmek için, o ülke halkının desteğine gereksinmesi vardır." Niccolo Machiavelli , Prens Prens'ten. Mürşidim 21. Söz'ünde diyor ki: "Şu vesvese öyle bir şeydir ki, cehil onu dâvet eder, ilim onu tard eder." Hem de ekliyor: "Tanımazsan gelir, tanısan gider." Eyvallah. Bu düğüm çözücü bahis beni A'râf sûresinin 27. ayetine götürüyor. Hani orada kısa bir mealiyle buyruluyor: "O (şeytan) ve yandaşları onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler." İşte bu iki hakikati birbiriyle ilişkilendiriyorum. Çünkü biliyorum: Cehalet de körlüğün bir çeşididir. Algının bozulduğu bir yerdir. Bunu sadece "gerçekleri görememek" bağlamında da kullanmıyorum. Hayır. Fazlası var. Cehâletin en kötüsü düşmanını sezememektir. Hattâ onu dost bilmektir. Belki biraz da bu sebeple Olağan Şüpheliler'de Kevin Spacey'in dilinden denir: "Şeytanın en büyük hilesi tüm dünyayı aslında varolmadığına inandırmakmış." Yine benzeri bir ifade Şeytanın Avukatı'nda Al Pacino'nun ağzından tekrarlanır. Nurcularsa mezkûr manaya tâ Lem'alar'dan aşinadır: "İblis'in en mühim bir desisesi, kendini, kendine tâbi olanlara inkâr ettirmektir." Yâni "görülmedikleri yerlerden görmek" cümle iblislerin sahip olduğu bir avantaj. Bir strateji. İmtihan sırrı gereği bağışlanmış bir imkân. Hattâ bir gelenek. Onlar da tuzaklarını böyle menzillere kuruyorlar. Dikkat edin: Küresel güçlerin "toplum mühendisliği" çalışmaları da yine aynı taktikî zemin üzerinden yürütülüyor günümüzde. Felâk sûresindeki o sırlı anlatıma dokunursak: "Düğümlere üfleyenlerin kötülüğü" bizim onları sezemediğimiz yerlerden bünyeyi sarıyor. Aldatıyor. Kandırıyor. Yandırıyor. __Öyle ya: Düğüm nedir? Düğüm iki nesnenin birbirine tutturulduğu kısımdır. Düğümler sayesinde
Tefekkürât