10/10
·356 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 17:37
Kuzey Tayland Dağları'ndaki bir Budist: "Hayat" demişti, "bir kendini ifade vasıtası olarak sunulmuştur ve peşinde olduğumuz bu şeyi, yalnızca YÜREĞİMİZİ DİNLEDİĞİMİZDE verir." Bu kendini ifadenin en yüksek formları iyilik yapmaktır. Kalıcı yuvamızdan uzakta yollara düşmüş olabiliriz, fakat biz turist değiliz. Kendimiz ve hayattaki başkaları için daha yüksek bir bilinç düzeyine evrimleşmenin SORUMLULUĞUNU taşımaktayız. Dolayısıyla bu kolektif bir yolculuktur. Bizler iki dünyada, maddesel ve ruhsal dünyada yaşam süren ilahi fakat noksan varlıklarız. Uzay ve zaman vasıtasıyla her ikisi arasında mekik dokumak ve bu paralelde kendi kendimizin efendisi olmayı ve bilgi edinmeyi öğrenmek bizim kaderimizdir. Bu sürece sabır ve kararlılıkla güvenmemiz gerekir. Özümüz çoğu fiziksel misafirhanelerimizin içindeyken tam olarak bilinebilir değildir. Fakat benliğimizi asla yitirmeyiz, çünkü her zaman iki dünyaya da bağlılığımız sürer. Sayfa-355
Ruhların YolculuğuMichael Newton · RM-Bilyay · 2015410 okunma
10/10
·226 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:10
Katherine vaktinin çoğunu başkaları için Yeni Yıl mektupları yazarak geçiren, bir yandan da tamzamanlı iş arayan bir kadındır. Çocuk psikoloğu Wynn'dan Yeni Yıl geleneklerinin çocukları kandıran saçmalıklardan ibaret olduğunu savunduğu için hoşlanmamaktadır. İkisinin yolları devamlı gittikleri mekanda kesişir. Onları yakınlaştıran asıl sebep birbirine zıt iki insan oluşlarıdır. Bunu anladıklarında aşk çoktan başlamıştır.
Kar Tanelerinin Bir Bildiği VarDebbie Macomber · Novella Yayınları · 20141,818 okunma
Reklam
Puan vermedi·192 syf.··
2026 1. kitabı
Eril Dişil Bilgeliği Üstüne Kitaptaki psikolojik tespitler, ampirik (kanıtlanabilir) veri ve çağdaş çift terapisi ekolleri (Gottman, Imago veya Duygu Odaklı Terapi gibi) yerine, yazarın kendi şahsi ideolojik filtresine dayanmaktadır. Bu durum, bilimsel gerçeklik gibi sunulan ama aslında tamamen öznel ve dogmatik olan dogmaların okuyucuya "psikolojik rehberlik" adı altında dikte edilmesine yol açmaktadır. Bu tarz yetkinlik dışı psikolojik anlatılar, okuyucu üzerinde suçluluk ve yetersizlik hissi yaratma riski taşıdığı için klinik açıdan oldukça sakıncalı. Kitabın ana omurgasını, toplumsal cinsiyet rollerini dini kavramlarla harmanlayarak mutlaklaştırma çabası oluşturmaktadır. "Erkek Rahman isminin tecellisidir, kadın Rahîm isminin... Rahman isminin hayatımızdaki yansıması baba, dünyadaki yansıması güneştir ve temsil ettiği ateş elementi bedenimize hareket etme arzusu verir. Koruyan ve güvende hissettirendir. Rahîm isminin hayatımıza yansıması anne, dünyadaki yansıması ay, temsil ettiği element su elementidir. Gece gibi olan, kusurlarımızı örten, koşulsuz sevgi verendir." Bu satırlar, ilk bakışta manevi bir derinlik taşıyor gibi görünse de, özünde insan psikolojisini katı kutuplara sıkıştıran muhafazakar bir evren tasavvurudur. Erkeği "güneş, ateş, hareket ve koruyan aktif güç"; kadını ise "ay, su, gece, edilgen ve kusur örten" olarak kodlamak, 21. yüzyılın sosyo-ekonomik ve bireysel gerçekleriyle tamamen çelişmektedir. Kadını yalnızca "koşulsuz kabul eden ve örten bir gece" pozisyonuna indirgemek, onun bireysel sınırlarını, öfkesini, hak arayışını ve rasyonel varlığını yok saymaktır. Yazar, eril ve dişil prensipleri tanımlarken kendi içinde derin mantıksal çelişkilere düşmektedir. Kitabın ilerleyen sayfalarında, "Dişil uyumlu, eril muhalif olandır. Dişil
Celal ve Cemal Aynasında Eril Dişil BilgeliğiNevin Nesrin Soysal · Aile Yayınları · 2023458 okunma
Statü Endişesi
8/10
·360 syf.··
2026 21. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 17:57
Alain de Botton’ın Statü Endişesi eseri, modern bireyin ruhsal çıkmazlarını anlamlandırmak isteyenler için harita niteliğindedir. Botton; toplumun dayattığı "başarı" ve "takdir edilme" arzularının, bireyde nasıl kronik bir yetersizlik hissine, performans kaygısına ve derin bir varoluşsal anksiyeteye dönüştüğünü incelikle ortaya koyuyor. Danışan popülasyonunda sıkça rastladığımız "Başkaları ne der?" ya da "Yeterince başarılı mıyım?" sorularının altındaki sevilme ve onaylanma açlığını sosyolojik ve felsefi kökenleriyle görünür kılıyor. Kitap, bu zihinsel prangadan kurtulmak için sunduğu felsefe, sanat ve bohem yaşam gibi çözüm önerileriyle de terapötik bir işlev görerek, bireyi dışsal onay mekanizmalarından sıyrılıp kendi içsel değerini inşa etmeye davet ediyor. Büyük bir aydınlanma yaşamayacak fakat neden onaylanmaya muhtaç bir profil çiziyoruz sorusuna sohbet tadında cevaplar veren bir kitaptı. Alain Alain de Botton
Statü EndişesiAlain de Botton · Everest Yayınları · 20251,212 okunma
Watership Tepesi – Richard Adams Kitap Yorumu
Puan vermedi·436 syf.··
2026 1. kitabı
Bu kitapla tanışmam tamamen tesadüflere dayalı bir şey oldu. Bir gün ilk kitabını kırkından sonra çıkaran yazarlar hakkında bir araştırma yapıyordum (şu an neden öyle bir araştırma yaptığımı dahi hatırlamıyorum..) ve karşıma çıkan kitaplardan biri de Richard Adams’ın Watership Tepesi oldu. Kitap hakkında okuduğum birkaç küçük tanıtım yazısından sonra meraklanıp, (ki bence bu merak ve heyecan, bir kitaba başlamak için en önemli tetikleyici ve motive edici bir unsur) hevesle satın alıp ve dün itibari ile de bitirdim. Watership Tepesi’nin bende bıraktığı izlenime gelecek olursak, bilgilerim taze iken sıcağı sıcağına anlatmak istedim. Kendi sözlüğünü yaratan kitap Kitabı okumak ilk etapta nedense çok zor geldi. Sürekli notlar alıyor ve hikayeyi bir bütün olarak zihnimde toparlamaya çalışıyordum. Sebebi ise her tavşanın ayrı bir isminin olması, geçen mekanlar ve daha da önemlisi tanrının, kötülüğün, yırtıcıların, doğa ananın her şeyin tavşan diliyle (bkz. Lapin dili) bir karşılığı olmasıydı. Mesela sıradan bir kitapta “tanrı korusun” deniyor ama Watership Tepesi’nde tavşan diliyle bu “Frith korusun” olarak karşılık buluyordu. İşin komik yanı ve ne yazık ki üç yüz sayfa sonra fark edip kendime gülmeme sebep olan durum ise; tüm bu karşılıkların kitap arkasında zaten var olduğuydu. Notları boşuna almış olmadım ama en başta görseydim, en azından okurken neydi bu diye son sayfaya hızlıca göz atardım. Sadece bir tavşan hikayesi mi? Kitap gerçekten muazzam bir emekle hazırlanmış. Yazar sadece yüzeysel bir hikaye değil, aynı zamanda insan doğasına yakın duyguların başka bir dünyada nasıl yankı bulabileceğini titizlikle anlatmış. Bunun yanı sıra tavşanların doğasıyla ilgili de oldukça derin araştırmalar yapmış. (Kitabın önsözünde de special thanks olarak kaynaklarına
Edebiyat
Watership TepesiRichard Adams · Arkabahçe Yayıncılık · 2009232 okunma
Canan Tan - Piraye
Puan vermedi·393 syf.··
2026 19. kitabı
Eser kahraman bakış açısıyla yazılmıştır, Piraye hikayeyi bizzat anlatır. Akıcı ve kolay okunan bir eserdi. Bu açıdan kitapçıların "çıtır roman" dedikleri kategoriye girer diye düşünüyorum. Piraye konservatuvarda tiyatro bölümü istese de diş hekimi babası buna izin vermez ve üniversitede o da diş hekimliği okur. Babası çok okuyan, entelektüel bir aydındır. Nazım Hikmet'in sevgilisi Hatice Piraye'den esinlenerek ablasının adını Hatice, onun adını da Piraye koymuştur. Piraye'ye göre onun içindeki edebiyat tohumlarının temelini bu olay atmıştır. Babası sol temayüllü bir adamdır ve Piraye de doğal olarak bu temayülle büyür. Diş hekimliği fakültesine başlar, Esin isimli kolej arkadaşı da aynı fakültede okumaktadır. O biraz daha hoppa ama eğlenceli bir kızdır. Arif isimli oldukça yakışıklı bir sınıf arkadaşları vardır. Bir gün derse geç kalan Arif'e not verme vesilesiyle Piraye ve Arif tanışırlar. Vakit geçirdikçe ortak noktalarının fazla olduğunu, ikisinin de şiir sevdiğini görürler. Birbirlerine şiir kitapları hediye ederler. Arif devrimci şiirlerin yanına sevgi şiirleri de sıkıştırmaya başlar. Birbirleriyle şiirleşmeye başlarlar. Yaz tatili gelip çatar ve ismini koymadıkları sıcak bir ilişkileri vardır. Piraye yazı bu sebepten biraz huysuz geçirir. Annesinin onun şiirleri sakladığı kutuyu bulmasıyla da aralarında komünist olduğu gerekçesiyle bir gerilim yaşanır. Çünkü bu en başta eğitim hayatı için problemdir. Ayrıca Arif'in memur çocuğu olması ve maddi durumunun iyi olmaması da başka bir sorundur. Her ne kadar Piraye o ana kadar bu ilişkiye kendini çok yakın hissetmese de çocuğu ve durumunu sahiplenir. Annesi durumu babasına da şikayet eder ancak babası ılımlı ve sevecen yaklaşır. Arif ailesine kızdan bahseder ve tanıştırmak ister ancak Piraye resmiyete Arif
PirayeCanan Tan · Doğan Kitap · 201650,4bin okunma
Reklam
Reklam