Çocuk ve Hiperaktivite
Hiperaktivite olarak adlandırılan klinik tablolarda, bedenin özne için bir Öteki haline gelmesi olgusu daha görünür bir biçimde ortaya çıkar. Çünkü burada çocuk yalnızca çevresinin şikayet ettiği biri değildir; her şeyden önce kendi bedeninin ilk mağdurudur. Çocuk bedene sahip değildir, beden çocuğa sahip. Beden, öznenin tasarrufuna tam olarak girmeyen, kendi başına hareket eden ve onu sürekli aşan bir gerçeklik olarak deneyimlenir. Bu nedenle hiperaktif çocuğun temel sorunu yalnızca "yerinde duramamak" değildir ve buraya indirgenemez. Kökende, beden ile özne arasındaki ilişkinin tam olarak düğümlenememesi söz konusudur. Çocuk çoğu zaman bedenini yönetemediğini değil, bedeninin kendisini yönettiğini hisseder. Hareket eden kendisi değil, bedenidir. Bu nedenle beden, öznenin sahip olduğu bir araç olmaktan çıkarak, öznenin katlanmak zorunda kaldığı bir Öteki olarak görünmeye başlar. Bu durum, kontrolden çıkmış bir arabanın içinde bulunmaya benzetilebilir. Direksiyon sizin elinizdedir; fakat araç sizi dinlememektedir. Ya da eyerlenmemiş bir atın üzerinde bulunmaya benzer. At hareket etmektedir, ancak hareketin yönünü belirleyen binici değildir. Hiperaktif çocuk da çoğu zaman bedenini bu şekilde deneyimler: Hareket etmektedir, fakat hareketin öznesi olduğunu hissedememektedir. Dolto'nun katkısı tam da bu noktada önem kazanır. Çünkü Dolto, çocuğun yaşadığı güçlüğü davranış düzeyinde ele almaz. Ona göre mesele, çocuğun bedeninde yaşadığı şeyi simgeleştirebileceği alanlar bulabilmesidir. Çizim, oyun, hikaye kurma, modelleme veya çeşitli temsil faaliyetleri bu nedenle önemlidir. Bunlar psikanalizde pedagojik araçlar değil, çocuğun bedeninde yaşadığı dağınık deneyimleri gösterenler aracılığıyla örgütleyebildiği alternatif simgeleştirme alanlarıdır. Çocuk bu alanlarda
Basit değil, dillere destan bir aşkla, sıradan değil her gün farklı bir heyecanla, ruhsuz değil ruhum avucumda seveceğim seni. Fevkalade memnun olacağız dünyaya geldiğimize.
Reklam
​Basit mutluluklarımız olsun! Annen en sevdiğin tarçınlı keki mi yapmış, sokağın delisi gibi sırıt dur. Bahar gelişini mi duyurmuş, tak yakana bir çiçek kırlarda ağırla onu.Bırak bir kere de bozsun yağmur saçlarını. Ve öyle hüzünlerimiz olsun ki, Bir kedi ölünce yas tutalım, ağaçlara ayaz vurunca içimiz titreyebilsin. Olur da yağmur gelmeyi unutursa toprağa, kırlar adına biz de bekleyelim onu.
CGI
CGI (Computer Generated Imagery) Türkçesi: bilgisayar destekli görsel efekt veya daha basit haliyle: bilgisayarda üretilmiş görüntü. Mesela bir filmde: * ejderha varsa, * uzay gemisi varsa, * görünmez araba varsa, * dev patlamalar varsa, * gerçek hayatta çekilmesi mümkün olmayan sahneler varsa, bunların büyük kısmı CGI ile yapılır.
Suriye'nin Yeniden Dizaynı: Stratejik Sessizlikten Kurumsal Rehabilitasyona I. Giriş: Yanlış Soruların Esareti Buckingham Sarayı'nın altın yaldızlı salonlarında iki adam el sıkışıyor. Biri İngiltere Kralı III. Charles. Diğeri, bundan yalnızca bir yıl önce üzerine 10 milyon dolar ödül konmuş, ABD'nin terör listesinde adı geçen Ebu Muhammed el Şara. Bu fotoğraf bir soruyu zorunlu kılıyor: Bu nasıl mümkün oldu? Ortadoğu coğrafyası üzerine yapılan analizlerin büyük çoğunluğu bu soruyu sormaz. Bunun yerine daha güvenli, daha sığ sorularla yetinir: "IŞİD neden bu kadar güçlendi?" veya "Esad neden düştü?" Oysa doğru sorular çok daha rahatsız edicidir: IŞİD kimin işine yaradı? Şara'yı kim, ne zaman ve hangi araçlarla rehabilite etti? Ve tüm bu kaosun sonunda kim kazandı? Bu makale, Suriye'de yaşananların ne bir tesadüf ne de öngörülemeyen bir "blowback" mekanizmasından ibaret olduğunu savunuyor. Ortada, adım adım ve çok aktörlü biçimde inşa edilmiş bir bölgesel dizayn var. Ve bu dizaynın mimarlarını bulmak için komplo teorisine değil, yalnızca sonuçlara bakmak yeterli. II. Blowback'ten Öte: IŞİD ve Güç Boşluğu 2003 yılında ABD'nin Irak'ı işgali, sadece bir rejimi devirmenin çok ötesine geçti. Ordular lağvedildi, devletin kurumsal hafızası silindi, onlarca yıllık güvenlik bürokrasisi bir gecede yok edildi. Geriye devasa bir güç boşluğu kaldı. IŞİD bu enkazdan beslendi, büyüdü ve zamanla Suriye iç savaşının yarattığı ikinci boşlukta gerçek bir devlet gibi hareket etmeye başladı. Buna "blowback" deniyor: Bir müdahalenin, müdahale edenin öngöremediği yıkıcı sonuçlar doğurması. Daha önce de görülmüştü; 1980'lerde Sovyetlere karşı CIA tarafından beslenen Afgan mücahidleri, zamanla El Kaide'ye dönüşmüştü. Ancak blowback teorisi, IŞİD söz konusu olduğunda kritik bir soruyu
1000Kitap
Stratejik Sessizlikten Büyük Plana: IŞİD, HTŞ ve Suriye'nin Yeniden Dizaynı Yanlış Sorulan Sorular Ortadoğu'ya dair her tartışma, yanlış sorularla başlar. "IŞİD neden bu kadar güçlendi?" diye sorulur, "IŞİD kimin işine yaradı?" diye sorulmaz. "HTŞ lideri Şara nasıl dönüştü?" diye sorulur, "Bu dönüşümü kim, ne zaman ve hangi araçlarla planladı?" diye sorulmaz. Doğru soruları sormak, doğru cevaplara giden tek yoldur. Bu makale o soruları sormaya çalışıyor. Birinci Perde: IŞİD ve Stratejik Körlük 2003 ABD işgali Irak'ı paramparça etti. Sadece bir rejim yıkılmadı; ordular lağvedildi, devlet aygıtı çöktü, onlarca yıllık bürokratik hafıza silindi. Geriye devasa bir güç boşluğu kaldı. Bu boşluktan IŞİD filizlendi. Buna "blowback" deniyor: Bir müdahalenin, müdahale edenin öngöremediği yıkıcı sonuçlar doğurması. Afganistan'da Sovyetlere karşı beslenen mücahidlerin zamanla El Kaide'ye dönüşmesi de aynı mekanizmanın ürünüydü. Ama blowback teorisi bir noktada duruyor ve yetersiz kalıyor. IŞİD dört yıl boyunca Suriye ve Irak topraklarında fiilen devlet kurdu. Petrol sattı, vergi topladı, mahkeme işletti. Onlarca ülkeye saldırılar düzenledi; Paris'te, Brüksel'de, İstanbul'da, Kahire'de kan döktü. Ama sınırını fiilen paylaştığı İsrail'e tek bir koordineli, ciddi saldırı düzenlemedi. Resmi açıklama şu: "Yakın düşman" ideolojisi. Selefi-cihadist gelenekte önce yerel yönetimleri, mürtet saydığı rejimleri devir; sonra İsrail'e yönel. Ama bu ideolojik açıklama kritik bir gerçeği gizliyor. IŞİD, İsrail sınırına en yakın olduğu dönemde bile Golan hattında tek bir ciddi operasyon yapmadı. Öte yandan İsrail, IŞİD'e karşı tek bir hava saldırısı düzenlemedi. Üstelik İsrail hastaneleri, IŞİD bağlantılı Suriyeli yaralıları tedavi etti. Buna resmi bir ad bile verildi: "Hayırsever Komşu
Tarih
Reklam
Reklam